Gıybet denen günahın altında inliyorum
İliklerime kadar ondan irkiliyorum
(Ağustos 1997)
Yaşamak bir kayanın çatlağında tutunmak
Ağaç olmak büyümek kolay değildir gülüm
Gün gelir can suyunu bulut kendine saklar
Ellerin yosun tutar yağmuru beklemekten
Gün gelir kırlangıçlar üstünde uçuşurlar
Gün gelir yalnızlıktan yaprakların sararır
Girdin benim kanıma
Dünya gözüme kaçtı
Kalbimi kundakladın
Kefenim kurtlar açtı
Süttozu biberonda
Haram ağızım açtı
Ya ben biraz günahkar biraz da serseriyim
Ya sen vakitsiz düştün kalbimin ortasına
Ya ben sıcak sevgimle saklayacağım seni
Ya da uçuracağım açıp ta penceremi...
Ya bu ilden göçmeli ya candan geçmeliyim
Ya da mahzûn mükedder şiir söylemeliyim
Sırtımda inci kaftan ibrişim tel işleme
Başımda deli maraz çıban olmuş işleme
Kimse alır mı bilmem eski sancılarımı
Dertler boyumu aşmış yürek tutmaz işleme
Bir saatlik ömrümde bıraksın da uyuyayım
Kervansaray kapısı kabir yolu işleme
Kimselere açamam kendimdendir şikâyet
Allah'ım kuluna ver Rabbanî istikamet
(Eylül 2002)
Kadın tek iki hece
Çözülmez bir bilmece
Biraz çocuk gibidir
Nazlanır sevilince
Latîf müberrâ varlık
Ruhu inceden ince
Fakir çaresizce boynunu bükse
Kalbim kurşun olur sıkılır kalır
Bir damla gözyaşı soframa değse
O anda taş olur kakılır kalır
İncir çekirdeğini doldurmaz düşüncenin
Neresinden tutayım nesini taşıyayım
Tabutumun ardından kabre girmeyecekse
Nasıl ikna olayım nasıl tam inanayım
(Nisan 2001)
Tohumlar toprağa elle serpilir
Bahçıvan eliyle gülleri okşar
Kuruyan dudaklar elle sulanır
Eller var ki baldan ırmak gibidir
Bu ellerde esmâ zikrini gördüm




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!