Malazgirt’te Alparslan kefen giyiyor
Elli bin yüreğe
İki yüz binlik Diyojen’i gösterip
Allah aşkına “Yürüyün! ” diyordu.
Yürüdü yürekler
Yürüdü, yürüdü kan revan içinde
Keşke diyorum
Keşke sen olsaydın sevdiğim
Sana sunsaydım aşkımı çiçek çiçek
Giden sen olsaydın da, gitmeseydin
Hep yanımda kalsaydın.
Nasıl özlemişim, bir bilsen seni
Hasretin her sabah, saçarsın yârim
Nasıl taç ederim, bir bilsen seni
Sense rüyalara, kaçarsın yârim.
Yaşıyorum sensiz, bu garip yolda
NEDEN KIYMETLENİR ZAMAN
Cahit Sıtkı’yı bu kadar okumazdım
Uzaklara uzanıyorum büyüdükçe hasretim
Ömrüm hayallerimi aramakla geçiyor
Kaç geceyi gözyaşlarıma boyadım
Yarınımda sen var mısın, olacak mısın
Sorulara takılıp kalıyorum
Unuttun sanıyorsan, kandırmak yok kendini
Ben seni unutmadan, beni unutamazsın
Kuruttun sanıyorsan yıkılmayan bendini
Ben seni unutmadan, beni unutamazsın
Sileyim dersin son kez silmeler yasaklanır
Ne söylesem sana, nasıl anlatsam
O kadar dil döktüm, sevmek bilmezsin
Sivri diken olup eline batsam
Kızıp da yürekten sövmek bilmezsin.
Desem ki güzelsin yok sana benzer
Bu sokak kimsesizler sokağı
Dönüşü bekleyen ayaklar gezer kaldırımlarda
Bazen yıldızlar çıkar
Gönülleri kalabalıkta yalnızdır bilirim
Adına göz kırpmak derler ya
Hep çırpınırlar, hep çırpınırlar.
Labirentlerin ortasında bir yitik duygu arayış
Sahipsizliği peşinden sürükle rüzgâr
Sonbahar mevsimini doku renklerine
Ne yaza vuslat koy ne ilkbahara
Bir yazın hayalini taşı dudaklarına
Ayrılık varsa senden gelen
Kıyamete gerek yok benim için
Gittin, koptun ya, dönmezsen eğer
Götüren yollara Azrail'im deyip
Ardından dökecek yaş çok benim için,
.......................................Çok benim için.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!