Saat kulesinde üşürse zaman
Bilge Kağan’a dönmemiz gerekir
Çifte Minare’de yanan o yakut
Kim için yanar bilmemiz gerekir
Mazinin dalında serçeye benzer
Yürek gibidir doksan üçte donan
Sözlerime hüzün yazıyorum
Her hecenin gözü yaşlı
Hasret bir yanda arzu bir yanda
Geceler uzun, geceler sensiz
Geceler bin başlı
İşte yine geliyor sonbahar
Yine sararıp düşecek
Dün hayatla dolmuş, yeşile bürünmüş
Baharın izi yapraklar.
İşte yine geliyor sonbahar
Bulutlar gözlerime doluyor
Yıldızlar yüreğime
Ne kadar uzatırsam uzatayım
Kader bu
Sensizlik düşüyor hep ellerime
Ve yol
En başından
Ve yol kendinden kırık
Kaldırımlar sebepsiz küslüğü taşır
Birbirinden hep uzak
Bütün yalnızlıklarımı
Hayal kırıklıklarımı
Umutsuzluklarımı
Gözyaşlarımı
Sabahları karşılayan hıçkırıklarımı
Gönderdin de geldin.
Mahkeme kurulmuş
Kara cübbeli
Çatık kaşlı hâkimler
Dik yakalı savcılar
Bir peri avukat dilsiz
Savunmalar ithamlar uçuşmuş sağa sola
Bir yağmur damlası dokunsa saçına,
Alıp götürecek sanırım...
Bir damla yaş süzülse yanağından,
Üzülür,
İzini kıskanırım.
Nedim derler bir şair
Kendi halinde yaşarmış
Her gördüğü güzel şeye
Hemen
Güzel şiirler yazarmış.
Düşmez kalkmaz bir Allah
Derler ki bir Abbasi halifesi
İki yıl saltanat sürmüş
Memleketinde o
En zengin tek gülmüş.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!