Çırpınır bir serçenin yüreğinde
Öylesine heyecanlı yüreğim
Bir servinin uzayan gölgesinde
Uzanıp da tutmak ister
Sıcaklığında erimek isteyen ellerim.
Kalabalık bir istasyondayım
Her yanda şaşkın yolcular ben gibi
Huysuz, umutsuzlar sebepsiz
Aniden çakmış şimşekler yüreklerine
Karışmış pusulalarının dört bir yönü
Güneş nihayet göründü yüreğime
Gece bitti
Bin yıldır ayazlardaydı ellerim
Bir bilsen
Bir bilsen nasıl sevindi nasıl sevindi
Uyku yokluğunda kaçışı sevginin
Varlığında sarılışı bir hülyanın
Sevmek umudu bir saç kokusunun
Sütlaç kâsesinin tadı
Issız sokaklarda yankılanan ayak sesi
Bir tohum tesadüf bu ya
Ayrılır dalından
Güneşten kopar
Geceleri görmemek için belki
Yavaşça gömülür toprağa.
Toprağım
Yaş altmışı geçti toprağım
Her an bir kazma daha vuruluyor yere
Yüzümü hangi tarafa dönsem güneş batıyor
Aynaya bakıyorum
Avuçlarıma gün ışığı koyarım toplayıp saçlarından
İnanırım gözlerine her mavinin her tonunda
Bakışları derim yüreğinindir
Sevdamı sunarken içten içe
Yüreğimdir derim gördüğüme
Yüreğimi görürüm
Üşüdüm Say
Ufkun fırlattığı karanlıklar gözlerimde
Şelalelerin donduğu andayım
Uzaklığın büyür her göz kırpışımda
Gökyüzü sen olursun, karanlık, aydınlık sen
Dışarıda rüzgâr var
Üşüyorum
Alev alev bedenim
Nedense yüreğim soğuk
Üşüyorum
Uykusuz bir gecenin sabahındayım
Karanlığı yırtan feryatlarım var
Şafak yaklaşıyor işte
Saatin hükmünün olmadığı an bu
Uykumu kesen bu testereler kimin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!