Hasret büyür ardından
Eller üşür
Giden varsa eğer bir gece yarısı
En korkunç elbiselerini giyer hafakanlar
Tüm saniyelere üşüşür.
Yalnızlık nikâh kıyar siyah bir gelinlikle
Her yerde çiçekler açardı
Sevdiğim kadar beni sevseydin
Bütün gözyaşlarımı bana bırakıp
Ne olurdu
Gitmeseydin.
Bir sevda değil miydi aradığın
Yüzlerden düşen bin parça oldu
Sen buralardan gittiğinde yar
Semaya bakan acıyıp durdu
Sen buralardan gittiğinde yar.
Bahar gelmişti, ardından bitti
Yazmak mıdır aslolan yaşamak mı
Bir türkünün ahenginde salınmak
iki göze dikip bakışlarını
Anlamsızlığında anlam taşıyan satırlarda dolaşıp
Sessiz sakin bir hikâye okumak
Yine yağmur yağdı damla damla
Yine gözyaşlarım gibi bulutlar
Ey Garip Hoca'nın garip gönlü
Ya hep gül gönlüm, yahut da ağla.
Yağınca yağmur yıkanır kirler
Yokluğun geceyi alıp götürünce
Kirpiklerim hasrete tomurcuklandı
Eski ağrılar saplandı göğsüme
Ellere küstü ellerim
Yılan yolların başladığı yere çöktüm
Özlemler omuzlarıma çöreklenmiş
Gölgesiz Gece
Gece yine gölgesiz yine sessiz
Bir ben miyim uykusuz
Boğumlarına hıçkırık dizmiş akrep düşüncelerim
Kafdağı kadar uzak bir vuslatın esiriyim
Ve umut yüklü düşünceler boyun büker
Oturur bir köşeye
Gölgesiyle konuşur
***
Hani der vuslat vardı bir kanarya sesinde
Bir beyaz gül açacaktı mevsime inat
Gönül bu alı da bulur balı da
Gezer çiçek çiçek durmayı bilmez
Bazen bir yaprakta bazen çalıda
Bulur sevdasını sarmayı bilmez.
Dağlara taşlara söyler derdini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!