Bir cennet var imiş bu hayat ötesinde gülüm. Bilmiyorum var mı öyle bir yer. Zaten olsada kandırmaz beni.
Ben dünyada yaşadım en güzel cenneti.
Bir efkâr basar içimi akşamları. Yalnızlığım aklıma gelir o zamanlar. İşte o an cennette yaşadıklarım gelir
aklıma. Buruk bir tebessüm konar dudaklarıma.Ve ardından bir cümle dökülür dudaklarımdan.
'Seni seviyorum Gülüm.'
Yine sensiz, yalnız geçen karanlık gecelerden birindeyim. bak işte, yine ansızın düştün aklıma. Ve ben yine sensiz, bitmek bilmeyen karanlık, zindan gecelerimden birine adım attım. Elinden oyuncağı alınmış çocuk gibiyim, ha ağladım ha ağlayacağım. Sen ise hiç tanımadığım birinin kollarında yine beni düşünüyorsun. İşte kader diye buna derim ben.
Ne kadar garip değil mi? İkimiz de birbirine çok yakın iki kıyıda karşılıklı duran gemici fenerleri gibiyiz ve ikimizde birbirimize bakıp iç çekeriz.Ama talihsizlik bu ya ne kadar yakın olsak birbirimize bir araya gelemiyoruz.Seni düşünmek yok mu! ! ! Çıldırtıyor şu kuş kanatlı kalbimi. Seni düşündüğümde Fırat kıyısından turnalar havalanıyor, bir cinayet işleniyor Endonezya'da bir yerde. Dişi maral eşine ağlıyor yağmur ormanlarında ve ben sana, sensizliğe sessizce, çığlık çığlığa ağlıyorum senden uzakta. Duyuyor musun? .
Deli bir tay gibiyim, vadinin en güzel ama en tehlikeli yarlarında eğitiyorsun beni. Hadi gel çırılçıplak ve savunmasızım sana karşı, al beni kollarına erit beni aşk potanda. Sımsıkı sar beni bırakma ne olursun. Bak üşüyorum sensiz.
Her sabah güne seninle merhaba derim, senin hayalinle başlarım ben yeni güne. Elini uzatsan
tutarsın ellerimden bilirim. Bir söz söylesen 'seni seviyorum desen veya küfür etsen... İşte o gün senin için ölürüm.İsterim ki o günüm seninle geçsin, gecem seninle geçsiz ve düşlerin seninle renklensin. Nedir bu ha nedir? Kader mi? Alın yazısı mı? Nedir bu beni senden uzaklara savuran fırtına?
Bıktım artık, yeter sana çektiğim hasret. Çölse çölleri geçeceğim, dağsa dağları deleceğim.
Sen...
'Geliyorum sevgilim, hasret bitti' dediğinde,
kor olacak bedenim,
her zerresi ayrı titreyecek.
Kirpiklerim cilve yapmayacak birbirine,
sevişmeyecek.
Er ya da geç;
Yağmur duracak ve güneş açacak.
Er ya da geç;
Kış bahara dönecek,
Çocuklar tarlalarda gelincik derecek.
Er ya da geç;
Dün gece...
Bir cinayet işlendi düşümün ortasında.
Görmedim desem inanır mısınız,
Gündüzün karanlığında.
Yahut gördüm desem
Gecenin ilahi aydınlığında.
Damladın yüreğime,
Şimdi kor oldun.
Çisil gelmiş idin,
Şimdi sel oldun.
Bir kez olsun damla dedim,
Nehir oldun, göl oldun.
Uyuyordum bir süredir
Bir süredir
Halkım uyumaktaydı.
Kahpe dünya yatağımız
Kara gök yorganımızdı
Yıl 1993
Ellerim ellerini arıyor,
Gözlerim gözlerini soruyor,
Kollarım boşluğu sardıkça,
İçim acıyor, yüreğim yanıyor
Alanya, 03 Haziran 2001
Gittiğin o günden beri
Karlı dağlar hep puslu
Yokluğunun penceresine ilişmişim
Kirpiklerim yağmurlu
Sakallarım uzadı boyluboyunca
Artık işe de gitmiyorum
Unutulmuş bir sonbahar sabahında
Bulunmayı bekleyen antik bir kent edâsıyla
Tepelerden yükselen güneşin,
Sanki... Sanki ölesiye inadına,
Apansız çıkıverdi karşıma;
O muhteşem endamıyla Prenses Natalia




-
Sinem Güç
-
Aslihan Erdal
-
Nevin-turan
Tüm Yorumlarmerhabalar şiirlerinizden bir kaçını yorumlamak istiyorum izniniz olursa
Selam Şiiradam...Şiirlerin iki sene önce olduğu gibi yine insanların kalplerine klavuz olmaya devam ediyor...Yanlız birşey dikkatimi çekti; çok yeni tarihler göremedim....Şiirlerini okumak güzel, Alanya da seninle tanışmış olmakta güzel...Yeni şiirlerini bekliyorum. Hoşkal AşkAdamı
selam sana şiiradam! ! ! şiirlerini büyük bir zevkle okudum.Satır satır kelime kelime.... Duygulandım, ağladım...Yüreğinge yaşanmamış özlemleri, isyanı, zaman zaman sevdalara olan kırgınlığı, hayata küskünlüğü yaşadım...Bu duygu seline kapılmış giderken sana eselenmek istedim şiir adam...
Yolun ...