her iklim kendince yaşar aşkın töresini
kendi kavlince gürela
bilesin ki bu serüvende ne yağmurumuz aynıdır
ne rüzgarımız ne de bulutumuz
lakin aynıdır umudumuz...
senin gözlerinin ateşi
Hadi git
yaralanmış bir akşam vakti ömrüm
beni geceler bile anlar oldu
bütün ezgilerin sustuğu diyardayım
sen anlamadın gülüm suskunluğumu
halepçeden bir fotoğrafa ağıt
konuş suskunluğum
açmışken ağzını ölümle
bir tek sözcükle olsa konuş
dünya çiçeklerine canlarına
Hayat
Kaçağım, eşkıya aşklar yaşarım durmadan
kaşla göz, dağla uçurum arası....
konar göçerim, sürgünlüğümü yurtlanmaz yerleşik sevdalar,
sığsın isterler defnelerim küçücük saksılarına.
yetmez dağ başlarımın teslimiyeti istenir;
dalgın bir hüzünüm sevdalarda
yüzünü yüzüme asanda...
yüreğim çığlıkla bıçaklananda
haziran gibi toparlanır
düşerim yollara...
bu kent öyle aç,öyle aç ki
köklerim dallarını yedi,dallarım kuşlarını...
ben bir kuru çınarım, ağladım yapraklarımı...
kör bir çocuğun gözyaşlarıdır yüreğim...
bakıp unutmuşum gözlerimi sende...
son sevip unutmuşum yüreğimi...
dokunup unutmuşum ellerimi su bedeninde...
HAZERİ
güle güle ay gızıl güneş.
ne göçehti görmeh batanda seni.
menim kimin gedri bilinmez birine benziyirsen.
umutsuz, temaşenle sen.
gerçek yaşamımın dilisin, fikrimsin
bilinçli varlığım yaşam sevincim, etkin ilgimsin..
mavi dağlarım var göğün dirilttiği
dünyaya kök salan yüzü denize.
humma dudaklı gece
dekorsuz hayat güzeldir.
karası közlü kömür yangına pusuda.
akı acı su yeşilinde gözlerin bekliyor pusuda.
gökyüzünde bir yara kabuğu gibi dolunay
ıslığım türkü doldurduğunda ceplerine
değmeyin yüreğime,
ıslığın değdiği yeter yollara düşmüşlüğüme...
birde sırtı ayazda kalmışta üşütmüşse bulut
bak nasılda hapşırarak burnu akacak
zilzurna serseriliğime




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!