Gökyüzünün maviliğini
Güneşin sıcaklığını
Denizin cömertliğini
Doğduğun gün farkettim
Dağların doruğunu
Yiten hiç bir şeyin hükmü yoktur
Ömür iki kirpik arası bir yolculuktur
En güzel düşlerin orta yerinde
Ansızın durduruverir zamanı
Artık Güneşin de hükmü yoktur...
Erguvanlar açarken gel
Yad edelim o günleri
Aşkımızın üzerine
Ettiğimiz yeminleri
Ömrü kısadır.Bilirsin
Dilime dolanan bu şarkı benim
Hülyalı bakan bu gözler benim
Söylemeye utansa da bu dilim
Başıma gelen bu sevda benim
TAŞ OYUNU
Bir oyun öğrendim.
Oynaması kolay heyecanlı zevkli
Yanılmışım
Açarken gönlümde bahar gülleri
Elimle derledim sundum ben ona
Gençliğin en güzel deli çağında
Bağladım gönlümü verdim ben ona
Nasıl da çabucak geçti o yıllar
Papatya Falı
Sen gelmeden bahar geldi bak!
Papatya falı bakmanın tam zamanı
şimdi:
Seviyo! Sevmiyoo!
Noel de geleceğim, demiştin
Gelmedin
Erguvanlar açarken bekle, demiştin
Gelmedin
Güneş denizle oynaşırken oradayım, demiştin
Gelmedin
Dünya dünya olalı böyle sevda görmedi.
Yunus bile dergahta böyle çile çekmedi
Ne mecnun leylasına ne ferhat şirinine
Böyle yanıp kül olup dervişliğe ermedi.
Hiç kimse tanrısına böyle yakın olmadı
Meleklerin kanatlarından düştün
bembeyaz kar taneleri gibi ansızın varlığıma
Dokundun yüreğimin en gizli köşelerine
yumuşacık dokunuşlarla
Tazelendin eskimiş hücrelerimi
yeni doğmuş bebeğin
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!