Tenin sırrına, gölgelerin ardına şeffaf bir davet;
Neden bana öyle oburca bakıyorsun, karanlığı delen o arsız fenerle?
İmgeleri yok edici bir arzu bu!
Belli ki sen de, bu etten sahnede başrolde oynamak istiyorsun.
Mahremiyeti yırtıp, atıyorsun sokağın tam ortasına;
"Kadrajın içine gel de bu arsızlığı izle." diyorsun gülerek.
*
Ah, güya bir kalp beni sevecekti de, ben o kalpte kaybolmayacaktım;
Lakin bizim çağımızda, masumiyet çoktan vitrinlere düşmüştü.
Ben bir aşk mektubu bile, yazamamıştım henüz!
Kalpten bedene doğru amansız, ani bir göç;
Biraz pornografiyle büyütüldüm, ekranların o soğuk ışığında.
Arada sırada,
Sonsuz ve karanlık, bir arzular koridoru...
Hiç ruhu tanımadan, etin panayırlarına fırlatıldım yapayalnız.
Şehvetimde ulvi bir anlam, yüce bir felsefe de bulunmadı;
Bayağı ve çıplak, bir seyirci olarak kaldım sadece.
Kayıt Tarihi : 6.07.2026 14:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!