İstanbul, sınırları zorlayan şehir,
Umutları alıp götüren, sesiz nehir,
Usul usul uyuşturan, tatlı zehir,
İstanbul, ''İki yakan bir araya gelmesin'' ..!
İnsana tepeden bakan, yedi tepeli,
Sessizlik çöreklenir, sensiz yedi tepeye,
Ay ışığı vurur, eskimeyen eski evlere,
Boğaz usulca fısıldar, içindeki derdini,
Yıldızlar seyre dalar, âşıkların şehrini,
Minarelerden yükselir, vakitli ezan sesi,
Karışır dalgalara, koca şehrin nefesi,
Geceler dolusu hep, seni düşündüm,
Yaktım yüreğimi, yakmasam üşürdün,
Ben sevdim sen beni, acze düşürdün,
İstanbul zindanım, dardayım darda..!
İstanbul dar gelir, sevdanın yüküne,
Altın kaplamalı boş tenekelerden ses geliyor.
O sesler beyinlere tecavüz ediyor.
Gebe beyinler dünyaya öyle lanet şeyler getiriyor ki; beşerin fıtratı, bedeninden, beden ruhtan nefret ediyor..!
Nedamete diş geçiremeyen ''ahlak'', çaresizce sabahın seherinde, tek başına sabah ezanının arkasına şükrediyor haline! ...
Ne bu be!. oyun mu oynanır aşk ile?
Damlası düşer dedik, yağmasa bile,
Ehliyeti kim verdi? Egoiste, bencile,
Bu gönül işinden "İstifa" ediyorum..!
Gönül işi dediler!. Verdik yüreğimizi,
Doymamış "hırslar" gördüm, ete kemiğe bürünmüş,
Henüz daha ölmeden, toprak üstünde çürümüş,
Ne ağırdır kulluğun, imandan elbisesi,
Kâmil olan kulların, Kur'andır terbiyesi,
Ölçek ölçek ayrılmış, bulutlardaki yağmur,
Öz'ün toprak olsada, sakın olmayasın çamur,
Uyandırın Ereni..! Çıksın yaylanın başlarına,
Koşsun yeniden, koklasın açan çiçekleri,
Yağmur ıslatsın, güneş vursun sarı saçlarına,
Kaldırın yollardan, canına batan dikenleri..!
Uyandırın Ereni..! Dönsün evine yeniden,
Vakit gece!. Siyah en koyu halinde,
Yüreğime; öylece çökmüş ağırlığın,
Yine o korku, hep o duygu kalbimde,
İşte buymuş, aşktan bana ayırdığın..!
Gözümün önünde, bırakıp gidişin,
Sevmek gönlümden, gelmiyor artık,
Umudu yitirmiş, viraneyim ben,
Sensizlik tek fırsat, vermiyor artık,
Ömrünü tüketmiş, perişanım ben..!
Düşlerim kırılmış, parçalar nerede,
Yalnızlığı kazıyınca, altından çıkan sen,
Kıyıya bağlanmış, eski bir kayık, ne deniz benim, ne zaman. Eskiyip çürüyor Gölgem..!
Gölgem ile tartışıyorum.! Fikirlerim, zamanın içine sığmıyor, bir boşluk, boşlukta boğuşan bir adamım o kadar!.
Yağan yağmurlar, eskisi kadar ıslatmıyor artık.




-
Acun Mugalata
Tüm Yorumlarher şiirinizi beğenerek ve merakım törpülenerek okudum tebrik ederim yüreğinize sağlık.