Bu kadar koşma çocuk, geçmişte kal,
Büyümek, adam olmak, zaruri masal,
Oyuncaklı çocuk, oyuncağına hamal,
Şimdi oyna, sonra asla oynayamazsın..!
Aklın zirvesi dahi tutsaktır, hür çocuk,
Küfür son kez, ağızlardan sarkacak,
Alacaklılar çok, defterler yüze çarpacak,
Kıyametler kopacak, kim nereye kaçak,
Heykeller ah heykeller, dilsiz lal heykeller..!
Bu gönül aşkın, âşıkın rahlesi,
Hu diye yanar da, kül olur mu hiç?
Ateşler içinde, bir gül bahçesi,
Gözyaşıyla sulanır, söner mi hiç?
Dualar yükselir, semaya hazla,
Sokaklar ıssız, lambalarda kelebekler,
Başım gibi dönüyorlar, durmaksızın,
Bir tarafta yanılgılar, bir tarafta gerçekler,
Girift bir bilmece, cevabı olmaksızın..!
Zaman fren yapmış, kalmışım öylece,
Aşkın ağız kokusunu, çektik yıllarca,
Gönlümüz bulandı da, kusturmadı akıl,
Cacığa garnitür, turşu olup hıyarca,
Küpte bekletildik, uzunca bir fasıl..!
Sevgi dediler! .., El açtık payımıza,
Hasret bir ağaç gibi, kök saldı içimde,
Sitemim de ismin de, döner durur dilimde,
Belki senin için sıradan, belki hiçim de,
Çaresizlik ahım da duran, derin bir hüzün..!
Gözlerin ufuktan, hayal gibi belirdi,
Bir bil sen ah!.. sevdiğim bir bil sen,
Nasıl özlerim seni, nasıl severim,
Küçücük bir umut bile versen,
Ömrümce hep seni, seni beklerim..!
Yüreğimde dinmeyen, fırtına eser,
Bir yatak, başında mushaf, saat durmuş,
Zaman oralı değil!. Ne varsa susmuş,
Baş beden üstünde, secdede uyuşmuş,
Hakikatler boşluğa bakan, aynalardan ibaret..!
Tesbih otuz üçe dağılmış, nemli bir seccade,
İçimde biri var, bana benzer, ben değil,
Kalbimde ki süveyda, hem alçak, hem sefil,
Akıl hükmetse ona, bir an bile saklamaz,
İsyan eder de Rabbine, sabır nasıl çatlamaz,
İçim kaynayan pota, ateş ateşi yakar,
Eriyen günahlar, gözümden dışarı akar,
Ben, kapının önünde duran yalan,
Bütün gülüşlerimi, ödünç aldım senden,
Her gece yatağa girince kaybolan,
Ve sabah, yeniden doğan ruhsuz ten..!
Aynaya her baktığımda, seni görüyorum,




-
Acun Mugalata
Tüm Yorumlarher şiirinizi beğenerek ve merakım törpülenerek okudum tebrik ederim yüreğinize sağlık.