Her aklıma geldiğinde bir kahve pişiriyorum.
Ama inanır mısın, her kahvemi nasıl oluyorsa taşırıyorum.
Eskiler derdi ya: “Heyy, sevdalı mısın?”
Süt taşınca, kahve taşınca… taşıran sevdalı olurmuş oysa.
Taşıyor.
Süt de taşıyor, kahve de taşıyor.
Sevdanın dibine mi vurduk acaba?
Ben bütün kahvelerimi yarım içmek zorunda kalıyorum.
Bizim gibi… evet, evet bizim gibi.
O da yarım kalıyor.
Kahve bile halimizden anlamış; o bile yarım kalıyor.
Sevda mı, aşk mı… bilemedim ki.
Hangisinin derdinden taşırıyorum bu denli?
Biliyor musun…
Ben hiç yaşamamıştım böyle bir şey.
Nasıl yaşanacağını da bilmiyorum.
Küçücükken atıldım hayatın acımasız kollarına.
Çok sevildim… çok, çok sevildim.
Ama anlıyorum ki;
Taşan kahveden sonra…
Ben hiç sevmemişim.
Sorarsan, “Sevmek mi, sevilmek mi?” diye;
Sonuna kadar “sevilmek” derdim.
Çünkü sevilince canın yanmıyor.
Mutluluk seninle beraber oluyor.
Ne düşünürsen düşün…
Sevildiğini bilmek, insanı güvende hissettiriyor.
Ama sevmek…
Yanan kor ateşten farksız.
Hele karşındaki senin gibi hodbinse…
İşte o zaman, yanmanın açıklamasını asla yapamam.
Kim ki yanmadı, bu hayatı yaşamadı saysın.
Gerçekten…
Ben hayatı yaşamaya yeni başlamışım.
Yana yana.
Ne yangın sönüyor,
Ne küle dönüyor.
Kor oldu…
Yapıştı bedenime.
Hayat buymuş meğer.
Yanar oldum şimdi.
Hayatı yaşıyormuşum…
Anlayamadıklarımla,
Anlatamadıklarımla,
Anlatması mümkün olmayan duygularımla.
Dolu dolu yaşıyorum.
Senin yokluğunla…
Dolup dolup taşıyorum.
Ama sen…
Sen diye sana asla yalvarmıyorum.
Yaşadığım her şeyi kalbimde saklıyorum.
Bir gün…
Bu yaşadıklarımdan hissemi alacağımı da çok iyi biliyorum....Biliyorum...
Kayıt Tarihi : 22.04.2026 20:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!