Beni benden alarak Kafdağı’na göçüren
Nurani bakışıyla içimi dıştan gören
Dizginlenmeyen tayım, kanatlı uçan atım
Çile dergâhlarında yükselen son feryadım
Keşke olsam yanında
Hayatın her anında
Gel ey divane gönül! Uzanalım yarına
Bir hicranın vuslatı belki varır yarına
Her günün bitiminde hüzün kaplar içimi
Zamanın ellerinde bir hasretin içimi
Aldırmaz feryadına oturup da gülüşür
Bir acının elinde her mevsimde gül üşür
Kördüğüm olmuş hicran ruhunu sarmış aglar
Vuslatın hayaliyle oturup her gün ağlar
Oturda kara kara bak haline bir düşün
Karabasan gecede sabahı olmaz düşün
Geçici her makamın vebali sonsuz derin
Bir gün sana gelecek ölüm denen kaderin
Ölüm yaşam arası dönerken sonlu çember
Bitmez sandığın alem dünyanın bittiği yer
Kimse bilmez nerede ve de hangi zamanda
Kaderin tecellisi elbetteki Rahman'da
Duman çökmüş dağlara vadi düşmüş uykuya
Sakinlik dereboyu su kapılmış duyguya
Sabahın mahmurluğu kucaklamış doğayı
Nem bulutu içinde görülecek rüyayı
Karmaşık bir ortamda yüklenmiş bütün işler
Dünya binmiş sırtıma sıkarak gitti dişler
Zorluklar bir dağ gibi çıkar benim önüme
Zaman acır halime yorgunluksa yönüme
Dünya bir kara kedi topaç yapıp oyalan
Malın mülkün evladın ölünce hepsi yalan
Hayaller aleminde boşa kürek çekersin
Ölmeyecekmiş gibi yemediğin ekersin
Yılların hasreti çöker özüme
Yorgun öğretmenim dostun elinden
Şafak diye bulut iner yüzüme
Vurgun öğretmenim rüzgar yelinden
Umudu alırım her gün önüme
Duruşum durgun deniz içimde gökler yanar
Zannetme ki ateşle canla yürekler yanar
Her bakışın altında delice sevda anar
Serabı aşka düşen kendini çayda anar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!