Dünyevi fanilik uhrevi baki
Dingin ağır başlım uhrevi sevdam
Kıyamete kadar varacak taki
Melekten bakışlım uhrevi sevdam
Gözlerin dolunay yüzünse mehtap
A
Hayalinden gitmeyen yedi yirmi dört köşe
Bir bahar rüzgârıyla için sarınca neşe
Gönlü cömert olanlar ırmaklar gibi çağlar
Etrafı hayat bulur yeşil gülistan bağlar
Bir dostumla gezerken kiraz bahçelerinde
İlişti gözümüze kiraz çiçeği umut
Beyaz pembe arası dolan lehçelerinde
Al tatlı dillerinden yaşama sevgiler tut
Durun dostlarım durun hayata bakın biraz
Ne sağı ne de solu arzda küfür tek millet
Uyanmazsan Müslüman çekersin daim zillet
Ey kudurmuş kafirler! Zulüm sizde anane
Allah'a inanmamak ölmüş kalbe bahane
Bakarım ötelere bir derviş edasıyla
Yüreğim inilderken kuşların sedasıyla
Nefsi emmare varken ağlarım gecelere
Umudum şafaklarda varır mı yücelere?
Haykırsam derviş gibi dağların ötesine
Bütün mahlukat koşup gelse Allah sesine
Renkler düşer güneşten yaprakların üstüne
Sonbahar albenisi olgunluk yansır güne
Tatlı bir hüzün akar serinleşen havaya
Güneş solgunlaşarak döner mehtaplı aya
Kısalan günler ile uzar gecenin rengi
Sonbahar albenisi soğuyan sular cengi
Bu sonbahar gününde garip bir hissiyatla
Yaşıyorum böylece kaderdeki hayatla
Hayat güzel olsa da içimde bir gariplik
Uçurumlar ötesi kapkaranlık bir diplik
Sonbahar kırıntısı yansıyor gözlerime
Melankoli boyutu deruni sözlerime
“Dr. Ali Şeriati’ne ithafen”
Ey kokuşmuş cesetler! içimde bir fırtına
Öyle kutlu dava ki yüklenmiş aşk sırtına
Hak batıl kavgasında çıksın gökler katına
Sizi rahatsız etmek ihlasın ateşiyle
Hayat kimine kolay kimine dertle elem
Karmaşık duygularla akıyorken her alem
Kimsesizlerin yurdu kucak açan sokaklar
Çıkmaz denilen dehliz karanlığı kucaklar
Zemheri hasmetiyle sis altında Ankaram
Boyun bükmüş ağaçlar soğuk dolmuşsa aram
Kurşuni yerler gökler sis Altında Ankaram
Gri örtü içinde gözlerim görmez haram




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!