Sana güz sancısı çeken bir çiçeğin hüznüyle geldim.
Çiy düşen yapraklarını kırağı çalacak gülün zamana yenik umuduyla...
Ben sana bütünümle geldim.
Dilimde aşka dair umut ezgileriyle geldim.
Sana geldim zira gözlerin çağırdı beni,
Ay saçın tarar,
yıldızlar eğilmiş
melekler dün söyledi
aşk, dünyalı değilmiş
Çerçeveli mutluluklar
Züheyr'in sesinden kaside- i bürde
Vurdukça yüreğe açılır perde
Mecra-yı aşk içre Kays değil amma
Âşina gönlümüz, o ince derde
...
Taner Eker
Her gidiş bir şehir çalar içimden
Aykırı ezgilerde hem güler hem inlerim
Yine aynıyım ben, yine tepemde cinlerim
Bu ışık niye yanar, ya nedir bu hal?
Aşk
Toprağı altın eder, simyacıdır o
Gönlün göksel düşü, miracıdır o
Dâr-ı dünya bilmesin, varsın kadrini
Adını gönlüme dedim yaz hele
Bu işin âhiri yaş dedi gitti
Baktı ki yaprağım durmuş gazele
Duramam, mevsimin kış dedi gitti
Dedim ben ozanım, telim aşkadır
Neş'et-i aşk ile yakıp tertemiz
Yâr kokan çileye, melâle eyvallah
Neylersin Aslı'ya dönmüş kıblemiz
Mağribe, maşrığa, şimâle eyvallah
Âvâzım mihnetten, ulaşır ay'a
Ekseri vurkaçlarla gelir yürek delici bakışlar,yerle bir eder, en müstahkem surları bile.
Sen, başlamadan kaybettiğin bir oyunun ortasında defansçılık oynamayla meşgulken o, talana çoktan başlamış, bütün şiirlerini yağmalamış ve ganimete doymuş olarak hazırlanır yeni kalelerin fethine.
Müstemleke bir gönlün maliki olduğunu anladığında müstevlinin albenili karanlığı, esaretinin zindanında çoktan duvar deseni olmuştur.
Bir avuç mavisi kalmamış gökleredir artık, bildiğin bütün makamlar, dinlediğin bütün ezgiler...
Adını bilmem amma göz kamaştıran bir kuzgun karasıdır, ışığı.
Boşalt yükün sayfalara
Deli gönül zinde kalsın
Yardan öte bir yol ara
Aşk dediğin, dünde kalsın
Başa değil döşe söyle
Nazeninsin kırılmasın
Germe gönül telini sen
Rengi bahar amma aşkın
Bilemezsin yelini sen
Bir cennetlik hal sanırsın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!