Haziranı beklerdik gençliğimizde,
Kaçacağımız ilk yer olurdu yazlık sinema.
Alırdık çekirdekleri, jeneriğe dâhil olurduk,
Kenetlenirdi ellerimiz tahta sandalyelerin üzerinde.
Zamanın hiç durmadığı tek yer olurdu oysa,
Fenerin ışığı çarpardı gözümüze, utanırdık.
Yakalanırdık yine aşka bulanmış bakışlara,
Kaçamazdık, kesilirdi biletimiz gönül nezdinde.
Film başlardı, başrolü hep biz olurduk,
İki deli, iki yürek, iki insan bir lisan kılardık.
Mutlu sona bezerdik gelen sonları,
Finali ağlatmazdık kimsenin yüreğinde.
Çekirdeğin kabuklarında bırakırdık hüzünleri, ışıklar yanarken,
Gülerdik, sahile vururdu adımlarımız.
Kayıkların isimlerinden masallar yazardık çocukça,
Başı omzumdayken uyurdu dalgaların sesinde.
Bir de gece oltacıları olurdu mekânın müdavimleri,
Atarlardı sıyırtmaları, biz sıyırırdık karanlığın mahremini.
Kıskanırdı ay ışığı, gün yanığı kokardı,
Su koyverirdi bulutlar sevdanın gölgesinde.
Biz hiç kıyamazdık yakamozlara,
Taş sektirmezdik, ürkütmezdik yıldızların yansımasını.
Rahmet dilerdik öksüz yetim kalan aşklara,
Usulca ırardık zamanın döngüsünde.
Mahalleye girişimiz evlere şenlik,
Abiler, ablalar, analar, babalar teyakkuzda;
Bizse sırılsıklam...
Kopan fırtına kimin umurunda?
Yarına kırardık dümeni mazinin övgüsünde...
Kayıt Tarihi : 12.08.2026 15:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Maziden dökülenler




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!