13 Şubat 2006 tarihinde Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde hayata gözlerini açtı. İlk ve ortaöğrenimini sırasıyla Diyarbakır ve Mersin'de tamamladı. Güncel olarak yükseköğrenimine ise Ankara'da devam etmektedir. Küçük yaşlarından beri yazmanın her dalına ilgi duymasıyla beraber hem sırasıyla Jalvein, Diff ve Pluviamary mahlaslarıyla müzik, hem şiir, hem de araştırma ve blog yazılarıyla kelime yolculuğuna devam etmektedir.
ışık göz kapaklarıma ağır geliyor artık.
nefes bile yük olmuş gibi ciğerlerime.
karanlık hiç olmadığı kadar yakın sanki.
yok olmaya bi’ ay ışığı kadar uzağım sadece.
yaşlar bile terk etti gözlerimi, ağlayamıyorum.
bi' ses duyuyorum. gaipten bi' ses.
kulaklarımı kanatan bi' sessizlikte hem de.
içimde biri yardım istercesine bağırıyor.
yardım etmek istiyorum ama uzatamıyorum ellerimi.
gerçi onun da tutmaya pek mecali yok galiba.
Susmak mı çare?
Kurmamak mı tek sözünün hayalini?
Saklamak mı adını sayfalarında Mushaf-ı Reş’in?
Ayıp mı hissiyatı bi’ şiire benzetmek?
Özlememek seni anlatmayı?
Bilmem, sen söyle.
bi’ şiir kadardır hayat.
gözyaşları saklıdır mısralarında
palmiyeler dahi hüzün kokar bazen
hikayeler gizlenir noktaların arkasında.
bi’ şarkı mırıldanır sokak çocukları
sokağından geçtim bugün.
lambalar sönmüş, çocuklar susmuş ve yağmur dinmişti
sanki hayat durmuştu topyekün
sanki tanrı küsmüş size ansızın
ve sanki bugün hiç yaşanmamış gibiydi
keşkelerle yaşanmaz derler.
sen en büyük keşkem iken, böylesiyle yaşanmaz mı?
bi’ duvar, bi’ pencere, bi’ resim.
gölgen bana ev olmuş iken, böyle evde yaşanmaz mı?
ben kendimi kandırıp yalanlar söyledim,
gördü mü gecenin dördünü, ağlardı Marcus.
kaybolmuş hissederdi şehrin bulanık ışıklarında.
ağlardı, yaşları denize karışırdı da, söylemezdi.
kendinden kaçardı korkak adımlarla.
bi’ sonbahar tasvir etmiş o yaşlı gözlerinde,
nefret etmek istiyorum.
kin gütmek adımladığın sokaklara,
sevmemek dokunduğun kitapları,
görmemek silüetini cam kırıklarında.
ses etmeden izlemek semayı gece,
susmak mı yaralar insanı,
yaralar mı susturur?
soğuk duvarların tozu hasta eder mi güneşe aşıkları?
kaç hayal taşıyabilir bi’ sigaranın dumanı?
cevabını bulamadığım sorular kadar değersiz
gözü dönmüş olmalı tanrının
nefret, ademî değilmiş
zira göz kapaklarımı dahi işgal eden bu kin, beşerden yüce olmalı
sanrılar görüyorum izbe betonların arasında
duvardaki rutubet her zerreme işlemiş,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!