Çıkmaz bir sokak önünde: "Yolun Başı" tabelası.
Gecenin paslı çivileriyle çakılmış kör bir levha.
Önü kurşun mühürlü bir cadde, göğü daraltılmış kuyu,
İlerisi bir taş ketumluğu, betonun dilsiz uykusu...
Ama kapıda o inatçı, o beyaz çığlık: Burası başlangıç.
Belli ki gökyüzünü bir uçurtma gibi kırpıp bırakmışlar burada,
Adımlar daha atılmadan hapsedilmiş saksılara.
Sağır bir duvar emiyor sokağın bütün uğultusunu,
Zaman, sızarak kuruyor bir tuğla çatlağında.
İnsan ki hep uzak denizlerin yangınıyla yürür,
Oysa çarptığı o sert taş, hırsının soğuma noktasıdır.
Duvar bir son değil, gözün çıplak intiharıdır;
Seni dışarısının gürültüsünden, içerisinin sarnıcına fırlatır.
Şimdi yasla şakaklarını o çıkmazın mağrur gölgesine,
Kırılan adımlarından taze bir nehir fışkırsın.
Geriye dönmek, menzile yenilmek değil;
Bu kez hangi çöle doğru yürümeyeceğini bilmektir.
Anlarsın o an, o daracık körfez aslında koca bir evrendir;
Ve en muazzam yolculuklar,
Gidecek hiçbir yeri kalmayanların kalbinde genişler.
Kayıt Tarihi : 11.06.2017 10:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!