Renk renk dökülür yapraklar,
Bir vedadır her biri daldan.
Ne tam bir ölüm ne doğrudan yaşam,
Arada bir yerde kalır zaman.
Toprak kokar ilk damlayla,
İnsan suya bakmaz mı derin,
İçinde gizli nice sır, nice bilim.
İki cevher yanar ve yakar,
Ama birlikteyken vuslata akar.
Suya bakmaz mı insan hiç,
Konuşmak isterim ama susarım çoğu kez.
İçimde fırtınalar kopar, taşar kelimeler.
Bilirim anlatamaz beni hiçbir söz,
Anlatsın isterim içimdekileri bir çift göz.
Anlatamadıklarım boğazımda düğüm düğüm,
Ne kadar zordu söylemek,
Dilimin ucundaki kelimeleri.
Dökülse keşke içimden,
Olduğu gibi özgürce.
Dudağım sus pus
Gizeminle sardın varlığımı,
Bakışlarında kaybettim her bir yanımı .
Bazen özlem, bazen öfke...
Aşk bu kaçamazsın hiçbir köşeye.
Tanımadığım bir yüzdü belki,
Ama gözlerinde gördüm yılların izini,
Biri vardı bir zamanlar ümit olmuştu hayatıma,
Çakır gözleriyle bakardı, içindeki fırtınalarla.
Korkardım ama bilirdim kıyamazdı bana,
Kendimi verdim, bir ömür sanarak yan yana.
Gitmek zorunda kaldım, söyleyemedim.
Ruhun giderken anılara,
Bavuluna umut koymayı unutma.
Eski bir fotoğraf, yarım bir mektup,
Kalbinin kıyısında kalan bir sevda...
Adımların sessiz olabilir belki,
Zamanın bir kıvrımında beklerken,
Kırılmış aynalar içimi parçalarken,
Yollar dolandı, sarıldı bileğime.
Kimi taşlıydı, kimi sessiz.
Adını anmazken kalbimde büyüttüm.
Önce bir umut doğar sabahla,
Adını yazarım buğulu camlara,
Bir öpücük hayaldir dudaklarda
Gelirsin belki diye, hep aynı sokakta
Sonra bir bekleyiş çöküyor akşamla,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!