İnsan en çok ne zaman değişir, biliyor musun?
Bir şey öğrendiğinde değil…
Bir şeyden vazgeçtiğinde.
Çünkü öğrenmek ekler,
ama vazgeçmek eksiltir—
ve insan en çok eksildikçe
kendine yaklaşır.
Bir gün gelir,
anlatacak hiçbir şeyin kalmaz.
Ne kırgınlığını,
ne beklediğini,
ne de içinden geçen o tarifsiz ağırlığı…
Çünkü anlarsın;
bazı duyguların dili yoktur.
O gün susarsın.
Ama bu bir kaçış değildir.
Bu, gürültüden çekilmiş bir hakikattir.
Kalabalıklar konuşur,
ama yalnızlık anlatır.
Ve insan en doğruyu,
kimse yokken duyar.
Zaman sandığın gibi ilerlemez…
O sadece iz bırakır.
Geçen sensin.
Her gün biraz daha
anladığın şeylerin altında ezilerek,
ve anlamadıklarınla büyüyerek.
Sonra bir yerde durursun.
Ne geriye bakarsın,
ne ileriye…
Sadece olduğun yerde kalırsın.
Çünkü anlarsın—
koşarak varılmaz hiçbir şeye.
Bazı şeyler vardır,
yaklaşılmaz…
Sadece içine düşülür.
Ve insan,
en derin yaralarını göstermez.
Onları taşır.
Sessizce.
Kimse bilmeden,
kimse görmeden…
Ama işte tam orada,
en kırık yerinde,
en güçlü hâline dönüşür.
Çünkü güç,
bağırmak değildir.
Güç;
her şey içinden geçerken
dimdik kalabilmektir.
Ve bir gün,
hiç kimseye anlatamadığın her şey
sende bir iz olur.
Adı konmaz,
tarifi yoktur…
ama sen bilirsin.
İşte o zaman anlarsın—
insan görünerek değil,
hissedilerek var olur.
Ve bazı insanlar…
hiç konuşmaz.
Ama bir ömür
aklından çıkmaz.
Kayıt Tarihi : 24.03.2026 18:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!