Yüzündeki abraja bakarsak, güneş yanığı olmalı.
Yoksa seni tanıdığım gecede,
Ay'ın bir derdi yoktu manzara olmak için.
Mahpusta olan da gördü, yalnız bir yerde ölmeyi bekleyen de.
Düşünsene; ağlayan biri şu hilal fazında aya bakarken tanıştık seninle.
O kadar çekingendin ki...
Gönlündeki gelgitleri duyamadım.
Konuşurken ben, içinden söylenen sen.
Yüzünü dört kez kaldırdın.
Ellerinde bir şey olmamasına rağmen parmaklarınla oynadın.
Aya bakıp ayrılanlar olan gecede ben çok konuştum.
Yalnızların sustuğu karanlıkta başka bir hüzündü gökte görünen.
Düşünsene; güneşin battığı yönde gözlerini yumanlar vardı.
Sen doğudan doğru ellerini salıp.
Son kez kaldırıp bakışlarını, bir daha baktın...
Kaybolan ben, içimden yakalayan sen.
Geldiğim gibi nasıl gidecektim?
Ay ışığında mum yakanların körlüğü bana da bulaşmışken.
Hayalin yoluma düşer ve yuvama döndürür müydü beni?
Düşünsene; tuvale düşen bir ay çizenin bilmecesinde...
Farkında olmadan nasıl güldüğünün.
Gönlüme düştü izi; aynı güldüğün gibi bir çizgi.
Sözle, yeminle, Yaratan'dan izinle...
Kara kisvemde beyaz bir ay gibi bulundun.
Bir ömür ben, bir ömür daha sen.
"Sin, Mim, Ye"
Erenler
Kayıt Tarihi : 14.07.2026 03:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!