Düşünebiliyor musun?
Düşünebilmenin o muazzam, o kuytu sığınakları da var aslında.
Hiç aklında yokken ve ne olduğunu anlamadan,
Bir taşra otelinin kireç kokan, sabırlı duvarlarıyla
Konuşurken bulabiliyorsun kendini.
Bavulunu isteksizce açıp;
Havlun, donun, fanilan derken,
Gurbete ilk askerlikte çıkan,
Bıyığı yeni terlemiş bir Mehmed ürkekliğine bürünebiliyor ruhun.
Annen kokan kazağı burun sızlatan hatıralarıyla katlayıp,
Gözlerine aniden dolan sıla hasretinden,
Ta ilk çocukluğuna uzanan bir yolculuğu
Sadece birkaç dakikada bitirebiliyorsun.
“Nazım” misali “o anda ne düşmek dalgalara
Ne hürriyet ne karım” diyebiliyor,
“Çoluk çocuk hasretinde kucağım,
Sana her şeyimi anlatacağım” samimiyetiyle
“Hancı”ya açılabiliyorsun.
Aklını cümle şairin resmi geçitinde çiğnetebilir,
Ve tören takını gelenekten geleceğe kurabiliyorsun.
İçten bir selamın, riyasız bir kelamın,
İki lafın belini kırdığı demli bir çay sıcaklığından
Zemheri ayazına meydan okuyabiliyorsun.
Kartolu közlerken denizi özleyebiliyor,
Kar aydınlığından kumsal şiirleri yazabiliyorsun.
Ah bilsen daha neler yapabiliyorsun...
Mesela yorulabiliyorsun da,
Yorulup uyuyakalabiliyorsun kağıt üstünde.
Ve uyanabiliyorsun,
Kapını “gardaş” diye çalan kara yağız
Bir delikanlının tok sesiyle.
Düşünebiliyor musun?
Düşünmenin iyi tarafları da var aslında.
Bir şiiri uyandıktan sonra da
Tamamlayabiliyorsun…
Kayıt Tarihi : 10.10.2016 19:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!