Yıkılırken Dünya, tuz buz olurken,
Nasıl uyurum ben, nasıl gülerim.
Her yerde yangınlar, canlar ölürken,
Nasıl uyurum ben, nasıl gülerim.
*
Yüzümdeki şu çizgilerden başka,
Ne verdiniz ki bana geçen yıllar.
Bir kerecik düşürmediniz aşka,
Ne verdiniz ki bana geçen yıllar.
*
Süründürdünüz hep, öldürmediniz.
NEYİ SEVERSEN SEV!
Sevilme derdim yok benim
Sev de neyi seversen sev
Dünya benim değil senin
Sev de neyi seversen sev
O çocuk küçüktü kaldı orada
Aklıma düşürdüm onu şimdi burada
Bakışı nasıldır bilmem ya da duruşu
Unuttuğumda olmuyor değil arada
Çığlık çığlığa hayatın ölü sesleri
Geçer kurşunların önünden destanlaşan türküler
Boş kovanların hepsi çiçek saksısı
Genç mezarların başında ılgıt ılgıt ağıtlar
ÖLÜ OLMAK
Kıpırtısız suyun altı
ölüm mektupları yazıyorsa
suyun üstüne
Kıpırdamıyorsa suyun yüzü
ONLAR YAKTI
Geri dönüp baktığım yok bakacak bir şey yok
Geçmişimi ben geleceğimi onlar yaktı
Önümde mayınlarla dikenler yılanlar çok
Geçmişimi ben geleceğimi onlar yaktı
REVADIR
İnsana dört mevsim cümle güzellik
Hava su çiçekler yaprak revadır
Tembellere her an Dünya rezillik
Onlara kuru çul toprak revadır
ROMA’YI HEP YAKMAK
Myra’ın kapılarına dayanmıştı gladyatörler.
Ağlamaktan morarmış gözleriyle suskundu
Roma’nın bütün dilberleri,
Askerlerden çoktular.
ŞARLATAN
Şeytanın iblisin yolunu bulmuş
Çürük köprüsünden geçmiş şarlatan
Zındık gibi yemiş kafayı bulmuş
Şarabı damıtıp içmiş şarlatan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!