KENDİNİ ÖLDÜREN ZAMAN
Zaman
Posasını döküyor aramıza
Uzaklaşıyoruz
KILLIK EDELİM!
Her cahilin taptığı;
“bir saçı sakalı var”
Çerçeve içinde gezdirilip öptürülen
Öpünce cennete gidileceğine
KİMSEYİ KIRMADIM
Özenle yapılmış sırçalar gibi
Kimseyi kırmadım kendimi kırdım
Badana boyada fırçalar gibi
Kimseyi kırmadım kendimi kırdım
Seyyid Nesimi’ye
Toz içinde yalnız zaman yanığı,
Bir kitap buldum sayfaları çoktu.
Yavaşça girdim kapısından sessiz,
Bir gemiydi ki tayfaları yoktu.
KOLTUK SOYTARILARI
Kaç soytarı ağırladık
Şu ceylan derisi koltuklarda
Hadsizliğin haddini bilmeden
Tepemizde tepindiler de gıkımız çıkmadı
Bir korkuluk gibiyim, ortasında Dünyanın.
Canlı mı cansız mıyım, vallahi bilmiyorum.
Ne kelebek ne bir kuş, tek canlı benim sanki!
Titreyen yaprak gibi, öylece bekliyorum.
*
Bir insan sahtesiyim, ottan çöpten samandan.
KUYRUK UZADIKÇA
İnsanların aklı tatile çıkmış
Kuyruk uzadıkça oylar da artıyor
Vatandaş devreleri iyi yakmış
Zamlar arttıkça oylar da artıyor
Meyhaneler bitmiş, kemali zayi,
Zavallı sakiye, ağlamak düşer.
Zahit mangır sayar, dökmüş şarabı,
Mürşid-i kâmil’e çağlamak düşer.
*
Zamane şeyhinin, bitmiş mihneti.
MİSAFİR
Bu Dünyada misafiriz
Bir nefeslik ömrümüz var
Aldık verdik sonra bittik
Azrail’de emrimiz var
Sessiz diyarlarda, mezarlar garip.
Dağların başında, taşlar muzdarip.
Yolların tozunda, yolcular garip.
Gözlerden dökülen, yaşlar muzdarip.
*
Yalın ayak meczup, ayaklar garip.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!