Biz gitsek te bırakamayız ruhumuz kalır geride,
Kelebek ömrü dostluklar o da gömüldü yerin dibine,
Yaşın önemi yok anlatamazsın ki cahile,
Nazif duyguları terk ettik şimdi çılgınlıklar var yerinde...
Masum simaların avuçlarında bir nefes dua, ulaşsın diye göğe,
Bir zamanlar, ne yiğitler vardı,
Zalim sultan karşısında
"Sen zalimsin diyebilen,
Ölüme sevgi ve muhabbetle, kucak açabilen...
Bir zamanlar , ne yiğitler vardı,
Biz hep okuduk bir şeyler, anlamak ve anlatmak için.
Birkere de dönüp kendimizi okumadık, kendimizi tanımak ve tanıtmak için.
Yoksa bu olanların, yaşananların farkındaydık hepimiz.
Çıkarlarımız ve maslahatımız hep önde oldu.
Geride bırakamadık bir türlü,
Kulak tıkadık hep, imdattt derken kardeşlerimiz...
Kanatlanip ucmaktan,sağa sola savrulmaktan.
Özgürlük kuyusuna kanat cirpmaktan.
Kapitalizm karanlıgında kaybolup,
Demokrasi girdabinda yok olmaktan...
Bıktık artık kandırılmaktan,
Bir avuç duaya hapsediyorsak eğer bütün yaşananları
Ve suskunlukla şahit oluyorsak ümmete yapılanları,
Kökünden sökülmüşse hamaset duyguları,
Bir kere daha soruyorum bu gidiş nereye...
Her bir belde işgalcilerin elinde boyun bükmüşse,
Ağaç misali tonlarca ağırlığı gövdende taşıyan,
Fecr-i Sadık gibi akla karayı bir birinden ayıran,
Koyun gibi güdülmeyen daima sorgulayan,
Sensin Ey genç, gerçek değişimin öncüsü olan...
İnsanlığa garip gelen, güneş gibi aydınlatan,
Gecesini gündüzüne katar ama yoruldum demez,
Kapı, kapı diyar, diyar gezer ama şikayet etmez,
Çok yemeyi çok uymayı hele boş durmayı hiç sevmez,
Çünkü o bir davetçidir, ona başkası sevimli gelmez.
Çoğu zaman kapılar yüzüne kapanır ama o bükülmez,
Bütün yaşananların bitmesini beklerken,
Birde baktım ölmek üzeresin...
Zamanla kavga ederken,
Eyvah meğerse en geridesin....
Bu badireli yolda bir çıkış, iki iniş içindesin...
Bir kere de 'dur' be gönül !
Yine mevsimlerden kış,
Hüznünle bulutlanan gökyüzü karma karışık,
Senin gelişinle aydınlandı kâinat,
Şimdi görsen, sönmüş sanki kandilleri,
Her yer sisli, her yer puslu sanki karanlık...
Sokaklar sessiz mescitler cemaatsiz,
iki büklüm yaşlılarımız yalnız evlerinde hapis,
Bu nasıl bir kabus havası sisli kokusu habis!
Her yerde bir yas var sanki, hayalet şehre döndü memleketim,
Çiçekler neden kokusuz, oysa aylardır Baharı bekledim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!