Son yapraklar uçuşuyor boşlukta,
Sonbaharın o en kederli, son ayında...
Biliyorum, her biri son kez düşecek;
Toprak olacak eninde, sonunda.
Dün umudun en canlı rengiydi,
O yemyeşil, o mağrur yapraklar...
Sanki dev bir tuvalin içinde;
Geçtim akşamdan sabaha kadar.
Ne hacettir ki zaman insafsız;
Her şey sararıp soldu birer birer...
Kelebek kadar kısa olan şu ömrümde;
Yine yalnızım, yine öksüz bu geceler.
Hayatımdaki bütün "son"lar,
Uçup gidiyor ellerimden tek tek...
Hangi sonbahar, hangi akşam bilmiyorum;
Yerimde o soğuk yeller esecek.
Basıp geçtiğim bu kara toprak,
Fütursuzca örtecek üstümü bir gün…
Kim bilir, kaç yorgun yaprak;
Bir ölünün üzerinde ölecek o gün.
Artık ne bir ses var, ne de bir nefes;
Söndü bu hayatın o parıltılı ışığı.
Gidiyorum, ardımda kalsın bu kafes;
Ben artık bu toprağın en sadık aşığı.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Bir tuval gibi geçti günlerim; renkleri hep eksik kaldı.
•Bazı sonlar bağırmaz… yaprak gibi usulca düşer.
•Ölüm elbette bir gün gelir; ama önce umutları tek tek döker.
•Dünyanın vefasızlığına bak! Kim bilir kaç yaprak ölünün üstünde ölür…
5 Kasım 2018 / Pazartesi / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 11.02.2025 15:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Her düşen yaprak, bir sonun sessiz çığlığıdır; ama her son, yeni bir başlangıcın habercisidir."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!