Kırmızıyı mı severdim, yoksa sarımı?
Galiba elma şekerinden olacak kırmızıydı,
Beklide horoz şekerinden sarı.
Pembeyi de sevmez değildim Ayşe’nin elbisesinden.
Peki ya misketlerimin mavisi,
Gökyüzünün laciverdi,
Lütfen üzerime gelme çocuk,
Sorma neden bu üzgünlük diye.
Karşımda oturup da anlamlı, anlamlı
Bakma.
Aldırma sen.
Alışıyorum zaten.
Söylemek isteyip de
Söyleyemediğin,
Yazmak isteyip de
Yazamadığın,
Arayıp ta
Bir şey bulamadığın
Gökyüzüne saldığın uçurtmalarla,
Çocukluğumun özlemiydin.
Sevginden sevgini verdiğin,
Yirmi yedimde baba dedim.
Sevginden sevgini verdiğimde,
Yirmi sekizimde dedeydin.
Canım sıkılıyor bu günlerde..
İçimdeki boşluğun da sebebi o galiba.
Nedeni ise cesaretsizlik.
Hani olur ya bazen,
Elini masaya vurup.
Tüm yaşantıları arkada bırakıp,
Karşı kıyısında saplanmıştı yaşamın.
Beyaz gelinliğinde saklıydı hüznü.
Geçebilmesi için çıkartması lazımdı canını.
Beyaz gelinliğinde yaşadı, yaşanmayanı.
Ve karşı kıyıdaki ışıklarda kalmıştı canı.
Bir gece ve gelinliğe gömüldü sessizce.
Şiir yazdım yine sensizlik üstüne.
Öylesine başladım gecenin bir vakti.
Ve öylesine geldi kelimeler dilime.
Ve öylesine devam etti ardı sıra.
Yazarken ağladım sensizlikten.
Okunurken ağlatmasınlar diye.
Sana çıkan tüm yollarım tıkalı.
Ne kadar yürüsem boş.
Altını üstüne getirsem dünyanın,
Ama bulamam kaçarsın.
Ömür seni aramakmış öğrendim,
Unuttuklarım senmişsin,
Ötelerde bir barda oturdum tüm gece.
Ne müşteri vardı benden başka,
Ne bir içki benimkinden başka,
Nede sen vardın.
Barmen tüm içkiler sana dedi,
Tüm barda senin,
Rakı içmek istiyorum,
Çay bardağında.
Dışarıda bir yerlerde.
Belki bir ağaç dibinde.
Gök kubbe altında.
Yalnız, yapayalnız.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!