Güneş dudaklarını dikiyor,
Kavaktan saç telleriyle.
Yârim, yarama tuz ekiyor.
Gül kokulu narin elleriyle.
İşitmiş olmalı feryadıma sağır,
Sükûtuma aç kulakları.
İçimde bir acayip curcuna,
Bağırıyor ve diyor ki: "Yârim, aç kulaklarını..."
Gönül kalene kapıdır kulakların.
İzin verse, hasretimle kucaklarım.
Yangınından doğar kül haklarım.
Ben yanarım, sen kapa kulaklarını.
Küllerimden değil, güllerinden doğumum.
Kundakla hadi sana aç bu oğlunu.
Hatırlamıyorsan eğer kim olduğunu,
Saçlarına düşeyim ey bu sevdanın olgunu.
Düşeyim saçlarına, akla beni.
Bir musalla taşında pâkla beni.
Göğsüne sır, gönlünde sakla beni.
Katliamdır hasretin akla seli.
Durmaz mı bu afetin akla seli?
Yapar mı bunları hiç akl-ı selim?
Sen beni öldürürsün, bense senim.
Yokluğuna kapadım gözlerimi...
Gel de kaldır üstümden bu kasveti.
Söylesene, sen mi icat ettin hasreti?
Ne yaptıysam aşk okyanusum yetmedi.
Ben de sen kokan havuzundan gitmedim.
Yüzme bilmeden daldım hayaline.
Aşktan başka ne sundum ki o yârime?
Hangi kelime tercüman hâlime?
Yâr, gel de bir bak ahvalime...
Kayıt Tarihi : 8.08.2019 00:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!