SİGARAMDA SEN
Doyamadım ben sana,
Bir, bir daha, bir daha
Kayıp gidiyordun narım,
Parmaklarım arasında nurla
SEYYAH
Çıkınca her seferinde nur yoluna
Şaşırınca döneceksin yine başa
Kulda aradığın yok, yakar Allah'a
Her nura ulaşamadığında dön nara
SIRRIN AYANI
Ezelden sürgün edilmişim
Düşmüşüm nurdan nara
Gaibimi özlerim her daim
En çok da gülüverişlerini
SİVRİ SEVGİLİ
Meşakkatlere rağmen kapanırdı ışıklarım
Yalnızlığıma sarılırken tatlı rüyalar için
Sessizce yaklaşmandan anlardım gelişini
Nazıma bürünürdüm ürkerek birden
Sızlanırdın bana susamış kızgınlıkla
SİYERİM
Bacak kadardım belki
Çekip gittiniz canlarım
Tıkandım hıçkırıklarla
Durun beni alın diyemedim
Çekip gitmek zamanın gelmiş
Vedasız yapraklarla
Rüzgâra tutunup özgürce
Küsmüşsün eni konu
Rüzgarlara fısıldadığım sızılarımın
Gönül pencerene konsam
Son akşamki gibi usulca
Pencerenin hatta içine
Belki bir karıştan az kalsa
Gölgelerin içinden baksam
Endamını izlesem içerek
Ezelden hükümle vurulmuş mührümüz
Bilemedim yazgımı sitemkâr güzel
Bihükümle beldene varana kadar
Gaip yazgımı beklerken sırla dolu
İlkin sesin duydum endamın görmeden
Ecelim bildim de döndüm cemaline
Ne zordur Sevilen’in zulmü
Hikmeti kendinde bilirde izansız
An nazarı bile haram eder Seven’e
Bilse ki hüküm Hakk’ındır
Seven’in yanındadır Rabb
Çeker alır ıraklardan Sevilen’i
SİN’İN SIRRI
Ebedi aşkmış Sin’in can sırrı
Ezelden gizlenmiş yüreğime
Kal’da mühürlenmiş cefa ile
Her dem candan nara bürünmüşüm




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!