Bazen bir bakışta anlatılır her şey...
Kelimelere gerek kalmaz.
Çünkü ruh, sessizce haykırır.
İşte öyle anlardan birinde,
Kendi iç yolculuğunda bulursun kendini.
Bazen her şeyin susması gerekir; tıpkı gözlerindeki o derin sessizlik gibi. İnsan hiçbir şey söylemese de, gözlerinden taşan sessizlik çoğu zaman kelimelerden daha fazlasını anlatır. Hayat dediğimiz şey aslında akıp giden anların toplamıdır; çoğunu fark etmeyiz, çoğunu duymayız ama hepsi içimizde birikir ve zamanla görünmez yükler, ağır hatırlamalar bırakır.
Bir kahve fincanının masada unutulması, yanındaki çayın yarım kalması, sofrada kalan boşluk… Bazen bütün hayatın özeti gibidir. Hep düşünürüm, neden her şey yarım kalır? Neden attığımız adımlar bizi varışa ulaştırmaz da hep yolun ortasında bırakır? Kurduğumuz cümlelerin devamı neden sessizliğe dönüşür? Umutlar neden tam çiçek açacakken unutulup gölgede kalır?
Seninle her şeye yeniden…
Ama bu kez gözlerimiz konuşmadı,
Yalnızca sustu.
Yıllar dile gelseydi,
"Geç kaldınız" derdi,
Bir yara gibi hatırlatırdı bizi
Herkes bugün babasını anlatıyor
Ben anlatamıyorum.
Çünkü bende; anlatıcak
Mevsim yazdı…
Güneş en tepedeydi belki,
Ama ben,
Hep ayazın içinde yürüdüm
Üşüyerek…
Durduğum yerden baktım hayata
ve dedim ki:
“Tamam… yetti.”
Üzerime sinmiş bir sessizlik var…
Yokluk diye bir şey,
elbise gibi üzerime yapışmış.
Parayla ölçülmeyen,
cebi değil kalbi üşüten…
Yaşanmamış güzel günlerin,
Kalemimden dökülenler,
yüreğime bile sığmayanlardı.
İliklerime kadar doluyum.
Yazdım… yazdım… yazdım…
Her satırda biraz daha ağırlaştım.
Sayfalar dolusu dert birikti içimde,
Yoruldum,
ümitsiz bir sevdaya bel bağlamaktan
her sabaha bir umutla uyanmaktan
senin umursamazlığını günün ilk ışığı gibi hissetmekten.
Çok şey istemedim aslında.
Düşünsene…
Bir bardak çayı aynı bardaktan içemedik.
Bir sofrada ekmeği bölüp paylaşamadık.
Yağmurda yürüyüp ıslanamadık.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!