Her sabah aynı düşünceyle uyanıyordu:
“Bugün yazmayacağım.”
Ama gün, geçtikçe
eli yine kalemine uzanıyordu.
İçimdeki seni anlatmaya kalksam,
Bendeki seni kelimelere döksem...
"Evet, yine saçmalıyorsun" diyeceksin, biliyorum.
Ama ben zaten her zaman olduğu gibi
saçmalamaya razıyım,
Yeter ki sen o alaycı gülüşünle dinle.
İyi Değilim;
Bunu yüksek sesle söyleyemem,
çünkü; herkes “geçer” diyor.
Oysa bazı şeyler geçmiyor,
sadece sessizce içimizde kalıyor.
Sabahın ilk ışıklarıyla uyanıyorum,
ayaklarım hâlâ yorgun, gözlerim hâlâ düşlerde.
Koşuşturmanın içinde unuttuğum adımlarımı arıyorum,
Hiçbir zaman mükemmel bir insan olmadım.
Hatalarım da oldu, kusurlarım da.
Düştüm… ezildim… yıprandım.
Bazen yanlış yollara saptım,
ama her defasında kendime geri döndüm.
Kimseye bilerek zarar vermedim.
Merhaba…
Bugün yine konuşacak kimse bulamadım.
Her zamanki gibi, yalnızlığın soğuk sessizliğiyle oturdum masama. Bir kahve kendime, bir kahve de beni dinleyecek… yine kendime.
Bir pencere kenarında unuttum kendimi
Rüzgârın taşıdığı hatıralarla
Her ışık, biraz daha soldurdu beni
Her gün, biraz daha eksildim sessizce…
Konuşamadım aynalara
Kırgınım;
Belki sana değil ama zamana kırgınım.
Yürüdüğüm yollarda kaldırımlara kırgınım.
Unuturum zannettiğim ama,
Defalarca yüreğimi hapsettiğim sevdana kırgınım.
Kırgınlığım sana değil bu kez,
kırgınlığım… kendime.
Sana inandığım için,
gözlerinin arkasındaki karanlığı
Bir baba düşünün,
Evladının sesi bile batıyor kulaklarına.
Yediği yemek, içtiği su…
Aldığı nefes dahi haram lokma gibi.
Konuşsa susturuluyor, sussa yok sayılıyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!