Şiire Sabun Tutanlar Şiiri - Mustafa Alp

Mustafa Alp
828

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Şiire Sabun Tutanlar

dediler ki.

mustafa bey,
şiirinizde argo var, küfür var,
gruba uygun kelimelerle değiştirip
öyle paylaşın.

ulan.

ben şiiri misafirliğe göndermedim ki
kapıda ayakkabısını çıkarsın.

şiir bu.

bazen rakı masasında doğar,
bazen mezarlık duvarında,
bazen sevdiğinin ardından
sokağın ortasında
hayata söver.

siz istiyorsunuz ki
acı kravat taksın,
öfke kapıyı çalıp izin istesin,
ihanet affedersiniz desin,
şair de köşesinde
uslu uslu kafiyesini saysın.

yok öyle.

ben kelimeyi
nüfus müdürlüğünden almıyorum.
sabıka kaydına bakıp
şiire sokmuyorum.

hangi kelime
yarama denk gelirse
onu yazarım.

çünkü bazı acıların
türkçesi kibardır,
bazılarının
ağzı bozuktur.

siz hiç sevdiğiniz giderken.

zatıaliniz beni ziyadesiyle üzdünüz.
dediniz mi?

insan yanarken
edebiyat öğretmeni kesilmez başına.

yangın varsa duman çıkar,
ihanet varsa öfke.

hayatın kendisi
bu kadar terbiyesizken
şiirden edep istemek
hangi terbiyenin marifetidir?

hem siz
kelimeden mi korkuyorsunuz,
kelimenin gösterdiği aynadan mı?

bir ulan görünce
ahlakınız sallanıyorsa
temeli ben atmadım.

bir kelimeyle yıkılan terbiye
zaten kartondandır.

şiiri süzgeçten geçirip.

şurası uygun,
burası uygunsuz.
diyorsunuz.

şairi çay şekeri mi sandınız?

iki küp atıp karıştırınca
her damağa uyacak.

benim şiirim
her damağa uymaz.

kiminin boğazında kalır,
kiminin yarasına tuz olur,
kimi gece yarısı okur.

ulan, bu benim,
der.

şiirin işi
herkesi memnun etmek değil.
bazen
birilerinin uykusunu kaçırmaktır.

siz şiire
gruba uygun kelime arıyorsunuz.

ben
hayata uygun kelime.

aramızdaki fark
tam da burada.

sizin kelimeleriniz
kapıdan girerken
üstünü başını düzeltir.

benimkiler
kapıyı omuzlayıp girer.
sizinkiler:
rahatsız ettiysek özür dileriz.
der.

benimkiler,
rahatsız olduysan
demek ki doğru yaraya bastık.

şiir dediğin
hep gül kokmaz efendim.

bazen ter kokar,
bazen sokak,
bazen gece,
bazen yalnızlık,

bazen de insanın
dişlerinin arasında ezip
yutamadığı
o son küfür kokar.

çünkü hayat
papatya tarlasında geçmiyor.

insan seviliyor,
aldatılıyor,
terk ediliyor,
eziliyor,
susuyor.

sonra bir gece
kalemi eline alıyor.

siz de karşısına geçip.
aman mustafa bey,
şu kelimeyi değiştirelim.
diyorsunuz.

değiştirelim.

önce
ihanetin adını değiştirelim.
yalanın adını değiştirelim.

ikiyüzlülüğün,
vefasızlığın,
haksızlığın
adını değiştirelim.

fakirliğe
maddi mahcubiyet,
yalnızlığa
bireysel sessizlik,
ihanete
duygusal yön değişikliği
diyelim.

sonra hep beraber
tertemiz kelimelerle
boktan bir dünyayı
çiçek bahçesi diye anlatalım.

olur mu?

olmaz.

ben şairim.
kelime badanası yapmam.
çatlak varsa
gösteririm.

duvar dökülüyorsa
üstüne manzara resmi asmam.

bir adam ağlıyorsa
gözleri nemlendi diye
acısını küçültmem.

canı yandıysa
canı yandı derim.

sövdüyse
sövdü.

çünkü şiir
hayatın tutanağı değildir.

şiir,
hayatın
suçüstü halidir.

siz kelimeleri
terbiye etmeye devam edin.

ben yaralarımı
yazmaya.

siz kapıda,
bu sözcük giremez,
deyin.

ben o sözcüğü
başka bir şiirin
başköşesine oturturum.

çünkü şiirin kapısında
bekçi olmaz.

şiirin kapısında
yürek olur.

şairin diline
şunu yaz, bunu yazma
diyen çoktur.

ama kalem
bir kere hürriyeti tattı mı
ne yöneticiyi tanır,
ne kapıcıyı,
ne de şiirin başına dikilmiş
edep bekçisini.

ben yine yazarım.
siz yine silersiniz.
siz bir grubu yönetirsiniz,
eyvallah.

ama kelimelerimi değil.
çünkü şiir
izin kağıdıyla doğmaz.

ve unutmayın

bir şiiri gruptan silebilirsiniz,
bir kelimeyi yasaklayabilirsiniz,
bir şairi kapının dışında bırakabilirsiniz.

ama hakikati
kapının dışında bırakamazsınız.

çünkü siz
kapıyı kapattığınızda
şiir bitmez.

sadece
kapının hangi taraftan
kilitli olduğu anlaşılır.

✍️

Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 23.08.2026 18:22:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!