Ezelin göğsüne çakılmış bir çividir duruşum,
Gövdem katı bir yekûn, asırlık bir basamak.
Kendi çizgisinde bükülen o keskin hançerle,
Ben her şafak yeniden virgülüm, durmaya mahkûm.
Sonsuz akan nehirlerin önünde bir mola yeri,
Arkamda çalkalanan o kadim, o ağır hanedan…
Sen ki, uçarı bir duman gibi kondun önüme,
Hafif, ağırlıksız ve sesteş bir boşluk olarak.
Bütün haneleri doldursa da o mağrur gölgen,
Sağıma düşen her adımın bir inkâr şimdi.
Ne kadar büyürse büyüsün o yuvarlak uçurum,
Aramızdaki o ince çizgiyi aşamıyor zaman;
Çünkü virgülden sonra açılan hiçbir kucakta,
Bir tamın ağırlığı sığmaz, eksilir her rakam.
Şimdi hangi aynaya çarpsa o gamsız çehren,
Solumdaki o büyük gürültüde eriyip gidiyorsun.
Ben ki bir ömrü bölerek geldim bu sınıra,
Sen önüme kondun da sıfırsın gülüm;
Yorulma artık o boş koridorları çoğaltmaktan,
Değerini yitiriyor sağımda biriken her düğüm.
Kayıt Tarihi : 9.02.2007 13:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
,0




Gönül şelaleniz daima çağlasın.
Sevgiyle...
tebrikler
baki selam.
TÜM YORUMLAR (16)