Eskiden kaldırımlarımız yoktu
Sokaklarımız is kokardı
Yoktu öyle çok katlı evlerimiz
Komşumuzun ocağından kokan
Bizim soframıza da gelirdi
Karadenizden bir rüzgar esiyor
Çayımı yudumluyorum
Bir annenin,
Öpücüğü kadar sıcacık
Bir yavrunun,
Gülüşü kadar tatlı
Ansızın gidenlerden kalma
Aklımın ortasındaki ölüm korkusu
Toprak kokusunu saldı üzerime
Çiçekten yoksun dalların çıplaklığı
Kapladı içerimi
Aylardan kasım
Gök kubbe gri
Biraz dumanlı
Birazda sisli
Renkler
Öyle yorulmuştum, öyle yalnızdım
Yalçın dağlardaydım nasıl da bildin
Boynum bükülmüştü çiğdem misali
Kendime ağırdım iyi ki geldin...
Sibel KILIÇ...
Saçlarını döşüme düşüren alnın
Başımı koyduğum yastığımda
Salkım saçak şaşırtıcı
Kısa dar geçitli yollar bıraktı
Gözlerinin kahvesi
Kim ne bilsin
Yanan bağrında ağrıyan yanını
İçinde ukde kalmış yaşanmamış çocukluğunu
Hangi günahların bedeli idi?
Yetimligim
Fitili sönen akşamların
Pimi çekilmiş güneşlere uyandığı zamanlarda
Sicili saf duygularımın
Tutkular sürüsü depreşiyor
Sen doğuyorsun şah damarımda
Mutluluk aklıma gelince her şey gülümsüyor du
Gözyaşlarımı kandırmaya başladığım günden bu yana
Hayat eleğini eledi
Güzellik kapılarını kapattı sanki




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!