Yatağımızın üzerine doğan yeni bir günle uyanıyorum
Trampet çalıyor gibi
güvercinlerin aşkları çatıda
Oysaki saatler geçerken
Masumiyet müzesi gibidir
Sükun gecenin koynunda
Çınlar sesin hala dün gibi kulağımda
Kucağımda başka bir aleme
Gidişinin matemi var
Rüzgar susar ay şahit geceye
Yıldızlar sürgün başka geceye
Bugün çocukluğumdan kalma gülüşlerimi bıraktım kucağına
Kalbinden sessizce akan yaşları öptüm
Adil amcanın rozet çiçeklerini
Ayşe annenin ezber bozan sözlerini andık
Tarihin tozlu sayfalarında gezindik
Barış türküleri söyledik biraz da
Dizeler küsmüş bu gece
Dışarda yağmur var
Hava birazda soğuk
Pusu kurmuş saatler
Vakit hep aynı vakit
Ve
Sibel şiirlerinde kırgınlıklarını
ağız dolusu kahkalarla ifade eder
Dededen miras kalan dizelerini
Yaralarından derlediği güllere bulayarak
koklamayı bilmeyenlere dağıtır
Her köşe başında bir hayat
Bu ne kalabalık
Bu göç hadi uyan
Kime baksam firari aşık
Neyleyim hasreti
Dönüşü olmayan yollara
Bir filika yanaştı
Sessizliğimin kıyısına
Mülteci aşıkmış
Bir hayli yorgun ve zor
Dün kendimi senin yanında hayal ettim
Terli sırtından öptüm
Yalın ayakların sıcak kumda
Ellerinse yapayanlızdı
Kucakladım yüreğini
Başımı ise göğsüne dayadım...
Üzerimde bir ağırlık var
dediğinde bana
Alnındaki hüzünlü yorgun çizgiler bağrışıyorlardı
Uçsuz bucaksız dönüşü olmayan yolları hatırlatıyorlardı
Kirpikleri nöbetteydi bu gece
Yıldızlı yalanlarınla kaderimi değiştirdim
Moralim bozuk
Aklım yarım
Bir de küfür etmeyi öğrendim
Yüzüm bahar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!