Kızın cebinde
çerçevesinden çıkarılmış bir fotoğraf vardı
Dudağının kenarından
gülüşleri çalınmış
Yas tutar bu diyarlar
Sen gidersen ağıt yakar
Vakitsiz uykulardan kalkar
İçin için ağlar
Ağlara takılan balık gibi
Çaresiz çırpınışlar
Baktım ki bulutlar zirvelerde yaşar
Ben de eteğinde kıvrılıp
Garibana çoban çeşmesi oldum
Hoyrat çağlayana inat
Avuçlara bir tebessüm doldum
Şu sıcacık sobanın yanına
Otur çocuk
ellerini ısıt biraz
Sana çorba getireyim
Dudakların çatlamış
Gözünde yaş donmuş
Bu sabah da aynı diğerlerinden farkı yok
Ama bir başkadır benim
çocuk yüreğim ve kedilerim
Ruhum uzak şehir ışıklarından
Maviye dalan
Ne kadar yüksek ulu nüfuslu
Zirvelerinle yalnızlığı
Tescilli dağlar
Gülünü güneşin kavurduğu
Bülbülün uğramadığı
Yaşam umudunu buludun
Vişne zamanı bul beni
Kayboldum ortak olduğum acılarda
Tutundum hasret kokan türkülere
Hasreti satırlara dökmek imkansız
Hırçın bir fırtınanın ortasında nedensiz saklanmaktayım
Deseler ki hadi gel
Şöyle buharlaşıp arşa varasım geldi
Sonra üzerine kurşun gibi yağasım
Geldi
Defalarca kolunu kanadını kırasım geldi
Kaç kez ağladım
Birkaç kez de kendi sessizliğime
Havada ılık bir merhamet esintisi
Gül kokusu sarıyor çevreyi
Goncalar çabucak açma telaşında
Şapkamın üzerinde fiyonk fiyonk
Renk renk kelebekler
Yarın ne olacağını bilmeden
Bir kelebek
Hayatındaki ilk kezlerini ve anılarını alıp yanına
kanatlarını süze süze uçtu
Kondu çiçeklere ağaçlara
Soludu tütsü kokan geceyi
İçine çekti gökyüzünü bulutları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!