Yitmis kaybolmus mahrum muhtac sefil caresiz mahkum mecbur yoksun hal ve durumlarini kapip kendiiginden patlayan püsküren bilinmezliklere sürüklenip giden kalabaliklarin üstüne basina dert sorun kaygi endise issizlik gecimsizlik kusku keder geleceksizlik sahipsizlik kimsesizlik maddi ve manevi bütün yüklediklerini devirip döküp bosaltmaya dolup tastigi cark cevrim yeriydi ISTANBUL. Istanbul`sa sosyologlari pisikologlari modacilari malzemecileri avukatlari doktorlari danismanlari anatomisyenleri akademisyenleri noyrologlari biyologlari magazincileri müzzikcileri sanatcilari egitimcileri iletisimcileri mühendisleri teknisyenleri gidacileri süpermarkacilari hipermarketcileri ilim bilim akil fikir yol marifet hassasiyet ve hüner bakimindan sökülüp gelen insan dolup taskinliklarinin bütün zavallilik mecburiyet ihtiyac ve zaafiyetlerini en iyi bilenleri olarak güc azamet zorbalik ve iktidar sahipleri tarafindan satin alindi ve bu cark cevriminin devamliligi yönünde sorgusuz sualsiz diledikleri maksada kullanildi. Yoksa bile yeni muhtacliklar, yeni mecburietler,yeni saplantilar, yeni aliskanliklar,yeni ihtiyaclar,yeni dertler, yeni belalar,yeni zorluklar, yeni afyonlar, yeni bunalimler, yeni gerilimler, yeni catismalr,yeni kavgalar, yeni gecimsizlikler, yeni imrentiler, yen durumsuzlukler,eni MUTSUZLUKAR, yeni ve yepyeni kacislar, yeni boyunegmeler, yeni bagimliliklar ve en yeni kararsiz duyarsiz karamsar güdümlülükler burada yapilip yürütülen soygunun vurgunun sömürünün ihanetin talanin ve yikimin `ben seni böyle de cok seviyorum ` müptelasikabullenisin daim devran tüketimin Pazar ve piyasasini kurdular.
Her `derdiyin dermani benim ` diye gelenden daha cok aci talan vurgun soygun dert bela batak ziyan yanilma kazzik soygun hasar saldiri cöp ve düskirikligi yiyerek kendini tasiyamaz hale ören-viran olan ISTANBUL; kendinden denenip sinanan örneklenilen modelciligiyle cogaltilip baskilanip TÜRKiYE genel kapsam ve kusatma isgalciligine yayilip yerlesik ve yaygin halden servis edildi. `ah ulan be Istabul seni seninle ölerek böyle de seviyorum ` arabesk derbederliginin` aydini ilericisi muhafazakari milliyetcisi pekkakalisi hedepelisi ülkücü mücahidi mafyasi bankasi borsasi bütün ortak bölen ve kesisen hisse payiyla en cok siyasetin eskiyen yüzünü degistirip, yenisiyle hic hiz ve sürat kesmeden olup biten bütün carpikliklarin calip kapistigi yagmayi, ihaneti, hainligi, ganimetciligi, rantciligi, hukuksuzlugu, tecavüzü,zorbaligi, dayatmayi, yolsuzlugu, derdi, sorunu… alip benimseyen kabul ile öldü öldü dirildi.
Kaynaginda ve yasam damarinda insan aski ve yasama sevinciyle dogmus büyümüs gelismis kisilik sahibi karakterilik, her kurdugu iliskiyi yahut ortaya koydugu kararli durusu kendi kabina sigmayacak sonsuz mutluluklara iletip büyütürken cay gibidir, kahve gibidir, soran paylasan sohbet samimiyet demi gibidir, sonsuz evreni kücük kalbine sigduran cocuksu ölmez tükenmez devran gibidir, hasretin hazinesi gibidir, kavusmanin kutsal inanci gibidir, topraginda isiga ve suya doyup kanan ekin gibidir, hakkinca alin terini sanat edinen insan esrigibidir, aklini fikrini duygusunu cesaretini emegini özünü sözünü ilgisini itibarini sorumlulugunu gururunu sahsi kibir getiri kiralik siparis avans avanta cark ve gösteriseharcamayip paylasmaktan cogalttigi mutluluktan onur duyan sanat ve edebiyat gibidir. Veysel gibidir. Emrah ve Karacoglanlar gibidir.
Fakat Istanbul…bütün zavallilik ve bagimliliklarini her gün yenisinekiskirtilarak kendini kendine hic bir türlü kurtaramayan yogunlasmis ve artarak yiginlasan kalabaliklariyla, hicbir duyumu karari katilimi duygusu düsüncesi etkisi tepkisi dahili secenegi iradesi idraki varligi tutarliligi haysiyeti ve hassasiyeti kalmadik yerden sosyal siyasal ekonomik felsefi yahut düssel danismanlarin özel tetikcilik ettikleri ILGi DÜRTÜLEME, KAFA BULDURMA ve KARAKTER ASILAMA tezgahinda ugradigi her türlü yagmayi talani tecavüzü soygunu baskiyi korkuyu tacizi hirsizi yolsuzu haini ganimet vurguncularini servet avcilarini insan tacircilerini din ahlak vicdan akil fikir bozguncularini ve haram düskünlerini zamanla anlayisla karsilayip, hakli gören algi ve aliskanliklarinin ahalisini basina yigarak yikimdan yikima ` ah be lan ulan seni her halinle seviyoruz `…mahkumiyet müptelasina ugrar hersey, Istanbul gibi…
Durumun istifcisi ve ortak istifadecisi sanat edebiyat resim müzik sipor sinema moda sergi süsleme dekor mimari pazar salon galeri market zincir sirket alet icat vesairlerin en basinda MEDYA; toplum zifir zindanlastirmanin en kiralik katil tetikciligini yapip isleyip kullanisli hale dizi topugunda dizilerle Nurdselin Mutfagi, Gelinimin Ceyizi Güldür Güldürüklükler ayar ederken, günler boyu seyrettirgigi siddeti kavgayi nizahi kargasayi tikanikligi zavallilii dilenmeyi muhtacligi ve her cesit SAPKINLIKLARI git gide gayet suradan ve dogal sayip karsilayan BENZESMISLIGiN tabutunu yozlasan onursuzlasan ahlaksizlasan karamsarlasan tükenen yikilan ve yagmalandigi oranda insanligindan cikip her türlü trafigi tikali iletisimsizlige canavarlasmayi secip kullanani degersizligi ISTANBUL modelli ve Türkiye genis kapsamli herkese yedirip giydirdiler.
Asagida…yilginlariyla kacaklariyla sorunlariyla yalnizliklariyla derteriyle korkulariyla mecburiyeteriyle acmazlariyla muhtaclariyla tüm bagimlilik ve zavallilik güdümlülügünü artarak cogalan kendi haline terke birakilmis iradesi ilgisi yorgun yitik kalabaliklar `senin takim benim kulüp bizim parti hakisine tarikat sahte imam yamuk aydin kim kazandi kim kaybedecek `…lerle catisip TAGE KüLAH birbirini en azgin kin ve nefret bogusumuyla yiyen ve bitiren uzaklasip ayrismalara tüm insani varliklrini kul –köle niyetinde kullananlar adina KAVGA-NIZAH her türlü yasam enerjileriyle birlikte bozulup harcanarak tükenirken, ISTABNBuL`u calip cökertip gaspedip kacan, soyguncu sömürücü hin hain talan vurgun isgal taciz tecavüz CIKAR ORTAKLAR toplulugu, bütün buralari kurup kurcalayip harami devranlarina hicbirinin bir digeriyle en ufak bir farki olmadigi avans ve avanta artirimlarinin topyekün hükmüne hükümdar oldu….
Hortlak döngülerde dolanıp kıvranan
Başı bozuk bir topaç gibilerin
Üstüne biriken hırs yarış birinci olma ve en üstün gelme tutsaklığıyla dinginliğini bozmuş
Sakinliğini huzurunu ve mutluluğunu girişi çıkışı olmayan takipsizliğe yitirmiş
Şer
Bela
Aska saadeti vucut sarmaya
Gününü devrini dünyasini gezip dolanip dermekten
Ister coban takvimi olsun ister cagla ve cardak
Ister gonca güller bagi gazel yaprak kasim mayis hidirellezi
Yollar yürümüs yillar gecmis bayir dere hava su gök insan ve topraktan
Hep güzellik caginda kalarak güne efkara ahire
Oturmuslar
Cekirdeksiz kahvesiz birlerini seyrederler, konusurlar bellki gizli saklisiz
Baykus ile dam kenarindaki sessizlik
Diken de batmistir ask yarasina gülün, birbirlerini severler belki
Biz ne cefali diye, kasim takviminden
Üveyden
Okumakla…
Hani derler ya okumus adam bayan filan olmus mus..
Öyle degil iste, o is hic de öyle degil
Okumak yasadigi insanda degisen dönüsen herseyi sezmek görmek
Taniklik edip deneyimledigi her olus bitisten akil fikir cikarimlamak
Sevgiye saygiya sorumluluga adalete vicdana denk ve degerlerle
Süpürgelemvari
Ne sesi kalir ne durup gezen zamani
Kapkara pistten uzuuuunca asilip sarkan makas kirimiyla
Talimati alir almaz dükkanin önündeki bosluga cekili tabureden paravan
Jilet gibi kesip atar
Joker gibi ziplar ucar
Sözün yırtıldığı sayfadan
Sazın koptuğu telden
Çığırın
Çıngırağın, çııın çın..!
Ve gardorap tanıklığı ekseriye insan kumaşından, perem perem çığlığın ucundan kıyısından
Veya nadaslı yapışkanla çalışılmış bayat bir graphon kağıdı işlemesi
Musiki, Bursada Zaman, Hersey Yerli Yerinde, Sabah, Ne Icindeyim Ne Disinda Zamanin, Ayna…gibi siirlerin; ve Mahur Beste, Sahnenin Disindakiler, Aydaki Kadin, Huzur gibi romanlarinin yanisirasina Bes Sehir üzerine Evliya Celebi`ligiyle, Hikayeleri ve Edebi Makaleler`in sair-yazaridir Ahmet Hamdi Tanpinar.
`Insan, sallanip zorlandigi bunalim ve celiskilere ezilip yenildikce felsefe ve siir yapar` anafikrinde hem felsefe yapip hem siir yazan; ve Sanatcinin Bir Genc Adam Olarak Portresi, Bir Kücük Bulut, Kedi ile Seytan, Ölüler, Oda Müzigi, Sürgünler`le acemi cirakligini; Dublinliler`le cirak kalfaligini; Finnegan Akşamları ve Ulysses`le kalfa ustaligini yasayip romanlastiran; yazdiginin baglanti ucunu kacirmamak icin ve yazacagi kurguya uygun sakinlik aramak ugruna bazan mecburiyetten; ama cogu zaman kendi tercihiyle sehir sehir, ülke ülke, fersah mil gezip dolasarak yazmaya niyetlendigi eserlerini soranlara `hep yakinda tamamlanip bitmek üzere ` diye bir kavramin lakabiyla kisiligi üstüne yapistigi Irlanda`li sair-yazar -her ne kadar Tutunamayanlar`la ünlü Oguz Atay nispetinde ve aciktan aciga belirtip ele veren netlikte olmasa da- James Joyce`yi yerli hale tasiyip getirmenin gayret ve istah güdümlüsüdür Tanpinar.
Irlanda ki, gerek cografi ve gerekse sosyal siyasal yahut kültürel tarihi olusum ve gelisimini Türkiye kosullariyla uzaktan yakindan hic bir ilgisi benzerligi ve özdestigi damarlari ve noktalari olmayan uzak mesafelerin soguk ilklimleriyle, Milet`ten Misirà, oradan Ispanya`ya ve oradan da Irlanda`ya sürekli bir kovulmuslugun sürgünleriyle sürüklenip tasinarak, Akdeniz kökenli toplumsallik macerasini kuzey Avrupa deniz asirisinda ve ADA ÜLKESI baglaminda sonlandirip bitiren; ( tipki ODESA´dan ILYADA`ya Homeros deniz serüvenciligi gibi ) Britonlar`in,Keltler`in,Viking`lerin, Romalilar`in, Normandiyali`larin, Angillar`in, Saksonlar`in buzullar cözüldükce ortaya cikan kara parcasina istilaci olarak yerlesip -en son gelenin daha önceki gelenlerle sürekli daha yeniyi kaynasip karisarak – Ingiltere ( Büyük Britanya`yi ) devletini kurup örgütledikleri homojen yapiya hem satihtan hem icerden hem köseden hem dipten damardan bagli ve ait; sarsilip savrulmalarla tarihsel hikayesini yazmis bir ülkedir. Topraklarini Ingiliz istilacilarinin keyfine sevkine dagitimina yönetimine hakimiyetine ve idaresine teslim etmis, siyasal sosyal bütün irade hükmü kölelik kosullari baglantili kanun nizam düzenlemeleriyle kendi hayatinin ve ülkesinin KIRACISI olma kosuluyla, zaman zaman cikan aklanmalarin kan gövdeyi götüren ölüm zulüm katliamlarla sonuclanan yüzyillar boyu ezikligin, yenilmisligin, bozgunun, ,bunalimin yokluklar cileler hastaliklar kitliklar ve sefaletlerle besledigi -yer yer kücük kazanimlarla birlikte – eskiye boyun egme sürecleriyle gecip geldigi yirminci yüzyilin ilk ceyregine kadar inancindan secme secilme hakkina kadar dayatilani yasamak zorunda birakilan bir travmalar silsilesi toplamidir Irlanda.
Mahur Beste, öyküden siire, romandan denemelere ve makaleden elestirel yorumlara bütün yazim külliyatinin `Kendi Ic Seslerini Konusup Dinleyerek ` düsle gercegi birbirinden ayiramayan bütün diger IMGECI-SiMGECi filozof sair yazar yahut sanatkarlar gibi, aklin bilginin gözlemeyip irdeleyerek cikarim yaptigi Neden-Sonuc eldesine degil ; Ortacag Idealizmi`ni tamir ve restore ederek Atom Cagi yüzyilina güncelleyen ve zamanin detaysiz dolaysiz ayrismaz bir sonsuzluk icinde akiskanligini öne cikarici his ve SEZGiLERiN insan ve toplum hayatinda akil ve bilimsellikten cok daha etkin, hayati, degerli, öncelikli saglayici ve belirleyici oldugunun fikir sahipligini yapan; ve aciktan aciga gözlemleyici ve sorgulayici yollarla akil mantik fikir duygu düsüncelerden süzülüp yogrulan irade yetkisini ve özgün duyarliligini kendinden baska kimsenin keyfiyetine siparis etmeyen aydinlanmaci diyalektikci yahut materyalist felsefeye karsi cikmanin kavgasini veren Fransiz Filozof Henri Bergson`dan etkilendigi hayranligini her firsattadile getirip aciga vurdugu ilk romanidir Tanpinar`in. Huzur`da da her iki satir arasina serpistitip - romandan ziyade sanki altyapisini dinsel mistik ögelerle dayanmis dösenmis felsefe makalesi yazar gibi- insanin akilla yasarsa hep satihta kalacagina, hisli sezgi ve ic seslerini ( tipki düs icinde düs kurup semboller ve simgelerle gömülüp kapandigi kopukluktan dünya hayatinin yitiklerini bulmaya calisan Valery, Mallerme, Baudelerai, Joyce, Proust, gibi düs ve düsünce sarmallarini ) duyup aciga cikardikca `hepimizin zaman ve zümre kavramini icinde eritip silen bir ortak merkeze bagli oldugumuza ` dair uzuuuun uzunca deginip dokunup aktarma yaparak okuyucuyu kendine alistirip benzetmeye calisir Tanpinar.
Yani…
Diline yoluna gününe uykusuna hayaline niyetine üzücü ezici ve öldürücü zehirlemeleriyle agir yük siddet eziyet bela ve kahri cekilmez intihar artigi zikkim zehirler külfiyeti olarak algilayip karsi duruslu kabul etmeyen tavir titizlik göstermiyorsa insan, lagim kuyusunda birbirinin pisligini karistirarak hir gür nizah kavga dövüs sövüslerden gücün gösterisin saltanatina erisilmez servetini ve cevherini arayip bulmaya karistirip didikliyorsa, insanligini lagim faresi cukuruna kokusmus düsürmüs etiket ve yafta fiyatlandirmalarinin tüccari ve müsterisi konumuna bozulup gömülmüstür. Cünkü ne sanat, ne insan, onursuz kültürsüz dilsiz itibarsiz alinip satilmalara fiyatlandirilarak ( ordaki apartmanlasma deligine tüneyip asagilara borcu hacizi saglam banka dosyalariyla direksiyonu ve kontagi baglanmis araba görünümlü ve yasadigini fitiiil fitil burnundan getirten furyadan mutluluk sürprizleri cikartma vaadli hokkabazlikta dünün param parca kalan yerini yarina ölüp üzülerek kaderi degismez tek düze rutin tekrarlarini sivriltip yontarak ) kazanilacak deger kiymetten degildir.
Kitabin anlattigina göre Ikinci Dünya Savasi basladi baslayacak provasi yapilma günlerinin dünyayi kasip kusattigi kaygi duyum haber ve düsünce söylentileriyle yeni bir kücük kiyamet gösterisine hazirlanisi sirasinda öyküsünü ordan alan günlüge yazilip romanlasir Huzur…
Ilk basim tarihi de, bin dokuzyüz kirk dokuzu anca bulur. Insan okudukca en bas kahramani Istanbul olan konu ve konum merkezinin sanki Sabahattin Ali`nin Icimizdeki Seytan yolboyu kayiginda gezer gibi, tasvirler, tanimlamalar betimlemelerle neredeyse Muazzez yahut Macide`leriyle ayni isimler ortakliginin benzer izlerinde yokus bayir gezer gibi halden hallere girip cikiyor. Savas cikmadan evvelki tarihe bakilirsa Tanpinar`in Huzur`u, ilk baski tarihine bakilirsa bin dokuzyüz kirklarin tarihini düsen Sabahattin Ali`nin Icimizdeki Seytan`i biri digerinden daha evvel kurgulandi ilmegini cözüyor. Fakat her kim kimden esinlenip etkilendigine yazim imzasi ve konu icerigi farkli olursa olsun , demek ki bir Türkiye Sehir metropolü veya ilk akla gelen ve herkesi icine alip benzeten Istanbul baglamindan yerli hikayesi olan bir sey yazacak olsa, dönüp dolasan düs kurma veya hayal yorma titizligi hemen hemen bogaz ve kiyi boyu sallanip duran sandallara binip, vapurlara bakip, tepelere adalara körfezlere ve sahillere sivanmis kösk yali yahut villalari izleyip dikiz altina alan ayni köprü basamak fener kule sur hisar bahce cadde sokaklardan gelip gecen benzer oldu bittileri yaziyormus insan demeden kendini alamiyor okur kisi.
Roman böylece basladigi yerde bitiyor. Ya da sondan geriye sararak etkilendigi dünya klasikcilerinin yazim teknigini arada okuyucuyu merakta birakan gelgit oyunlarini dürtüp saklayarak parca bölük örtüp sakladigi yeri aciga cikarmalarin hilesini ve oyununu tercih ediyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!