Mahsus sirketlestirilmis müridine ve müsterisine uygun
Uzuvlari ve uzmanliklari birbirine sapasaglam bagimli bütünlügün
Kapitalizmi kimliksiz kisiliksizligin tüketim bagimliligi ihtiyacina göre
Yaygin ölcekte din iman diye tasarimlayip pazar piyasa eden külliyata bagli bop sarmal
Yeryüzünün
Karsi konulmaz itaatlilikle en büyük tarikatidir
Kaysının
Dalları çiçeklendi önce
Sonra yeşillendi yapraklar çağladan çırpıdan önce
Taaa ki yemişleri toprağa dökülen yaza kadar oylum oymak iken bir güzel dünya, araya hırs kancası girdi
Mızrak mızrak gönlü karardı gözü döndü insan denen nesnenin
Her şey varlık yokluk hesabına matematik yaptı, sayıların kimyasını bozdu kendine madik atan aldatmaca
Hayir…! Bir bardak cekirdek yirmibes kurusa degil artik. Ya da bir kupa alic, bir yumak pamuk sekeri, bir top bez, bir urupla yulaf, bir cuval mutluluk…
Degil artik, üstelik de sanki yüzyillar gecmis gibi üstünden ve arasindan, bir kutu cay sekeri, bir kiloluk portakal rengi ve kokusu narenciye, bir sahanlik pekmez zeytin yag yogurt, artik arpa buydaylari zehir zikkim ilac ve gübrelenmeleriyle HiBRiT hormonunda topragin halini yolunu dinini imanini kökünden kurutup gevreterek tatli kafa sarhosluklari icmedikce ne uncuya ne firinciya ne baklavaciya ev bark horanta niyetiyle hicbirsey hickimseyi insan piyasasina almayan; sokagin bitisigindeki evin pencereleri AVLUYA bakan yerde sonsuz sinirsiz HAYATIN buldugu ve bulustugu yerde degil artik dünya.
Hayir, eve gelmenin aksam sevinci artik sonsuz sinirsiz güvensiz ve ISTISMARCILIGIN eve gidecegine DISARDAKI her yerin evdeki ayaz buz soguk kavga gürültü gecimsizliklerde yitik ayri gayri uzak kopuk yasamaktan daha yerlesik yakinliga saklanip gizlenilecek SIGINAKTAN sayildigi..
Hayir… artik karadut, kirmizi domates, eksi nar, yesil fasulye, sari bugday, kuru nohut, siyah zeytin, aci büber, kavruk leblebi, mayhos elma, sulu armut türlü tevatürleri, dirmit üzümlerinin salkim salkim bag ve harman oldugu; ve damlarinda süt kayamak sergenleriyle gökteki yildizlara kadar zifir gecenin koynunda kendi yasamsal masalinin imecesi ve IRGATINDA degil artik insanlik.
Bu kara kurdeleli yapışkan kamuflajda
Her yerini herkese gösteren tutkallarla kendi bölüşenlerine ayırışmış simsiyahlık
Hayal kırıklıklarının ham maddesinden harmanlanmış yokluk yitikliğini ayıklıyor
Ortaklaşa kazanılan tüm sosyal zenginliklerini azaltmaktaysa hayat,
Sürüncemedeki yağma ganimetini kesintilere uğratanlar sermayedarlanır ki…
Salya sümüğü birbirine karışmış olup herkesin elinde kendinden arta kalan zararına ziyan poşet
Büyük binalar büyük gemile büyük ağaçlar
Seyrekliği tek tük
Ve sıklığı tuz buz
İniş yokuşlu hayatın uçakla konacak yerleri vardır fakat otobüsle yahut yayan yapıldak gidilmeyecek uçurumları
Yoksa feci radarlara yakalanır ey buralar neresidir çığlıklarıyla yazı turaya zurna zortlaktan pişti
Acaiplik numarası yapma derdiyle fena
Al birini
İster böl çarp topla
İster çıkart vur ötekine, hepsi hepsinin aynısı
Döşenmiş
Kaplanmış
Yontulmuş
ARİSTOKRASİ, düşünceyi karanlığın içinden dolandırarak felsefenin seçkinler zümresine hizmet garantisi ve ganimeti olarak kendi adıyla tekelleşmesinde pay sahibi ARİTO’ nun “her şey kendini yeniden doğurur ve çoğaltır “ diye savunduğu deney, bilimsellik, kıyaslama,sorgulama ve gözlem dışı Dogma mantığıyla savunduğu iddasından üreyip türeyen değişmezlik ve durağanlık ilkesine kökten bağlıydı….
Evet yani, ARİSTOKRASİ, düşünceyi karanlığın içinden dolandırarak felsefenin seçkinler zümresine hizmet garantisi ve sabit ganimeti olarak kendi adıyla markalaştıran ARİTO’ nun “her şey kısır döngüdeki kendine yeniden doğurur ve çoğaltır “ diye savunduğu, deney, keşif, araştırma, tanımlama, anlama, bilimsellik, kıyaslama,sorgulama ve gözlem dışı Dogma mantığıyla devletsizleşmeyi ve kimliksizliği savunduğu iddasından üreyip türeyen değişmezlik ve durağanlık ilkesine kökten bağlıydı….
Böyle olduğundan dolayı düşünce ilminin daha saygın, nitelikli, özgür, özgüvenli, gelişmiş, huzurlu, anlamlı, kültürlü, bilgili akıllı, vicdanlı hayatı ve insanlığı özümseyip kavramada felsefenin Aydınlanma Çağı’ na büyüyüp yetişinceye kadarki süreçlerin ilk ve emekleyen adımları olan dünyayı olayları insanı ve insan ilişkilerini tanımlamadaki gerçek hayattan uzak soyut İDEA’ larla ( ruh alemiyle) erdemli insan ve İDEAL toplum yaratma fikrinin baş mimarları olan Sokrates ve Platon’ dan akıl fikir bazında devre mülk devşirmeliği olan Aristo, “ kainatta hiç bir şey değişmez, zaman ve mekan kavramı nasıl yaratılmışsa öylece durağandır, toplum hiyerarşisindeyse erdemli olanlarsa yaşamın her hakkını yöneten yapan ve denetleyen üstün imtiyazlı etkin ve seçkin olanlardır, erdemli olmayanlarsa seçkinlerin yönetimine uymakla ancak saygınlığını ve yaşama hakkını kazanabilecek alt zümre tebalarıdır” diye Ortaçağ dahil binyıllarca gelmiş geçmiş dünya ve insanlık tarihine damga vuran akıl fikir ve mantık yürüttü.
Dilde agit hatirda hüzün
Kim kimin aklindan onca zaman sonra ancak gecebildigine
Söretini elden aldirmis pavyon sokagi gibi mat isiklarda pasli tabelalarla
Yoksul bir durak donuk bakislara rehin
Sessizligin sürükledigi caddeboyu geceye göz kulak olarak
Takdiri zor olanin hakkini verircesine en kaba ve görünür yerdeki hesaptan
Halka halka, cilt cilt
Havanin yüzü yumusayip
Közlenmelere isininca yangin yeri cümle civar
Bir sey olmaliydi ki zamani yoldan cevirmeyi mecbura yoran
Muhtaca koyan
Hükümsüze sayan
Ciksin diledigi delilikler sacsin toplasin
Mekrtuplari henüz dagitilmamissa gitsin cocukluk etsin
Gözkamastirici ve büyük insan olmanin kücük kalbiyle
Kar ciceklerinden acilsin kapi süslensin bu pencere
Pervaneleri uzak yel degirmenleriyle sirali daglari getiren
Ve sönmez yanginlara kivilcimlar yandirip




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!