Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Istiklal Ilk Okulu`nun kivrim büklüm kesme taslardan dilsiz- cansiz cisimlerle bile sanatinin USTA ELLER ve EHLi ILiM duyarliligiyla alfabesini bilmedigi SESSiZLiKLERi dahi taninmaz bilinmez yabancililigindan kurtararak bir ten bir ruh olmaya sözlesip, ASKIN dügün bayramini derler toplar yorar kurarcasina, ille „ kapina geldim, gecemi gündüzümü gizlimi sirrimi sana meydan ettim, evim yolum ocagim diyarim olasin, madem MUHABBETI mesken etmeye yapildi kökleri derinlere salmis gökyüzü ve madem ki her calidan cakildan kumdan kesektendi toprak denen cevahir, vur balyayi kürsügü körügü ki, azigi katigi BiR DEMLiK buhurdanligin közüyle kardigin camurdan DÜNYA HANENE`sinin tek vucut, dört duvar ve yedi iklim sureti sehmine buz damlaciklarini har ile haldaslik ettigi üzere, yarenlikler sarip dürererek yolunda revan olalim tende canda hayat denen nesnenin..“ söylesip konusan mikrofonsuz tabelasiz bir gizemliligin saklisini disa vuran ; ve bütün diledigi hayali düsleri gercege dönüsmüs dolanip dönen TAS üstüne TAS koyarak yapili evleri cesmeleri ve sokaklari arasinda, esigi penceresi bahcesi yolu ve duvar bitisigi TOPRAGA bakan ve cikan; alani ve avlusu dünya ferahligi kadar genis bir yerdi..

Paydosu tenefüsü iptali yoktu sonrasi tehiri ertesi yoktu ne günün ne de günesin ve MERDiVEN ALTI her türlü carpik kirli kacak sahte yalan soguk soyut YAPMACIK naylon mukavva karton ambalaj dekor yapiskan seylerden degildi ne insan, ne dünya alem. Bes be sinifinin bickini siyah önlügü beyaz yakasi her zaman yunmus yikanmis yaz kis ayakkabisi sipor, sinif baskanligini kimseye vermeyen tüm kisiligi ve kalibi pürüzsüz hatasiz hesaplardan gecirilip islenmis Vahap `ti. Yasinin da cok ilerisine pür tetik ihtiyatli, Sari Necmi`y le okul biter bitmez ilk isleri Siremenli`yi gecip, Serce Önü`n den dolanip, kavun karpuz satan sagli sollu tezgahlar arasinda Düven Önü`nü Kazancilar Carsisin`daki babasinin kuyumcu dükkaninda ikilinin ücüncü kafadariydi Kara Cafer. Kizlar güzeliyse memur kizi Rabia. Mahlenin ileri ucunda baslayan ve sokagin girisinden boyasi grilesmis dökülmüs polis arabalarinin hic eksik olmadigi ve dolmusun icinde dahi birbirine verip veristiren kavgalariyla barismalari saniye bile sürmeyen, Kara cafer mi, ( Roman ) bes be`nin en uzun boylusuydu. O´ hic kimsenin uzanamadigina hep cagrilan ve aranan sözü özü bir ne oynanirsa oynansin takim secerken hep kiminle olup olmayacaginin secimine ve kararina müracat edilen ve avludaki sayisiz silsile agaclarin en kocamani Akasya dallari`na kolayca yetiskin ve eriskin olanimizdi.

Sari Necmi`de Kapali Carsi esnaflarindan birinin cocuguydu . Müzik dersinde kendi Cerkez olan Nafiz ögretmen, akordiyondan essiz ezgiler calarken, sirasi gelen herkesin ister sesi güzel olsun olmasin tam bilsin veya bilmesin türkü-sarki gönlünden ne gecerse söyledigine Nefiz Hoca eslik ederdi. Sari Necmi hep ayni sarkiyi söylemesine ragmen, sanki her defasinda hic söylememis gibi titreyip parcalayarak kendini, sinifin BAHCE BASI tarafina bakan pencerelerine dogru o güne kadar ilk defa yakin taniklikla Türk Sanat Müzigi`nün sesini sazini ve yüzünü ondan görüp dinledigim „ kanaryam güzel kusum, ben sana vurulmusum „ …calaaaar cagirir kulagimda ve gönlümde kalan ezelki dünkü esinti.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Evin salonu
Hanenin ocagi bucagi
Sessizlige cevap veren turnusol kagidi gibi solmus susmus duvar
Ilham kaynagi ilgi uyandirip istah acan sönük fenerden kalma ay isigi
Ayakta alkislanmanin yalnizliktan baska hic müsterisi yok perdeden
Dalgalarda kum sürükleyen denizlere pisman perisan

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Sergen bahar olmus bahceler
Kimi dut kimi bülbül kimi kostak kimi küheylan
Ihlamurlar da igne oyasi nakis ceyizine usul yavastan
Gidesim gelmisken meyhanesindedir simdi tam
Zannettiginiz gibi kanyaga konyaga devrilip sizmaya degil haaaaa
Leylak yanigi kiz esmer,

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Hava kararir sular bulanir
Gidince gelmez uzaklara kayboluverince gün günes
Eylül geciyordur köylerden kasabalardan irmaklardan ve kuslardan
Bazi bazi dagdan bayirdan engin ovadan yüksek yayladan
Gecerken de kan tükürüyordur tütün tablasinda izmarit kentler üstünden
Sari sari yapraklarini öpüp koklayarak sögütlük kavakligin

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Bilinen hayatin bilinmezlerini okuyup ögrenirken
Zordur
Cetindir
Zahmetli mesaggatli ve belalidir
Her badireden akil fikir yol yöntem hüneri ve becerisi kazandiran
Birikimli deneyimli her insanin konusup söylemese bile

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Yaz firarisi kumru kelebekleri gectim. Yosunlu derede yavru gezdiriyordu ana baba kugu, ahsap köprüyü savustum dolapli degirmenden ekin tarlalarini döndüm. Ihtiyar traktör ve ince zayif adam pulluk dönderiyordu tozduman topraga….
Benzi usuuuul usul sararmaya yakin otlar yol kenari temmuz haziranda, leylekler inip kalkyordu kirazlar alaca cilekler salkim sepet sür piyasa gelincik giyinmis evlek arsin.
Günbatimi yönünde cinar cercisi uzak ormanlar. Yorulup oturdugum bayir yüzü seyre salincak kurup delisine düz estikce heves köpürtüp kabartiyorken alacakaranliklasan sürgün seferci öksüz ören rüzgarlar…
Ilklerine kadar islemis bazi gurbet bazi diyari hüzün….dalip gittigim bulanik bogumlu yanik yareler sokulup titredi. Kirik dal kekre lehce harami hasbihal dösüm bagrim ve heryer heran, kendi icinde sardikca kilitlenen ugultulu sessizligi bozup kurcalayan mahallere girdap, kapisi ayaz levhasi solgun evler gibi, sahipsiz melodiler klavuzu ve aksam postacisiydi.

Haziran / 17

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Sen benden güzelsin
Ne söylersen söyle aşk der çiçek söylersin
İşte böylesine
Sese
Hayale
Yazıya

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Yazık günahlara
Bütün hazırlıklarını ağırlaşan yer çekimine göre tamamlamış günün yorgun yolu
Akşamın gölgeleri üstüne düştüğünde zayiden
Kırılmış tekerleğe çevreyi düzenleyip başka tarafa gitmenin gününü ve yönünü göstermek için
Nasıl olsa bir güne birgün göz boncuklarına denk gelip rast gidecektir çizgi
Nasıl olsa zincirde sallanıp duran balkon kuşu, süs kabağı ve kurdelenmiş soğanla sarımsak Hattan düşer düşmez çıkmaz bir sokağa not defterinden hatıralar boşaltarak

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Hergün mü her gün, savasin basladigi ilk yillariyla birlikte bitimine kadarki son yerle bir olusun yollari caddeleri sokaklari köyleri kasabalari sehirleri ormanlari tarlalari baglari binalari fabrikalari köprüleri atölyeleri stadyumlari okullari hastahaneleri galerileri magazalari kaleleri kuleleri saraylari tünelleri görünür görünmez her seyi heryeri ve yediden yetmise col cocuk kadin kiz genc ihtiyar topyekün tüm insanligi kopmus kizismis bir kiyametin katliamda sinir kural kaide ve doyum noktasi tanimayan, azmis kudurmuslugun gözünü gönlünü kin ve kan bürümüs nefret zehirlenmeleriyle, vahsete dehsete aciya ölüme zulüme dair en mahluklugun örgütlü ve donanimli CELLATLIGIYLA, yirmidört saat durmaksizin vardiyalasarak mekanizmasi dönen carkin tipki evden cikip herhangi bir ücretli ise gider gibi vardiyesi bittikten sonra da sanki en siradan calisma günlügünü tamamladiktan sonra ekmegi suyu sekeri yagi elektirigi gazi tuzu gidasi giyimi takisi etegi cocuk oyuncagi iskarpini orda verdigi hizmetle tedarigini gördügü eve dönüsün ölüm makinalari ve INFAZ TiMLERiYDi numara sayisina ve yerel yöresine göre `POLiZEI BATALLION` adiyla anilan HITLER`in kursuna dizme özel kadro ve ekipleri.

Genelde orta yas üstü, aktif cephelerde atik ve kivrak manevralar yapabilme zindeliginden uzaklasmis boyu posu görünüsü fizigi figürünün hic önem ve anlam tasimayan siradan ev bark sahibi insanlardan derme toplama, bütün yetenegi kendinden beklenen iskence aletlerini harfiyyen kullanma becerisiyle beraber makinali tabanca ve tüfeklerin herhangi bir ürküye cekingeye ve sekteye ugramaksizin ve eli titremeden tetige basip yaylim atesiyle askeri cemselerden veya vagon vagon trenlerden yahut tiklim tiklim toplama kampi ölüm fermani kesinlesmis olanlarindan kendileri icin kazinmis cukurlar kenarina ciril ciplak edilerek dizilmis insan yiginlarinin canina kiyma faaliyetine yogun bir egitimden gecirilerek -birbirine vardiye devreden is kolonileri gibi- dahil oldugu kadroyla kimligi sicillenmis özel kuvvetler ve imtiyazli birliklerdi HITLER`in Polizei Batalion markali ölüm canileri ve katliam timleri.

Savas boyunca Alman Ordularinin isgal ettigi ve bilhassa TOPLAMA KAMPLARININ örgütlendigi her yerde Gaz , Yüksek Gerilimli Tel Örgüler ve FIRINLAMA cellatliginin yani sirasina, sayilari yüz otuzbese kadar varan yirmidört saatin bile mesaisine yetersiz kaldigi bu katliam makinasi timlerinde toplamda altmis bin kisiye yakin `Kursuna Dizme ` ekip elemaninin öldürdükce ruhsuzlastigi, öldürdükce istah kabartip cellatligindan zevk aldigi, öldürdükce ve kendini ne denli asagilik adi itaatkar acimasiz yaratik olduguna dairligi ispatladikca kat sayisi rütbe ve ödüllü ücretlendirmeye cecilerek mertebe makami yükselttigi. En ünlülerinden biri HAMBURG yerel bölgesine mensup ` Yüzbirinci Batalyon ` ormanlarin kuytu derinliklerinde,veranda ardiyelerinde veya toplama kampi toplu ölüm cukurlarinda öldürdükce kopmus kirilmis parcalari birdaha bir araya gelmez insan tutsakligini delik desik ederlerken,insanliktan ciktiklari cani yaratikliligi alkolle susturup eglence tertipleriyle bastirarak, kahvalti ögle yemegi aksam sefasi mola araliklarini en siradan is günü rutinliginde eve dönüsün alis verslerini yapar iyi aile babasi veya kadini pozuna sahne sergilemenin katil ve kirli maskesini bürünürlermis.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Hic kuskusuz daha nice satir ve yazilara ben kisiligini kalbini kalemini ve yüregini koyarak yazacak olacagim, tüm bunlara dair nicin , nasil ve niye ortaya konulan herhangi bir paylasimi YORUMLAMA inceligi noktasinda son yazdiklarimi silinme ihtimaliyle kenara koymustum. Asagidaki satirlar ordan ve oradandir.

Hele de görsel bogulmusluklarin yorup yiprattigi ALGI DEVSIRME, Kültür Yozlastirma ve insan uydurup dolgulama sistem mekaniginde, toplumun hangi ve ne degeri yikilmis yagmalanmis islevsiz ve iceriksiz alim-satimlarin tezgah kelepinirine dönmüs cark cevrimlerinde, DOGRU – DÜRÜSTLÜGE olan ragbet hem soguk hem uzak hem de mesaggatli gelir her kisiye. Hani `dogru söyleyeni kovacak ne köyü ne kasabasi bile kalmamisligiin ` yalan -yanlislariyla bogusup didismeyi hayatin dogru düzgünlügü sanir ve sayar insan. Orda artik dogru, hakkaniyetli,vicdanli, bilgili, ilgili emek zahmetleri gerektiren her duyarlilik, harabinda tünemis alismis insana agir ve zor gelir. Dogruya özgürlüge hakka hukuka sevgiye saygiya iradeye yetkiye özgün ve saygin kisiligiyle varip gitmeyi gereksiz -luzumsuz dilin dagarcigin tat vermeyenleri olarak anlar ve algilar. Ne kadar bozuk berbatlara bulasir beslenirse, tam kalp ve kafa ayarini ancak bulduguna kendini hasir alti ederek pusar tüner saklar gizlenir. Cünkü bu tutsakliktan dogruyu bulabilmek zaten ne kitabinda vardir ne aklinda dilinde dolasir. Hazmedip sindiremedigi ve hic dogru dürüstlügü olmayan harama yalana talana güce saltanata gösterise aldanir tapinir. Ona göre de ARGO sapkinligi denecek derecelere düsen, yazik eyvahlarin agidini acisini üzüntüsünü ve ezikligini söze yaziya sanata dile kabir ve azapliligina tasiyarak , ceset celselerde gecinip giden kalici hale getirir.

Hic sevmedigim seydir, durmaksizin ÖNYARGISI degismez saplantilarla, kendini irdeleyen ve uyaran dokunuslara savunma zirlari giyinip bürünerek icgüdüsel kuruntulari daima KARSI ATAK reflekslerine kurulu ve hazir cebellesmelere bulasip hic bir saglikli yere varmamazligi sürdürüp veya sündürüp durmak. Yorumlar, ister övgü ister yergi kime nerde nasil olursa olsun , yüklenilen veya paylasilan emek, caba, gayret ve degerin; sundugu , ilettigi, duyurdugu ve bildirdigi derdi, sevinci, ilgiyi, itibari, kaygiyi bütün olumlu veya olumsuz hayat döngülerinden kimin ne kadar kendi gercekligine, yani ondan bundan toplama yahut derleyip disirme yollu-halli Fiyaka Saticiligi´na tenezül ve tamah etmeden özgür duyumsamalariyla ÖZGÜN iradeli ve ifadeli olup olmadigiyla ilgili ve iliskin olmalidir. Yani duygusal ekip calismasi veya karsilikli birbiriyle paslasan hayal kurma kan bagi kuyusuna dolup bosalarak söze yaziya dile dagarciga kendi aralarinda kalma calgilari oynatan basmakalipli bol cilali cafcafli ve agir dozda bayginlik ucurup- aslinda da kisinin gelisimini kör kütük eden- abartili ÖDÜNC ÖVGÜLERDEN ibaretlik olmamalidir gerek yergiye gerek övgüye dair ve degin yorum. Kuskusuz hic kimse digerinin akil bükümlerine yahut aliskanlik kivrimlarina göre aynisini yazmak okumak zorunda degildir. Fakat yol nerden kimden gelirse gelsin veya gitsin, sevginin müjdesi veya acinin kanattigi dokunuslar duyan bilen icin herkese ayni anlam ve kavramlardan her ortak yürekli INSANLIGI duyurur bildirir

Devamını Oku