Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Hani bozuk para üstü cikmaz da
Laggur luggur caggur cuggur cingil cingildak
Cikmaz bozuk para da haniya, cepte cüzdanda cekmecede kasada pot küt
Semtini halden hallere bozup kuran kalabaliklarin pespese birikip yigilan ayak izleri
Nasrina basa basa degiserek tokusarak birbirini karistirip kurcalayan pot pota fit..
Dürten degen cullanan yapisan heryerini her yerinden

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Ne mi olacak bu zaman bu dem ve ben böyle?
Hangi dalımı silkelesen kar,
Uzak bir esintiyken tutmuş şansına düşerek bütün yollar beni
Çekip götüren yangın mahalli bir bağırda ne hasretse o halden
Konmuş işte bir talih kuşu tepemden tırnağıma sevdalık
Düşleri buzul sessizliği ve iklimleri yazılmadık bembeyaz

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Kimseyi kendine bükmek formatlamak niyetinde degil
Ne fazladan ilk bahar ne eksikten yaprak gazel
Sen olmayinca gözüm gönlüm zamandan arkalarda uzaklarda kaliyor
Lakin sen olmayinca,
Buruk badeler icerek hüzünlü calgilarda keyifler catan hallerim
Caydanligin tüttügü buhurda belali düslerde, anlamasam bile anlatmaya

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Yücelerin ayazi yeli
Etekleri deli irmaklar caglayip koyun kuzu sürüler yaylayan
Nedendir ki güne kavustukca günese dogan sonsuzlugun gülüsleri
Öksüz yaralarda siginacak yer bulmaya her perdeden
Unuttugundan daha cokmus gazeller bagi sonbahar
Kar kis diyerek bütün renklerden arsiz ve asi

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Kehten asinca gelen anisin kagnisi degilse
Karayelliden sefil poyrazdir
Yorgun soluklariyla güz calgilarini ekinsize koyan güzgünü daglarindan
Kavaciktan
Harman pinarindan
Esip irgalayan sararmis baglarin asma bahceler üzüm

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Cagla iklimi hodak happan
Mor navruzlara ala bula sari cigdemler,
Yelin yoluna vurgun agmurun yolunu sorarken buluttan
Körpelenmis bir göcün mayis topragini harlandiran cahile
Bir akli derin derede bir akli dagda dorukta bir hayali baharda cemrede
.. oyna gülüm oyna düslerinden darmadagin aheste

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Hükmü zapta tutulmadan akla malum ve kalbe ayan beyan bir husustur ki, özden kopup gelmedikce hersey hicbirseyin yerini tutan girdap bir bosluktur. Kavradikca kasirgaya dönüsen hortumlarin önüne ugruna ne nasil gelirse hic yikilmis yerle bir olmusuna bakmaksizin herseyi ören veran ettigi gibi, karsiligi kendinde olmayan rol, model, akim, fikir, poz ve bilgi kirlilikleriyle dolup bosalmak, derinlestikce yutup bogan Girdap; ve cildirdikca köpürüp püsküren Hortum gibidir. Gafil kiskacta avci sandigina avlandikca hirs köpürüp hiddet kizginlasansa insanin bizzati kendi kendisidir.
Demem o ki, Türkiye`nin neresinden olursa olsun herhangi bir Kürd`ü alip sinirlarin ötesinde kendi kimliginde sandigi herhangi bir yere koysan, günü haftasi gecmeden ille vatan, ille de vatan diye titreyip cirpinacagi yerdir Türkiye Cumhuriyeti. Ve laz acem cerkes türk hepberaber bir yurt olan bizim yanimizdir. Yine ayni sekilde herhangi bir Türk`ü ceksen alsan bize en yakin geldigine bildigimiz ve inandigimiz Türkmenistan`a veya Kazakistan`a savsan yollasan, ille vatan, ille de vatan cagirip cirpinan kalbiyle lazin kürdün bosnagin ve bir coklarinin ortak kalbi olan Türkiye Cumhuriyeti olacaktir tüm özlemi ve baglasan durmaz hasreti…
Ki biz Türkler, Amu ve Sirderyalardan ( Mevaraünnehir ) türlü dünya muhacirligi gezip dolasip gördügümüzden beri yasadigi dünyanin fazlasiyla bilgesi olma sansina tarih yazip bozarak, orta ve yukari asya steplerinden ne kadar güneye ve batiya gittiysek geri dönüsümü olmamaya yerler gördük, insanlar tanistik, yurtlar edindik ve bizi bilip kesfeden yeryüzü yabancililigini gidermek kadar, bilip kaynastiklarimizla ayni kalpte aklin vicdanin yolgösterisinde bir ve bütün olduk. Süleyman Sah…..
Süleyman Sah, uzun YÖRÜK ve TÜRKMEN göcebeligini siradaglara susuz cöllere ismarlayip gelip de gitmemenin hayati pahasina akil ve bilgelerinden sadece biriydi.
Hayme Hatun; hem sevgili, hem anne, hem ebe, hem girdaplari ve hortumlari cok cetin dünya evinin güzel geliniydi…nice devletler kuruldu nice devranlar bozuldu, yasadikca birlikte yasamanin izi yolu ilmi ve kalp pusulasinda sevgili ATATÜRK´e vebalini sarip yükünü yükledi yadigari güzel hatir ve hatira…
Seyhun-Ceyhun`dan daha batiya gittikce baska yerler haller ve insanlarla tanisan, tanisip kaynastikca baskalarini kendi vucut ve kalbiyle bir bilmelere büyüyüp gelisen, terkettigi soydas dünyayi hasret ve selamla yadetmeye hem gurbet, hem de bulup yerlestigine yuvalanmis yurttas olmustuk artik. Ki burasi Türkiye Cumhuriyetinden baska bir yer degildi.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Endamini zülfünü engine eginlere burkup
Eski yillarda iklim sürükleyip gezen bilmece
Dalin sonbahar yolun kacak dilin hazan kime ne diyim
Lal kapilarda kilitli dügümler cözmenin muhaciri gibi yaban
Heryer sisli camlarda kalmis gizemleri gezip dolaniyor ve ben..
Kaybolmus buzlu bulaniklar arkasinda seyreden ve sisli yüzünü bulamiyorum

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Ne müşterisine mahsus çocukluk
Ne ergenlik çağına asi gençlik, her nesne artık torpidodaki naylondan oyuncak
Artık hiç kimsesi yok herkesin
Kurak bir defileden kefenine mezarlık hüznü ve çelenk çiçekleri şeçer bakar takınırcasına
Kuru dallardaki yapraklara ziyaretini haber veren acıklı bir doğumla gelen
Yorgun yazlardan evi barkı göçebeliğe dökün saçın güze uğrayarak

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Sen varsın diye yutkundum zehir zıkkımlardan doyup kanmaları
Kör kuytu kavşaklarda sen varsın diye dolandım avundum yetindim sukuta sulh oldum
Sen varsın diye bu sür daim gün batımlarına taptazecikten günlük güneşlik günaydınları diye
Sabahların zifirine zindanına kuşlar ayıkken ağaçlar bostanlar ve ekinler uykudayken
Güzellerin uyandıran coşkusu rüyası hayali hastetindendir diye ve sen varsın diye
Her çığlığın uzak yitik soğuk ve yabancı bir yerden dünyayı kaplayıp örttüğü yapayalnızlıklara

Devamını Oku