Akinci…
Kibris özel tahsis teskilat müdüriyet yes be annem of of of..
Puan toplamaya calisiyor ucan gökyüzünde titreyip duran allem gallem
Sirasi geldikce kendi kendine üflek bir borazan gibi
En teneke ve metalik sesler topluluguyla koro halinde calisir islek vaziyet
Ne ettigi
Baktigin falda günlük güneslik bir dünya cikmadiysa
Ne fincan sucludur ne kahve ne de telve
Yolboyu palmiye agaclari serin sabah sarmasiga cicek sarmis bahceler evler
Imbat yelleriyle kumlara serili uzanmis kumsal
Yakin yöresinde dalgasi sarhostan firtinalara kapilip yol tutan deniz
Sandalatleri unutuldugu yerde birakarak sifresiz ufuksuz hayallere
Az buz değil
İyce yaklaşmadıkça
Aşkı yaşamadıkça antenin çekmiyordur seni
Kaç göçlerin zindan zibil viranesi olduğun dünyadan
Ateşli sıcaklıklara İyce yakınlaşmadıkça seni buruşmuş kağıt lakırdısına yazıyordur sert röportaj ve tersine yankı
Asılsız ve gerekçesiz bir suç dosyası gibi
Hep filimlerin konusudur. Adam istanbula gelir, Haydarpasa`dan akip giden denize limana binalara martilara vapura ve insan seline bakakaldigi safligin derinliklerinde bulanip bogulurken, uyanigin ipsiz conoglani `yüz gayme bayilacaksin `der. Niyesini soran caresizlik göcebesine `niyesi var mi istanbulu`a bakmak yüz gayme buralar da benden sorulur…der.
Dün yani Otuz Ekim aksam haberlerine düsen ISTANBUL UYANIGI sayisiz cinoglanlardan biri, bütün gözde kentköse kiyilarini yüksekten bakip gören eski hurda bir hanin dü tavanini bugünün parasiyla dakkasina `YÜZ GAYMEYELiK` sirf fotograf cektirtme manzaraligi olarak kullandirip, adeta sapasaglam damardan alistirilmis zorunluluk bagimlisi gibi gibi kemik köfte kurrabiye her madde ve malzemelerle torbalayip yemleyerek ayni icraata kapali gise firfir mesaisiyle martilari da rüsvetleyip keyfinin zevki safasi kirasina ortak ettigi dekorluk olarak kullanarak, bes saat icinde onyedibin haybiyeci paraya para demiyormus.
Duruma ara sira zabita el koyup mühür basiyormus. `bugüne kadar yüzüncü kez mühürlediler, yüz kez ben de aninda gidip duruma calisabilirsin ayarini verdirttim. Ne yani enayi degiliz zaten herseyi kacak yasamiyor muyuz ? Biz de uyanigiz haber mahiytli reklamimi yaptigin bu saat bundan hemen sonra da talep artacagi icin fiyata fiyat artirip zam zumlayacagim…` diye her bulup yakaladigi zayiftan sahsi cikar firsati cullanip üsüsen kapaklanmalarla devlet de benim kanun da hickimse anlamina gelen ve bütün filim ezberlerini bozan cinoglan cinligige kalibini basan gercekligin beyanatinda bulundu.
Hiç tükenmeyecek sanarak
Bulunmuş maden mineralleri
Hep katlanılmış acıların etrafında
Demir dökümlülerle şeklini bulan
Taşyığını devrik
Mani mani manik...
Hep filimlerin konusudur. Adam istanbula gelir, Haydarpasa`dan akip giden denize limana binalara martilara vapura ve insan seline bakakaldigi safligin derinliklerinde bulanip bogulurken, uyanigin ipsiz conoglani `yüz gayme bayilacaksin `der. Niyesini soran caresizlik göcebesine `niyesi var mi istanbulu`a bakmak yüz gayme buralar da benden sorulur…der.
Dün yani Otuz Ekim aksam haberlerine düsen ISTANBUL UYANIGI sayisiz cinoglanlardan biri, bütün gözde kentköse kiyilarini yüksekten bakip gören eski hurda bir hanin dü tavanini bugünün parasiyla dakkasina `YÜZ GAYMEYELiK` sirf fotograf cektirtme manzaraligi olarak kullandirip, adeta sapasaglam damardan alistirilmis zorunluluk bagimlisi gibi gibi kemik köfte kurrabiye her madde ve malzemelerle torbalayip yemleyerek ayni icraata kapali gise firfir mesaisiyle martilari da rüsvetleyip keyfinin zevki safasi kirasina ortak ettigi dekorluk olarak kullanarak, bes saat icinde onyedibin haybiyeci paraya para demiyormus.
Duruma ara sira zabita el koyup mühür basiyormus. `bugüne kadar yüzüncü kez mühürlediler, yüz kez ben de aninda gidip duruma calisabilirsin ayarini verdirttim. Ne yani enayi degiliz zaten herseyi kacak yasamiyor muyuz ? Biz de uyanigiz haber mahiytli reklamimi yaptigin bu saat bundan hemen sonra da talep artacagi icin fiyata fiyat artirip zam zumlayacagim…` diye her bulup yakaladigi zayiftan sahsi cikar firsati cullanip üsüsen kapaklanmalarla devlet de benim kanun da hickimse anlamina gelen ve bütün filim ezberlerini bozan cinoglan cinligige kalibini basan gercekligin beyanatinda bulundu.
Hep filimlerin konusudur. Adam istanbula gelir, Haydarpasa`dan akip giden denize limana binalara martilara vapura ve insan seline bakakaldigi safligin derinliklerinde bulanip bogulurken, uyanigin ipsiz conoglani `yüz gayme bayilacaksin `der. Niyesini soran caresizlik göcebesine `niyesi var mi istanbulu`a bakmak yüz gayme buralar da benden sorulur…der.
Dün yani Otuz Ekim aksam haberlerine düsen ISTANBUL UYANIGI sayisiz cinoglanlardan biri, bütün gözde kentköse kiyilarini yüksekten bakip gören eski hurda bir hanin dü tavanini bugünün parasiyla dakkasina `YÜZ GAYMEYELiK` sirf fotograf cektirtme manzaraligi olarak kullandirip, adeta sapasaglam damardan alistirilmis zorunluluk bagimlisi gibi gibi kemik köfte kurrabiye her madde ve malzemelerle torbalayip yemleyerek ayni icraata kapali gise firfir mesaisiyle martilari da rüsvetleyip keyfinin zevki safasi kirasina ortak ettigi dekorluk olarak kullanarak, bes saat icinde onyedibin haybiyeci paraya para demiyormus.
Duruma ara sira zabita el koyup mühür basiyormus. `bugüne kadar yüzüncü kez mühürlediler, yüz kez ben de aninda gidip duruma calisabilirsin ayarini verdirttim. Ne yani enayi degiliz zaten herseyi kacak yasamiyor muyuz ? Biz de uyanigiz haber mahiytli reklamimi yaptigin bu saat bundan hemen sonra da talep artacagi icin fiyata fiyat artirip zam zumlayacagim…` diye her bulup yakaladigi zayiftan sahsi cikar firsati cullanip üsüsen kapaklanmalarla devlet de benim kanun da hickimse anlamina gelen ve bütün filim ezberlerini bozan cinoglan cinligige kalibini basan gercekligin beyanatinda bulundu.
Hep filimlerin konusudur. Adam istanbula gelir, Haydarpasa`dan akip giden denize limana binalara martilara vapura ve insan seline bakakaldigi safligin derinliklerinde bulanip bogulurken, uyanigin ipsiz conoglani `yüz gayme bayilacaksin `der. Niyesini soran caresizlik göcebesine `niyesi var mi istanbulu`a bakmak yüz gayme buralar da benden sorulur…der.
Dün yani Otuz Ekim aksam haberlerine düsen ISTANBUL UYANIGI sayisiz cinoglanlardan biri, bütün gözde kentköse kiyilarini yüksekten bakip gören eski hurda bir hanin dü tavanini bugünün parasiyla dakkasina `YÜZ GAYMEYELiK` sirf fotograf cektirtme manzaraligi olarak kullandirip, adeta sapasaglam damardan alistirilmis zorunluluk bagimlisi gibi gibi kemik köfte kurrabiye her madde ve malzemelerle torbalayip yemleyerek ayni icraata kapali gise firfir mesaisiyle martilari da rüsvetleyip keyfinin zevki safasi kirasina ortak ettigi dekorluk olarak kullanarak, bes saat icinde onyedibin haybiyeci paraya para demiyormus.
Duruma ara sira zabita el koyup mühür basiyormus. `bugüne kadar yüzüncü kez mühürlediler, yüz kez ben de aninda gidip duruma calisabilirsin ayarini verdirttim. Ne yani enayi degiliz zaten herseyi kacak yasamiyor muyuz ? Biz de uyanigiz haber mahiytli reklamimi yaptigin bu saat bundan hemen sonra da talep artacagi icin fiyata fiyat artirip zam zumlayacagim…` diye her bulup yakaladigi zayiftan sahsi cikar firsati cullanip üsüsen kapaklanmalarla devlet de benim kanun da hickimse anlamina gelen ve bütün filim ezberlerini bozan cinoglan cinligige kalibini basan gercekligin beyanatinda bulundu.
Her zaman her dönemde' yanlış tanrılar yapıp satıyorsunuz, bu yaz boz çarşı sakat işler ve gidişler pazarlıyor ' diyebilmek cümlesi cürümü kopuk kaypak olmayanı gerektiren zor yüklü ve meşakkatli bir erdemliliktir. Hal böyle olunca...:
Sırf alışa giden yerleşik yaygınlığın istifini bozup huyunu suyunu teşekkül ve teşebbüsünü bulandırmayayım diye çıtını çıkarmaksızın ölü tavır sergi sunum seriliminde söylenmeyen söz, yazılmayan yazı, atılmayan adım ve gösterilmeyen cesaret geç kalınmış bir hayatı dil tarih coğrafya kültür kent yeme içme barınma ilgi iletişim toplum aile birey insan çöküş ve külüstürü olarak azıp saptığı duyarsızlığıyla sorun salgını geri dönşümlerden yıkılıp yağan enkazla ödeşecektir. Çünkü bilim teknoloji toprak yerleşim ulaşım iletişim yapılanma insan kültür ve her türlü ortak yaşam ve birikim kaynağını akıl fikir vicdan
hak ve yükümlülüğün sorgulamalarından uzak tutarak eşitsiz - dengesiz keyfiyetin bencil gösteriş ve israf düşkünlüğünü doyurmak için harcayıp tüketmeler hiçbir zaman çözüm üretmek için değil artarak yüklenen sorun bataklığını içinden çıkılmaz derinliğe boğup bulayacaktır. Bu yüzden tam da böylesi ahlak , niyet, anlayış, alışkanlık ve öngörü yaklaşımından bozulup berbat olduğu kadar yerleşip yapılandığı kent çarpıklığı, toplumsal ilişkisisizliği, bencillik ve gösteriş saplantısı, tahrip ve tarumar olmuş dili, kimyasal zehriyle can çekişen toprağı ve tarımı, ilgiden itibardan kesik kopuk ve yoksun duygusu düşüncesi eğitimi sanatı ve edebiyatı da yığılmış birikmiş şiddet, yozlaşma, güvensizlik, sevgisizlik, paylaşımsızlık, hiçlik, üretimsizlik, sapkınlık, tüketim tutsaklığı dışında hiçbir anlam ve ifadesi olmayan kendine has yapısal özelliklerine taşınıp benzeyecektir. Yanlıştan şekil durup ve her şeyi maddi manevi menfaat ve çıkar ilişkisi hesabına konuşlanıp sabit saplantılardan bakarak, pazar piyasası sürekli değişkenlik bağımlıllığıyla yaşayan çelişkili gerilimli dünya iletişimsizliğinde kalıcı ve sürdürülebilir hiçbir kaygısı direnci emeği çabası sözü dili üretimi paylaşımı olmadan kendine günübirlik geçim yolu arayıp bulmanın her türlü hile hurdasıyla hayatı muhatap alma düşkünlüğünde yaşama tutunmaya çalışmak ; buraya karşı tepkisel duyarlılık gösteren her akıl fikir söz yazı dil ve irade sahipliliğini ortam uyumsuzu kaçık, yahut zaman aykırısı hükmü yürürlükten kalkmış geçersiz -tedavülsüze ilan edecektir.
Sabahtan akşama kadar kılığı kıyafeti uygun, aklı fikri kendine buyrulana ve beklenene uslu münasiplik kutsayıp adeta tapındığı ustasından devşirme- aşırmalık bol soslu acıyla bilenmiş beslenmiş sanat söz yazı resim sinema mimari yahut roman -şiir güzellemesi edebiyatlıyan arızaya ' dokunmatik düğmelerle çalışan çamurdan insancıklar modelleyip mozaiklenmiş muhteşem şiirsel levha plakalardan dil söyleşip yazı konuşan ' tahribata tav ve talim oluyor Mega Kozmoz Filologlama.
Birikeni insanla paylaşmak, insanla paylaşılanı hayatın hali yolu aklı fikri diline birikirmektiyse eğer kavramsal değer ve anlamıyla Antoloji; insan eğitmek ve toplumsal iletişime akıl fikir özgürlük irade inanç ve özgüven kazanım ve sağlıklısı kaynaklık etme mecburiyeti ve sorumluluğu vardı.
Fakat günümüz itibarıyla dilediği biçimselliğe uymadığı keyfiyetle yazılıp hanesine yükleneni silip süpürme bandından ANTOLOJİ' k boşlukları doldurma müshacılığı aynı sıfatla bileşen sarfiyata hız ve hacim yükselterek sonsuz kayıplar arasında her sicil sökümü raf ve format çeşitleme düzeneğine devam ediyor ...
Her zaman her dönemde' yanlış tanrılar yapıp satıyorsunuz, bu yaz boz çarşı sakat işler ve gidişler pazarlıyor ' diyebilmek cümlesi cürümü kopuk kaypak olmayanı gerektiren zor yüklü ve meşakkatli bir erdemliliktir. Hal böyle olunca...:
Sırf alışa giden yerleşik yaygınlığın istifini bozup huyunu suyunu teşekkül ve teşebbüsünü bulandırmayayım diye çıtını çıkarmaksızın ölü tavır sergi sunum seriliminde söylenmeyen söz, yazılmayan yazı, atılmayan adım ve gösterilmeyen cesaret geç kalınmış bir hayatı dil tarih coğrafya kültür kent yeme içme barınma ilgi iletişim toplum aile birey insan çöküş ve külüstürü olarak azıp saptığı duyarsızlığıyla sorun salgını geri dönşümlerden yıkılıp yağan enkazla ödeşecektir. Çünkü bilim teknoloji toprak yerleşim ulaşım iletişim yapılanma insan kültür ve her türlü ortak yaşam ve birikim kaynağını akıl fikir vicdan
hak ve yükümlülüğün sorgulamalarından uzak tutarak eşitsiz - dengesiz keyfiyetin bencil gösteriş ve israf düşkünlüğünü doyurmak için harcayıp tüketmeler hiçbir zaman çözüm üretmek için değil artarak yüklenen sorun bataklığını içinden çıkılmaz derinliğe boğup bulayacaktır. Bu yüzden tam da böylesi ahlak , niyet, anlayış, alışkanlık ve öngörü yaklaşımından bozulup berbat olduğu kadar yerleşip yapılandığı kent çarpıklığı, toplumsal ilişkisisizliği, bencillik ve gösteriş saplantısı, tahrip ve tarumar olmuş dili, kimyasal zehriyle can çekişen toprağı ve tarımı, ilgiden itibardan kesik kopuk ve yoksun duygusu düşüncesi eğitimi sanatı ve edebiyatı da yığılmış birikmiş şiddet, yozlaşma, güvensizlik, sevgisizlik, paylaşımsızlık, hiçlik, üretimsizlik, sapkınlık, tüketim tutsaklığı dışında hiçbir anlam ve ifadesi olmayan kendine has yapısal özelliklerine taşınıp benzeyecektir. Yanlıştan şekil durup ve her şeyi maddi manevi menfaat ve çıkar ilişkisi hesabına konuşlanıp sabit saplantılardan bakarak, pazar piyasası sürekli değişkenlik bağımlıllığıyla yaşayan çelişkili gerilimli dünya iletişimsizliğinde kalıcı ve sürdürülebilir hiçbir kaygısı direnci emeği çabası sözü dili üretimi paylaşımı olmadan kendine günübirlik geçim yolu arayıp bulmanın her türlü hile hurdasıyla hayatı muhatap alma düşkünlüğünde yaşama tutunmaya çalışmak ; buraya karşı tepkisel duyarlılık gösteren her akıl fikir söz yazı dil ve irade sahipliliğini ortam uyumsuzu kaçık, yahut zaman aykırısı hükmü yürürlükten kalkmış geçersiz -tedavülsüze ilan edecektir.
Sabahtan akşama kadar kılığı kıyafeti uygun, aklı fikri kendine buyrulana ve beklenene uslu münasiplik kutsayıp adeta tapındığı ustasından devşirme- aşırmalık bol soslu acıyla bilenmiş beslenmiş sanat söz yazı resim sinema mimari yahut roman -şiir güzellemesi edebiyatlıyan arızaya ' dokunmatik düğmelerle çalışan çamurdan insancıklar modelleyip mozaiklenmiş muhteşem şiirsel levha plakalardan dil söyleşip yazı konuşan ' tahribata tav ve talim oluyor Mega Kozmoz Filologlama.
Birikeni insanla paylaşmak, insanla paylaşılanı hayatın hali yolu aklı fikri diline birikirmektiyse eğer kavramsal değer ve anlamıyla Antoloji; insan eğitmek ve toplumsal iletişime akıl fikir özgürlük irade inanç ve özgüven kazanım ve sağlıklısı kaynaklık etme mecburiyeti ve sorumluluğu vardı.
Fakat günümüz itibarıyla dilediği biçimselliğe uymadığı keyfiyetle yazılıp hanesine yükleneni silip süpürme bandından ANTOLOJİ' k boşlukları doldurma müshacılığı aynı sıfatla bileşen sarfiyata hız ve hacim yükselterek sonsuz kayıplar arasında her sicil sökümü raf ve format çeşitleme düzeneğine devam ediyor ...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!