Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Höyükten höyüge gider
Tümülüsler bize, diyar diyar yadigar hititten etiden yadigar….
Bugdayin sürülmüs ekinleri ve nohutlari ve degirmenleri ve harmanlari
Yollar ve yillar boyunca yesermis yaban otlariyla beraber
Cezbeden hic bir güzelligin daha yamandan gönül celip ,
Daha beter göz kamastirdigina ne zaman sahit ne mesken tanik

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Görülecek bütün isleri kistan yaza
Yazdan güze arzedip birakmadan
Elin yüzün yunup bittim seninleyim demeye ne güzelce
Bir damla ömrü hayatini bütün hesaplarin sadeliginde durultan
Taaa ilkin sabahtan
Sökülüp dünyaya gelen safaklardan

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Egemenlik kayitsiz sartsiz..
Yokluga talim
Yoksulluga müsteri
Yolsuzluga dönüp dolanip kaniksayan karakterlilikle carkolan
Dizlerinin haksiz hukuksuz rüsvet rüsvasi temeliyatina titrekleri cözülmüs
Bütün resmi evrakcilik kapilarinda ya bir damga

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Ne düzgün ki…tutsan heryeri dökülüp elinde kalan istismar istismar görevi kötüye kullanan, ihaleye fesat karisriran, kayitdisi kacak; her isini torpil tolere taraf oyun hile dolap dümen baski tehdit santaj hukuk kayit ve KANUN DISILIGIYLA yasal dogal olmus bitmis yasanir ve yerlesik hale getiren…
Bugün Cia-mossad atölye artigi Fethulmetal yarin kimbilir kimi basimiza darbe darbe depolayip mayinlayacak din iman tacirligi mi…?
Her türlü insan haklari esitlik özgürlük baris söylemlerini avurduna ve tetigine ölüm kusan kin makinasi niteliginde doldurup bosaltan PEKAKA usaklik dalkavukluk sarjürcülügü mü…?
Bilim ilim akil ders ..zili coktan her durum istifadecisi kedi cikarindan baska hicbirseyi ve kimseyi düsünmeyen bencil bagnaz haydutluk haramilik birinci sinifi cinoglanciligi yetitirip üreten Egitim.mi..?
Kire gürültüye zurnaya kornaya kuralsizliga keyfiyete tiklim tiklim kalabaliklarca takili tikali yolsuz beldesiz Ulasim mi..?
Üretimsizlige dayali Tüketim Sömürge bagimliligini kutsayip her türlü yoksullugu siddeti issizligi gerilimi bunalimi hukuksuzlugu korkuyu endiseyi kuskuyu güvensizligi kusatmayi bölünmeyi yikimi talani bastaci eden yargisiz yasamasiz Bop eksen siyasi yönetimsizligi mi…?

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Kafa gidip geliyorsa
Sallanıp oynuyorsa zemin oynuyor kapı eşik ve çarşı bazar
Sallantısı dinmeyen zikzak yollarda üstten aşağı akan sim gibi
Dünya muhtaç devran zelzele insan bozuk çarka merak saran muhbir
Köprünün ardında tünel öncesi son çıkışmış bilsek de kim neyin nesiydi
Kabuğunu kıran düzlem üstünden gergin fay kırığı

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Ne evi var
Ne istikrari ne yurdu
Bir yuhtan bir yuha hucum hucuma
Ortam karisik gösterge kivrak gösteris oynak kafa göz fitil fitil
Piyasadan baska hicbirseyi gözü görmeyen akli yitikligin
Ölctügü bictigi tarttigi bir düz bir yatay bir yapay bir sapik

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Yine birgüne birgün Bop esbaskanlik vardiyesinde söyeböyle selo..
ille imrali tutanaklarini aciklamayan namerttir diye barim barim bögürdügünün
Güya toplum üstü Bop beklentilerini karsilamakta kim kime daha hin yahut hain
Olup olmadigina dair gizp gizli
Ingiliz kilitli oslo iskandinav kapilar ardindan beri
Simsiyah nobel kurdelesine elpence kuldivan selo…

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Yurttan sesler radyosundan ne duyduysa hemen duydugunu ikinci bilemedin ücüncüsünde perdesi perdesine cagirip cigirmasi vardi Hamdi ´nin. Ayaklari buza kesen merdivende uzun dalgadan söyler gibi henüz ilk duydugu su ver leylam söyleyip tutturmaya calisiyordu ahirin önündeki ay isiginda ayaz esip kar tozan sopsoguk sokaklarda ….
Celik comak oyunlarinin Harman yerleri iki bahar günleriydi genelde. Ya ilk bahar veya sonbahar, kor yelesine rüzgardan baska hic iliseni olmayan körpe taylar gibi tepeler bayirlar agaclar kuslar dereler oyunla acilip oyunla kapanan koskocaman bir dünyanin heryeri sevincine sinir koymayan köse bucak cocukluga kendini kapip koyverdigi hayat dolu bir alan olup herseyi yasadigi kalbin sarilip kucaklayan büyüklügüne sigdiran yakinliktaydi……
Adil….
Bazan oynatirdi kendine göre sectigi kurulmus oyunun horantasina bazan estirigi tutar yok mu yok, cinatina binmis illallah mi illallah, dokundrtmazdi benekli cizmelerine, dört türlü kalemine, trampet ccalan kurbagasina, zilli girgirina, silgisine, püsküllü pervanesine…..Adil mi adil bu…!
Oynatmazdi öl üzül yere cal toprakta sürün isersen `oynatmiyom` deyip gözerini kücültüp kivilcim cakan dereceye indirdiyse adil… git masldaki ejderle bilek güresi tut daha iyiydi….bazan da hic ama hic ummadigin kadar beklemedigin tükenmislikte deeeeee filanekeden seslenip cagirirdi ` düldüllü celik oynuyoh diynaa gap da gel `…diye…Onun aksi tersliginden miydi neydi niyeyse onun kurdugu oyunlar bütün harmanlarda oynananlardan daha doyurucu gecerdi…
Disari cikanin elini yüzünü buza kesen kis günü ayazlikti. Sokaklar kar kürsügü, damlar hizenler kapilar dizboyu beyazliga gömülü ar gecitler mahaliydi. Gecen gelenler davara suya camiye gidip gelenlerin yapip yürüdügü dondurucu cigirdan yol bulup iz sürmeye calisiyordu. Efil bir günes sicakliginidan bana da yok mu gibisine duvarlardan dulda sorup ocaklara örtmelere kacacasina bakip göcüyordu. Pekmez pilit pezzik pürcüklü patatis igde erik üzüm gavurga, tursudan közlemeye kimi yas kimisi kuru minder üstü sofralara serilip hasir oluyordu pencereleri buzla boyanmis evlerde odalarda….

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Türlü cevrücefalara malamat
Kücücük
Kücccücük kücücük
Cüüceleri bile yok nalinilerine sehrini giydirenden
Ayna tarak cimbiz cizbiz
Var mi bana yan bakanin helebilmem nesinecik kovgun kavgan

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Artik yolu -yordaminda gitmeyen hersey, büyük bir infial patlamasiyla kendi özünü sözünü iibarini aidiyetini anlamini degerini ve onca hayati GERCEKLIGINI bozulmus yitirmis depderin karanlik bir kuyu salaca SARNICINDA dolup bosalan bir yere oluk oluk; yikim ve infial enkazi silsilesi olarak dolup bosalirken; tüm basibozuklugun kiskirtip kamciladigi önü sonu belirsiz kir, kahir, lanet, korku ve mutsuzluk yigini toplayip süpürüyordu…

AGUSTOS ikibin yirmibir idi. Katran kaynatan sicakligi günün onbirinci saatinden itibaren bati yönüne dönen sehri tüm yalanlariyla birlikte yasamaya alismis ve kapildigi sürüklenislere esir, her durum halin ve herkesin en üstünü kiyassiz erisilmezi gösterisine insanligini kaybetmis tiklim tiklim kalabaliklari yutan caddeler, yüksek apartimanar dibinde, modanin amansiz katolog birincisi olmayi aklina fikrine inancina iletisimine ve itibarina cinsi belirsiz karakterle yazmis nufuslamis türbanli- türbansizlarin gün boyu defile gösterisine inip ciktiginin disinda, hic bir pencerede ne bir insan disariyi merak eden, ne de ciekci-manavcidan baska gireni cikani vardi…hastalikli herseyiyle didisip bogusan gün sicagi yanik metropol sehrinin.

Saat onbirden sonra odadaki sicaklik iki katina cikiyor, olmayan nefes alma imkanini öncekilerin yutkunup les gibi kustugu izmarit artikli balkona cikmayi asla mümkün kilmiyordu.

Devamını Oku