Sevdaya Sürgün Şiiri - Erdal Karadağ

Erdal Karadağ
116

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Sevdaya Sürgün

SEVDAYA SÜR/GÜN

Ruhuma dokunan
bir mısrayla dokunup, uyandırdın beni,
sürgün uykularımdan
Adımı unuttuğum yerde, bana şairliğimi hatırlatarak

Bir şiir, yeter demiştin
umudu ve sevdayı yeniden onarmaya
Uzattığın kaleme bakıp
Şeker uzatılmış,
çocuk mahçubiyeti ile gülümsedim

Bir şiir…
Evet bir şiir yazılmalıydı,
içimde pas tutmuş mısraları çözen
Gülüşü meyve bahçesi kadına

Yokladım heybemdeki
unutulmuş sevda sözcüklerini
Nereden, nasıl başlamalıydım bilemedim…

Gözlerinden mi?

Üzüm tanesi gözlerinden başlasam,
dokunmaya kıyamadığım,
kiraz dudaklarının hatırı kalırdı

Fındık burnuna şiirin kokusunu yaymak mı,
yoksa zardali kızılı kulaklarına
tılsım bozan
sözcükleri fısıldamak mı?.

Belki de elma yanaklarına en masum öpücüğü bırakmak olabilirdi ilk dizelerim

Ya rüzgâra meydan okuyan saçların, meydan okumaz mıydı bana?

Ya ellerin…
o kınalı ellerin yani

Ya incir dalı kırılgan belin,
ya ceviz fidanı dizlerin…

Ya lezzetinin hayaline daldığım
bal tadında dilin…

Ya her biri böğürtlen tanesi göğüs uçların
Ya sesin,
ya nefesin,
ya özgürlük hevesin?
Darılıp küsmez miydi?
bilemedim, bilemedim...

Zifiri geceden beri
kaç kez astım kalemimi gül yüzüne
bir bilsen
Şiirle seni yazmak yetmiyor gayri
Seni yazmak değil,
seni okumak istiyorum

Kapattım tüm kutsal kitapları,
yok sayıp tüm günahları
Sevdanı darağacı bilip,
uzattım boynumu koynuna
Sevdanla yanmaya
Bir damla can suyunla sönmeye hazırım…

Gel,
Adını rüzgâra bırakıp, ardına bakmadan gel…

Sen yıldızsız büyüyen
ve hiç masal dinlememiş bir çocuk tanıdın mı?.
Yüreğin hiç bilmediğin yerlere sürükledi mi seni de?.

Gönlümün peşine takılan,
işbirlikçi aklımın firarını verdim
Sana gelmişti dün gece haberin varmı?..
Bende kal diyemedim,
desem kalır mıydı
Bilemedim bilemedim…

Şimdi,
beni sana ihbar eden sözcükleri,
bu şiirle savurup yüreğinin en derinine,
usulca aşka davet ediyorum
Bu şiir ki,
Sana kadınlığını
Bana şairliğimi hatırlatan bir ayna olsun

Aşk güzeldir de,
bir şairle başka güzeldir elbet
Ben o aynanın saklı sırrıyım
Kalıp edep dairesinde,
son şiirim değil,
ebedi mısram olur musun?.

Kalbine sordum:
zariftir, kırılır dedi

Gönlüne sordum:
dergahtır, anahtarsız açılır dedi

Yüreğine sordum:
yangın yeridir,
can ateşinde,
yanmaya razıdır dedi

Diline sordum:
haykırarak, hadi kopar dizginlerimi dedi

Saçlarına sordum:
sevdanın yelesidir,
tutup şaha kaldır dedi…

Geldim ve düştüm
Arsız gecenin koynundan,
yürek yangınının tam ortasına
Dağına rüzgâr,
toprağına yağmur,
yüreğine nazlı karanfil olmaya geldim

Gecenin ayazıdayım bekletme…
Al dergahına, şarabınla doymaya geldim

Ey teninde mısralar süslediğim dilber,
hapset beni
karanfil kokulu göğsünün kafesine
Kokunla mest olmaya geldim

Nefesin ki, ömre bereket
nefesinden bir tutam almaya geldim.

Kopar sevdanın çözülmemiş düğmelerini,
tüm kahırlara inat

And olsun ki,
kalemiyle değil,
yüreğiyle yazar seni bu şair
Saçlarındaki yıldızlara inat,
aya inat,
güne inat…

Bitti
yerleşik sürgünlüğümüz
Gecenin ayazında kalmadı
çırılçıplak ruhumuz

Bu sevda sürgün değil artık
Yurdumdur

Tüm sevdalara inat…
Erdal Karadağ
10 Aralık 2015
Vefa/ İst.

Erdal Karadağ
Kayıt Tarihi : 16.02.2018 01:57:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir