Yine bir gecemdeyim,
tenha köşelere ender anlar yüklüyorum.
Biriktirdikçe, harcadıkça eksilmeyenlerden izliyorum.
Ne müzik dinliyorum,
ne de bir şeyler okuyorum…
Sadece susmalar ekliyorum;
kalabalığın olmadığı,
suskunlukların ruhlara değdiği yerlere.
Tüm uykulara inat,
anlamı sözcüklerle aydınlatmak için
her ışığa sığınıyorum.
Her sözcüğü ehlileştirmeye çalışırken
defalarca tarımı buluyorum.
Ve konargöçer yanlarıma “dur” demek için çoğu zaman yerleşip kalıyorum.
Hep mütevazı, hep paylaşımcı
akrabalıklar ediniyorum.
Kalplerdeki kavislere son veriyorum,
her huzurda şaha kalkıyorum artık—
gülünç ve acemice.
Mıh gibi kalıyorum
gün batımlarını izlerken.
En güzel manzaraları topluyorum,
seni bile kıskandıracak türden.
Belki de Mezopotamya’da
hiçbir uygarlığı sevdirmeyenden…
Artık ne Gılgamış ölümsüzlüğü arıyor
ne de Hammurabi
adalet ve düzen için savaşıyor.
İhtişamım karşısında
Sargon
imparatorluklarını dağıtıyor.
Tüm ahlak çatışmaları
birer birer son buluyor.
Doğayı henüz kontrol ettiğim
ilkel hâllerimde…
Beni yürüdüğüm yolda durduran
o rahatsız edici düşünceler
artık boy vermiyor.
Her umudum yeşerirken,
Hevsel Bahçeleri’nde
güneşleniyor.
Ayak izlerimi değil,
düşlerimi çiziyorum.
Beni götüren her dalga
bir ağaca dönüşüyor artık.
Her karanlık, her belirsizlik
gökyüzü açıklığında yok oluyor.
İblisler kovuluyor…
Ve ben, sessiz bir imparatorluk kuruyorum.
Kayıt Tarihi : 10.04.2026 21:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiir, kalabalıklardan uzaklaşıp kendi iç dünyasında bir düzen kuran bir insanın hikâyesidir. Dış dünyanın ihtişamı anlamını yitirirken, Gılgamış, Hammurabi ve Sargon gibi büyük isimlerin aradığı güç ve ölümsüzlük, insanın iç dünyası içinde yeniden doğar.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!