Yorgun gider hafifiçe başını çevirerek,
ardından bakakalınır, nemlidir gözler.
Onca yaşanılanı 3 saniyeye sığdırır gibi
geçer zaman..
ve düşer gözlerinden iki damla yaş.
Sonrasında hayat defterindeki
Ellerini bırakıp yalnızlığa..
Bir uğultu duyulur tünelden...
Cadde rüzgârlı sanki,
sokaklar sessiz.
İstanbula gelir ilkbahar,
bir özlem vardır kendine,
Onca sene geçer ömr-ü bedbahttan,
Bana bak keloğlan, orası benimdir, in tahttan,
Yalan söylemeyi bilmem, sözlerim daima essahtan,
Sabah kalkmak bilmezem o güzelim yataktan :)
Hatırlatır kendini...
Yıllar, yollar, ömür geçse bile..
Yeni yeni elbiseler alır,
onları bir bir eskitir,
yol kenarındaki bir çöpe atıp,
yoluna devam etsen bile..
Bir damla süzülür kirpikten..
Damlar al yanağa...
Islaklığın parıltısı görünür uzaktan..
Koşarken büyük bir sevinçle..
Onca zaman yaşanılan hasretin
Yanyanayken hissedilmesi
Sabah - Servet SAYGINOĞLU
Daha kokunu yaşamadan,
Tüm çiçeklerde seni kokluyorum..
Çiçekler senin kadar güzel kokmasa da
Seni hatırlatıyorlar bana..
Sadece bir ağaç olmak isterdim.
İnsanlara muhtaç olmadan,
Bulutların yağmuruyla doyan.
Gölgemde canlıların soluklandığı
Ve zarar görmekten korkulmadığı...
Sen açmalısın pencereyi,
İçeri giren serin rüzgâr,
Kokunu da getirmeli bana.
Kokun getirmeyen rüzgâr,
Pek de serinletmez hani...
Yalnızlık ve insan pergelin iki ucu gibi.
Yalnızlık; pergelin sabit ucu, insan ise hareketli olanıdır.
İnsan ne kadar kaçsa da, yalnızlığın etrafında döner durur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!