Şafaklar arasında gidip geliyorum nedensizce
Ne gün doğar, ne gece biter, ne de engellere takılan su akar sebepsizce
Çetin bir zulum sarıyor adeta dünyamın içindeki benleri
Bir fotoğrafta adın çıkıyor, suretin ağlıyor sanıyorum
Belki vaad ediyorlar sana en'leri
Ama gerçekler hep, ekildikten 1000 yıl sonra kök salan ağaç gibidir
Alt edilmiş ailelerin yemek sofrasındaki mum neden?
Ziyan ve çer çöptür, aklı ile tanınan kargaların yeri
8 saatir yanmaya devam eden sobanın ateşi sarıyor evi
Ormanlık alandır hayalim, yaprakların bir bir dökülmesi
Sonbahar ile kış arasında uzak kalamayız, çizgim ince
Susmuş bir yalanım şimdi
İçimden atmaya çalışıyorum bu pelesengi
13. İstasyonda bekliyordu bir zengin
Son durak var ila yok arası bir zindan
Az vakit ve çokça da imtihan
Saçlarını okşuyor adeta rüzgar
Bugün ne yaptın, diye sorsaydı bana
Ben yine aynı cevabı verirdim
Hani bir gün hazır olmayı bekledik
Bugün başka bir dert ekledik bana
İnsan sevdiğini göremezken, fotoğraflar çıkarmış ortaya
Gözlerimin hafızaya kazıdığı en kötü hatıraydı bana
Ağlamak nedir?
Sevdiğinin karşında bile en korunmasız haliyle durmabilmektir ağlamak
Daha önce kimsenin yanında ağlamamış bir ben için ağlamak ne kadar gözyaşı/ağlamak olabilir
Feryat
Feryat ise en çaresiz anında birileri sesini duysun diye gökyüzüne attığın avazındır senin
Oysa çaresizlik, yalnızlık getirir
Soykırıma karşı savunman için müslüman mı olmak gerek
Bazen konuşmak ile yola girmez, sağlam bi cihad eder
Evlerini yaptılar, ve bir saniyede bozulur
Kalplerini kırınca yüz yerdense korunur
Bir bakıma suskunluk
Adım adım yolsuzluk
Tanışmak kendi içimle, pek zor oldu
Aynı gün veda ettim hışımla, kendime
Öyle arkama bakmadan da değil
Gözledim, yordum kafamı, ama cevap bulamadım sana
Benim bensizlikten yorulan sensizliğine
Ağaçlarca budadım kendimi, kendi kendime
Bazı geceler durur aşkım
Dualarım başlar o vakit
Arkadaki keman ağlamasına karışıyor göz yaşlarım
Mutlu bir melodi gibi gelebilir ama
Yavaş dinleyince ömrümün son güzel günleri olduğunu hatırlatır bana
Suskunlukla nereye kadar bu yalan
Hiç kimse yitiremez içindeki benliğini
Söküp atamazsın sana verilen ismini
Kış bitti gitti demeden, kurak bir çöl vari hissimin
Anlatılmaz, engeller, aşılır, kat edilir
Ve ilkbahar iklimin çiçekleriyiz
Yapayalnız içimde, güz geçirdim hissiz bir biçimde
Bir küreklik gücüm kaldı
Halim kalmadı, yoruldum, üzgünüm bir ben kaldım senin içinde
Ve bir sen kaldın benim içimde
Hapis yatıyor yüzümden kopup özgürlüğünü ilan eden her bir gözyaşım
Zelîlsin, öfke dolu
Hiç bitmeyen, aşılmayan bir çöl gibisin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!