Şafaklar arasında gidip geliyorum nedensizce
Ne gün doğar, ne gece biter, ne de engellere takılan su akar sebepsizce
Çetin bir zulum sarıyor adeta dünyamın içindeki benleri
Bir fotoğrafta adın çıkıyor, suretin ağlıyor sanıyorum
Belki vaad ediyorlar sana en'leri
Ama gerçekler hep, ekildikten 1000 yıl sonra kök salan ağaç gibidir
Şaşmaz oysaki gerçekler, ne kadar geç çıksa bile ortaya
Asır bile geçse, değişmez bir gerçek vardır hayatımda
Ben okyanusun ortasında yalnız kalmış biçare şahsiyetinle vurulurken mevcenümud tarafından
Aklında bir yerlerde mevcudiyetim için boğazlarken kendimi
Durulmayacağını biliyordum şu kızgın ve öfke ile köpüren dalgaların
Kadırgayı fark eden deniz feneri, beni fark etmiyor oysa
İçinde 3 kürek mahkumu birde ben vardım, birimize yansırdı birimiz korksa
Elimizde zincir, ayağımızda prangalar, dilimize gem vurulu
Gözlerimize mil çekildi ve zifiri karanlığa büründük zoraki
Hepimiz, özgürlüğü sefaletten ötürü kısıtlan bir ferdiydik bu geminin
Adı üstünde mahkum ya
Mahkum düşer, mahkum kalkamaz, mahkum asiyane, ve dünyaya hapsolmuş bir okyanusta
Bir gün anlattı sergüzeşt, dinledik hepimiz
O konuşunca susardı varlığımızdan habersiz olan tüm kalabalık
Leylüneharca durmadan, usanmadan aldığımız yolda
Bir söz verdim kendime
Öyle gördüğüm herkese sormayacağım, beni bir kez dinler misiniz, diye
Artık suskunluk konuşacak, ben seyre dalacağım bencilce
Doğrudur, tek istikametim, ufk-u ezel'e çizilen ay'dır
Ve nefes almaktadır, nizam dışı bir cevap ile, her şeyden ayrı tuttuğun şahsiyetin
Kayıt Tarihi : 25.04.2026 01:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!