Seni Seçiyorum
Seni sevmek
sana ait olmak değil.
Benim özgürlüğümden
vazgeçip
senin dünyanda erimek hiç değil.
Ben seni
kendi ayaklarımın üzerinde dururken seviyorum.
Sen de
kendi gökyüzünün altında.
Aramızdaki mesafe
bir eksiklik değil;
iki insanın
birbirine yaklaşabilmek için
bıraktığı özgür alandır.
Sana “benimsin” demeyeceğim.
Çünkü sevgi
bir insanı sahiplenmekse
orada aşk değil,
korku vardır.
Ben sana
her gün yeniden
“seni seçiyorum” demek istiyorum.
Çünkü seçmek,
alışkanlıktan daha değerlidir.
Yarın da
başka bir hayat mümkün olabilir.
Başka şehirler,
başka yollar,
başka ihtimaller...
Ama bütün bunları bilerek
yanına gelmek istiyorum.
Elini tutmak istiyorum
çünkü yalnız kalamamaktan değil;
seninle yürümeyi
özgürce istediğim için.
Aşkımız
bir kafes olmasın.
İki kapısı açık
iki ayrı oda gibi olalım;
istersek birbirimize girelim,
istersek kendi sessizliğimize çekilelim.
Ve döndüğümüzde
birbirimizi hâlâ
orada bulalım.
Çünkü gerçek aşk
“sensiz yaşayamam” demek değil.
Daha güçlü bir cümledir:
“Sensiz de yaşayabilirim;
ama özgürce seçtiğim hayatın içinde
seninle yaşamak istiyorum.”
İşte seni böyle seviyorum.
Sana sahip olmadan.
Kendimden vazgeçmeden.
Ve her sabah
aynı insan olarak değil,
seni yeniden seçen
özgür bir insan olarak.
Aşk
Ben sana
her gün yeniden
“seni seçiyorum” demek istiyorum.
Çünkü seçmek,
alışkanlıktan daha değerlidir.
Aşk
Yarın da
başka bir hayat mümkün olabilir.
Başka şehirler,
başka yollar,
başka ihtimaller...
Ama bütün bunları bilerek
yanına gelmek istiyorum.
Elini tutmak istiyorum
çünkü yalnız kalamamaktan değil;
seninle yürümeyi
özgürce istediğim için.
Aşk
Elini tutmak istiyorum
çünkü yalnız kalamamaktan değil;
seninle yürümeyi
özgürce istediğim için.
Aşk
Sen benim
uzun yoldan dönen
en güzel haberimsin.
Gel.
Şu akşam
birlikte oturalım.
Ben sana Karadeniz'i, çınarları,
"Aşkın Şehri"ni anlatayım,
sen bana gözlerini.
Gece olunca
yıldızlara bakarız.
Ve kimse bilmez
iki insanın sessizce oturmasının
dünyada ne büyük
bir mutluluk olduğunu.
Ben bilirim.
Sen bilirsin.
Aşk
Sen benim
uzun yoldan dönen
en güzel haberimsin.
Aşk
Ne çabuk geçiyor zaman,
dün çocuktu ellerimiz.
Şimdi aynada biraz daha
sessiz bakıyor yüzümüz.
Aşk
Sen Varken
Bir gün daha akşam oldu,
güneş çekildi dağlardan.
Ben yine seni düşündüm,
ömrüm geçerken yanımdan.
Ne çabuk geçiyor zaman,
dün çocuktu ellerimiz.
Şimdi aynada biraz daha
sessiz bakıyor yüzümüz.
Ama sen yanımdaysan eğer,
varsın yıllar kapımı çalsın.
Varsın saçımıza ak düşsün,
varsın takvimler yorulsun.
Ben senden gençlik istemem,
ne de durmuş bir saat.
Bana yalnız şu yeter:
Her sabah gözlerini göreyim,
her akşam sesini duyayım.
Çünkü insan yaş aldıkça
anlıyor bazı şeyleri:
Bir ömür çok uzun değil,
birlikte geçen günler
sandığımızdan kısa.
O yüzden gel,
bugünü yarına bırakmayalım.
Şu pencereyi açalım,
akşam biraz içeri girsin.
Sen başını omzuma koy,
ben hiçbir şey söylemeyeyim.
Böylece zaman
birkaç dakikalığına
bizi unutmuş olsun.
Ve yıllar sonra
geriye dönüp baktığımda
hayatımın en güzel yerinde
senin yüzünü göreyim.
Ne mutlu bana
ömrün kısalığını bilip
seni uzun uzun sevebildiysem.
Aşk
Gel, bugünü yarına bırakmayalım.
Şu pencereyi açalım,
akşam biraz içeri girsin.
Sen başını omzuma koy,
ben hiçbir şey söylemeyeyim.
Böylece zaman
birkaç dakikalığına
bizi unutmuş olsun.
Ve yıllar sonra
geriye dönüp baktığımda
hayatımın en güzel yerinde
senin yüzünü göreyim.
Ne mutlu bana
ömrün kısalığını bilip
seni uzun uzun sevebildiysem.
Aşk
Ne mutlu bana
ömrün kısalığını bilip
seni uzun uzun sevebildiysem.
Aşk
İki Ben Arasında
Seni seviyorum.
Bunu söylemek kolay.
Fakat içimde
bu cümlenin karşısına dikilen
başka bir ben var.
“Ya kaybedersen?” diyor.
“Ya mutluluk dediğin şey
biraz sonra acıya dönüşürse?”
Susuyorum.
Çünkü aşk,
insanın kendi aklıyla
yaptığı en uzun tartışmadır.
Sen yanımdayken
özüm sana yaklaşmak istiyor,
aklım bir adım geride duruyor.
Kalbim:
“Git.”
Aklım:
“Bekle.”
Ve ben
ikisinin arasında
sana bakıyorum.
Sen bilmiyorsun belki,
ama bazen bir insanın
tek bir bakışı
içimizde yıllarca sakladığımız
bütün korkuları ortaya çıkarır.
Sen benim korkum değilsin.
Sen,
korkularımın karşısında
kendimi tanımamı sağlayan
aynasın.
Bedenin yanıma geldiğinde
kendimi senden saklayamıyorum.
İşte aşkın en zor tarafı bu:
İnsanın sevdiği kişiye
yalnız yüzünü değil,
bütün çelişkilerini göstermesi.
Ben sana
kusursuz bir adam olarak
gelmek istemiyorum.
Bütün yaralarımla,
şüphelerimle,
suskunluklarımla
gelmek istiyorum.
Çünkü gerçek yakınlık
iki insanın birbirinden
kusurlarını saklamamasıyla başlar.
Ve şimdi biliyorum:
Aşk,
insanın kendisini kaybetmesi değil;
kendi içindeki iki insanı
barıştıracak birini bulmasıdır.
Sen geldin.
İçimdeki kavga bitmedi.
Ama artık
kavganın ortasında
tutabileceğim bir el var.
O el senin.
Ve ben,
ilk defa kendime
bu kadar yakınım.
Aşk
Seni seviyorum.
Bunu söylemek kolay.
Fakat içimde
bu cümlenin karşısına dikilen
başka bir ben var.
“Ya kaybedersen?” diyor.
“Ya mutluluk dediğin şey
biraz sonra acıya dönüşürse?”
Susuyorum.
Aşk
Sen bilmiyorsun belki,
ama bazen bir insanın
tek bir bakışı
içimizde yıllarca sakladığımız
bütün korkuları ortaya çıkarır.
Sen benim korkum değilsin.
Sen,
korkularımın karşısında
kendimi tanımamı sağlayan
aynasın.
Bedenin yanıma geldiğinde
kendimi senden saklayamıyorum.
İşte aşkın en zor tarafı bu:
İnsanın sevdiği kişiye
yalnız yüzünü değil,
bütün çelişkilerini göstermesi.
Aşk
Sen geldin.
Ve ben,
ilk defa kendime
bu kadar yakınım
Aşk
Aşkın en zor tarafı bu:
İnsanın sevdiği kişiye
yalnız yüzünü değil,
bütün çelişkilerini göstermesi.
Ben sana
kusursuz bir adam olarak
gelmek istemiyorum.
Bütün yaralarımla,
şüphelerimle,
suskunluklarımla
gelmek istiyorum.
Çünkü gerçek yakınlık
iki insanın birbirinden
kusurlarını saklamamasıyla başlar.
Aşk
Bir Akşamın İçinde Sen
Akşam ağır ağır inerken şehre,
saatlerin sesi uzaklaşır.
Bir eski şarkı geçer içimden,
adını söylemeden seni hatırlatır.
Sen gelirsin sonra,
rüyadan uyanmış bir ışık gibi.
Ve zaman,
seni gördüğüm yerde
bir anlığına kendini unutur.
Ne geçmiş bütünüyle geçmiş olur,
ne yarın henüz doğar.
İkimizin arasında
asılı kalır bir akşam.
Belki aşk budur:
Bir insanın
başka bir insanla karşılaşınca
zamandan kısa bir süreliğine
kurtulması.
Sen konuşursun.
Sesin,
uzakta çalan bir udun
eski bir makamı gibi
odanın sessizliğine karışır.
Ben susarım.
Çünkü bazı sevgiler
sözle anlatılınca eksilir;
bir bakışta kalınca
sonsuzlaşır.
Pencereden geceye bakarız.
Şehir uyur.
Fakat içimde
eski bir saat çalışmaya devam eder:
seninle geçen dakikaları
biriktirir durmadan.
Biliyorum,
hiçbir akşam sonsuz değildir.
Güneş doğacak,
saatler yeniden ilerleyecek,
bugün dediğimiz şey
yarının hatırası olacak.
Ama ne çıkar?
Sen bir kere
kalbimin zamanına girdin ya...
Artık hangi mevsim gelirse gelsin,
hangi şehir değişirse değişsin,
içimde hep
seninle başlayan
o akşam kalacak.
Ve belki yıllar sonra
bir şarkının ortasında
birden seni hatırlayacağım.
O zaman anlayacağım:
Bazı insanlar hayatımıza gelmez;
zamanın kendisine
bir güzellik bırakır.
Sen,
benim zamanımda kalan
en güzel akşamsın.
Aşk
Akşam ağır ağır inerken şehre,
saatlerin sesi uzaklaşır.
Bir eski şarkı geçer içimden,
adını söylemeden seni hatırlatır.
Sen gelirsin sonra,
rüyadan uyanmış bir ışık gibi.
Ve zaman,
seni gördüğüm yerde
bir anlığına kendini unutur.
Ne geçmiş bütünüyle geçmiş olur,
ne yarın henüz doğar.
İkimizin arasında
asılı kalır bir akşam.
Aşk
Belki aşk budur:
Bir insanın
başka bir insanla karşılaşınca
zamandan kısa bir süreliğine
kurtulması.
Sen konuşursun.
Sesin,
uzakta çalan bir çellonun
eski bir makamı gibi
odanın sessizliğine karışır.
Ben susarım.
Çünkü bazı sevgiler
sözle anlatılınca eksilir;
bir bakışta kalınca
sonsuzlaşır.
Pencereden geceye bakarız.
Şehir uyur.
Fakat içimde
eski bir saat çalışmaya devam eder:
seninle geçen dakikaları
biriktirir durmadan.
Aşk
Biliyorum,
hiçbir akşam sonsuz değildir.
Güneş doğacak,
saatler yeniden ilerleyecek,
bugün dediğimiz şey
yarının hatırası olacak.
Ama ne çıkar?
Sen bir kere
kalbimin zamanına girdin ya...
Artık hangi mevsim gelirse gelsin,
hangi şehir değişirse değişsin,
içimde hep
seninle başlayan
o akşam kalacak.
Aşk
Sen bir kere
kalbimin zamanına girdin ya...
Artık hangi mevsim gelirse gelsin,
hangi şehir değişirse değişsin,
içimde hep
seninle başlayan
o akşam kalacak.
Ve belki yıllar sonra
bir şarkının ortasında
birden seni hatırlayacağım.
O zaman anlayacağım:
Bazı insanlar hayatımıza gelmez;
zamanın kendisine
bir güzellik bırakır.
Sen,
benim zamanımda kalan
en güzel akşamsın.
Aşk
Bir Akşamın İçinde Sen
Akşam ağır ağır inerken "Aşkın Şehrine,"
saatlerin sesi uzaklaşır.
Bir eski şarkı geçer içimden,
adını söylemeden seni hatırlatır.
Sen gelirsin sonra,
rüyadan uyanmış bir ışık gibi.
Ve zaman, seni gördüğüm yerde
bir anlığına kendini unutur.
Ne geçmiş bütünüyle geçmiş olur,
ne yarın henüz doğar.
İkimizin arasında asılı kalır bir akşam.
Belki aşk budur: Bir insanın
başka bir insanla karşılaşınca
zamandan kısa bir süreliğine kurtulması.
Sen konuşursun. Sesin, uzakta çalan bir çellonun
eski bir makamı gibi odanın sessizliğine karışır.
Ben susarım. Çünkü bazı sevgiler sözle anlatılınca eksilir; bir bakışta kalınca
sonsuzlaşır. Pencereden geceye bakarız.
Şehir uyur. Fakat içimde eski bir saat çalışmaya devam eder: Seninle geçen dakikaları
biriktirir durmadan. Biliyorum,
hiçbir akşam sonsuz değildir.
Güneş doğacak, saatler yeniden ilerleyecek,
bugün dediğimiz şey yarının hatırası olacak.
Ama ne çıkar? Sen bir kere kalbimin zamanına girdin ya... Artık hangi mevsim gelirse gelsin,
hangi şehir değişirse değişsin, içimde hep
seninle başlayan o akşam kalacak.
Ve belki yıllar sonra bir şarkının ortasında
birden seni hatırlayacağım. O zaman anlayacağım: Bazı insanlar hayatımıza gelmez; zamanın kendisine bir güzellik bırakır.
Sen, benim zamanımda kalan en güzel akşamsın.
Aşk
Bir gün
dünyanın bütün yolları
aynı yerde birleşirse,
ben seni orada bulacağım.
Elini tutacağım.
Diyeceğim ki:
“Bunca yolu
sana gelmek için yürüdüm.
Meğer bütün yollar
senin sevdanın içinden geçiyormuş.”
Aşk
Bir gün çıkıp gelsen
şu yolun başından,
öylece dursan karşımda...
Ne diyeceğimi bilmem.
Belki adını söylerim.
Belki hiçbir şey söylemem.
Ama içimde
bin at koşar.
Bin kuş havalanır.
Bin yıllık bir türkü
yeniden başlar.
Çünkü sevda öyle bir şeydir:
İnsanın içine bir kere düştü mü
ne yağmur söndürür,
ne kış susturur,
ne uzaklık bitirir.
Aşk
Sevdanın Yolu
Dağların ardında bir yol var,
tozlu, uzun, suskun.
O yoldan her akşam
bir rüzgâr gelir.
Ben bilirim.
Senin kokunu taşır.
Turnalar göç eder gökyüzünden,
ırmaklar taşar ovalara,
narlar çatlar güneşin altında.
Ama benim gönlüm
senden yana bir türlü dinmez.
Seni sevdim ya,
dağların bile yeri değişti içimde.
Eskiden akşam olunca
gökyüzüne bakardım.
Şimdi gökyüzüne baktığımda
senin gözlerini ararım.
Bir gün çıkıp gelsen
şu yolun başından,
öylece dursan karşımda...
Ne diyeceğimi bilmem.
Belki adını söylerim.
Belki hiçbir şey söylemem.
Ama içimde
bin at koşar.
Bin kuş havalanır.
Bin yıllık bir türkü
yeniden başlar.
Çünkü sevda öyle bir şeydir:
İnsanın içine bir kere düştü mü
ne yağmur söndürür,
ne kış susturur,
ne uzaklık bitirir.
Sen gitsen de
adın kalır dağlarda.
Geceleri yıldızlara karışır,
sabahları suya düşer.
Ben yürürüm.
Yol uzar.
Güneş iner.
Ama sevda
benden önce varır sana.
Ve bir gün
dünyanın bütün yolları
aynı yerde birleşirse,
ben seni orada bulacağım.
Elini tutacağım.
Diyeceğim ki:
“Bunca yolu
sana gelmek için yürüdüm.
Meğer bütün yollar
senin sevdanın içinden geçiyormuş.”
Aşk
Kayıt Tarihi : 16.08.2026 09:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!