“Sen, benim istediğim kişi olduğun için değil;
kendin olduğun için değerlisin.”
Gerçek sevgi
“Benim ol” demez.
Sessizce şunu söyler:
“Kendin olarak kal.
Ben seni orada da sevebilirim.”
Aşk
Aşk,
sahip olduğumuz şeylerde değil,
sahip olamayacağımızı bildiğimiz hâlde
yaklaşmaya cesaret ettiğimiz
o ince yerde yaşar.
Aşk
Seni düşündüğümde
o akşamı hatırlıyorum.
Işığı.
Pencereyi.
Saçlarının omzuna düşüşünü.
Ve elinin
elimde bıraktığı
o kısa sıcaklığı.
İnsan bazı dokunuşları
unutmuyor.
Çünkü bazı dokunuşlar
tene değil,
hafızaya dokunuyor.
Ve yıllar geçse de
orada kalıyor.
Aşk
Bir insanın kalbinde
adalet varsa,
orada sevginin de
yaşayabileceği bir yer vardır.
Aşk
Seni hiç yaşamamış olsaydım
hayatımın bir sırrı eksik kalacaktı.
Ben seni sessizliğimle sevdim.
Sana bakarken
içimde büyüyen o telaşla,
eve döndüğümde
seni yeniden düşünmekle,
gece uyumadan önce
sesini hatırlamakla...
Bütün bunlar
kimsenin görmediği
küçük itiraflarımdı.
Aşk
Aşkın en büyük şakası
belki de bu:
İnsan hayatı boyunca
kendini anlatmaya çalışıyor,
sonunda bir çift göz
bütün hikâyeyi
tek bakışta özetliyor.
Aşk
SEN
Seni hiç yaşamamış olsaydım
hayatımın bir sırrı eksik kalacaktı.
Ben seni sessizliğimle sevdim.
Sana bakarken
içimde büyüyen o telaşla,
eve döndüğümde
seni yeniden düşünmekle,
gece uyumadan önce
sesini hatırlamakla...
Bütün bunlar
kimsenin görmediği
küçük itiraflarımdı.
Aaaaaaaaaaaaşk
Aşkın en büyük şakası
belki de:
İnsan hayatı boyunca
kendini anlatmaya çalışıyor,
sonunda bir çift göz
bütün hikâyeyi
tek bakışta özetliyor.
Oooooooooooyyy
Aşkın en büyük şakası
belki de:
İnsan hayatı boyunca
kendini anlatmaya çalışıyor,
sonunda bir çift göz
bütün hikâyeyi
tek bakışta özetliyor.
Seni düşündüğümde
o akşamı hatırlıyorum.
Işığı.
Pencereyi.
Saçlarının omzuna düşüşünü.
Ve elinin
elimde bıraktığı
o kısa sıcaklığı.
İnsan bazı dokunuşları
unutmuyor.
Çünkü bazı dokunuşlar
tene değil,
hafızaya dokunuyor.
Ve yıllar geçse de
orada kalıyor.
Aaaaaaaaaaaaşk
Aşkın en büyük şakası
belki de:
İnsan hayatı boyunca
kendini anlatmaya çalışıyor,
sonunda bir çift göz
bütün hikâyeyi
tek bakışta özetliyor.
Oooooooooooyyy
Aşkın en büyük şakası
belki de:
İnsan hayatı boyunca
kendini anlatmaya çalışıyor,
sonunda bir çift göz
bütün hikâyeyi
tek bakışta özetliyor.
Aşk
Dünyanın
satın alamayacağı
bir şey:
Birbirimize
insan gibi davranma
kararlılığı.
Çünkü sonunda
Bize ne servet kalacak,
Ne fabrikalar,
Ne de büyük sözler.
Belki yalnızca
Birinin diğerine
“Yoruldun, otur.”
dediği
O küçük an kalacak.
Aşk
Sen bana güldün.
Ben bütün geleceğimi
o gülüşün içine
sakladım.
Aşk
Seni sevmek mi
yoksa senden vazgeçmek mi
daha büyük cesaret?
Aşk
Sana mı, Kendime mi?
Seni sevmek mi
yoksa senden vazgeçmek mi
daha büyük cesaret?
İşte kalbimin önündeki
en eski soru.
Gece şehrin duvarlarına
soğuk bir sır gibi çökerken
adını düşünüyorum.
Sen uyuyorsun belki.
Ben ise
uyanık kalmanın
cezasını çekiyorum.
Çünkü aşk
bazen bir gül değil,
insanın kendi özüne tuttuğu
bir aynadır.
Sana baktığımda
seni görüyorum.
Ama biraz daha derine inince
kendimi buluyorum:
Korkularımı,
Kıskançlığımı,
Sana sahip olma arzumun
içimde sakladığı karanlığı...
Ve soruyorum kendime:
Sevdiğim için mi seni istiyorum,
yoksa seni istediğim için mi
sevdiğime inanıyorum?
Bu soru
bir hançer gibi
sessizce büyüyor içimde.
Ama sen bana baktığında
bütün sorular bir anlığına
susuyor.
İşte bundan korkuyorum.
Çünkü insan
hakikati bulduğunda değil,
Hakikatin yanında
kendi yalanlarını
fark ettiğinde sarsılıyor.
Sen benim krallığım değilsin.
Ben senin hükümdarın değilim.
Aşkımızın üzerinde
tahtlar kurmayalım.
Çünkü sahip olmak isteyen
her el,
Sevdiği şeyi
yavaş yavaş öldürür.
Ben seni
özgürlüğünle seviyorum.
Benden gidebilme
ihtimalinle birlikte.
Ve tuhaf olan şu:
Seni kaybetme ihtimalini
kabul ettiğim anda
Sana duyduğum sevgi
daha gerçek oldu.
Şimdi önümde
iki yol var:
Biri korkunun yolu,
Diğeri sevginin.
Korku diyor ki:
“Tut onu.”
Sevgi ise
daha sessiz konuşuyor:
“Bırak;
kalacaksa kendi isteğiyle kalsın.”
Ve ben
İlk kez
Kalbimi bir zindan değil,
Bir kapısı açık
ev yapmak istiyorum.
Belki aşk budur:
Bir insanı
kaybetmekten korkarken bile
Onun özgürlüğünü
kendi korkundan
daha değerli bulmak.
Sen gelirsen
Seni karşılarım.
Gidersen
Ardından lanet okumam.
Ama kalırsan
Bil ki
Bu sarayda
taht yok.
Yalnızca
İki insan,
İki kalp,
Ve gecenin içinde
birbirine dürüst olmaya çalışan
iki öz var.
Sonunda sorumun cevabını
belki hiç bulamayacağım.
Ama artık biliyorum:
Seni sevmek,
sana sahip olmak değil;
sen özgürken bile
seni seçebilmektir.
Aşk
Kendi Işığında Seni Sevmek
Seni aramadım.
Ormanın içinden geçen
bir patika gibi
Çıktın karşıma.
Ne seni bekliyordum,
Ne de hayatın
böyle bir sürprizi
olabileceğine inanıyordum.
Ama sen geldin.
Ve doğa
Bana sessizce
bir şey öğretti:
Bazı karşılaşmalar
planlanmaz.
Bir yaprağın
rüzgâra bırakılması gibi
olur.
Seninle yürürken
Ağaçların gökyüzüne
uzanan dallarına baktım.
Hiçbiri diğerine
benzemiyordu.
Ve düşündüm:
Aşk da böyle olmalı.
İki insan
Birbirine benzemek için değil,
Kendi köklerini koruyarak
aynı gökyüzüne
uzanmak için
yan yana gelmeli.
Senden beni
tamamlamanı istemiyorum.
Çünkü insan
Kendi eksikliğini
başkasının kalbinde
aramamalı.
Ben kendi yolumu
yürümeyi öğreniyorum.
Sen de kendi yolunu.
Ama bazen
İki ayrı yol
Aynı açıklıkta
buluşuyor.
İşte o an
Yürümek güzelleşiyor.
Sen bana
Kendimden vazgeçmeyi değil,
Kendime daha dürüst
bakmayı öğrettin.
Birlikteyken
daha az “ben” olmadım.
Tam tersine,
Kendi sesimi
daha açık duydum.
Belki gerçek aşk
Bir insanın
diğerinin içinde
kaybolması değil,
İki insanın
Kendi ışığını
söndürmeden
birbirini aydınlatmasıdır.
Akşam oldu.
Güneş tepelerin
ardına çekildi.
Ağaçların gölgeleri
uzadı.
Sen bana baktın.
Ben gökyüzüne.
Ve ikimiz de
aynı şeyi düşündük belki:
Hayatın anlamı
uzakta bir yerde
saklanmıyor.
Bazen
Yanında yürüdüğün
insanın sessizliğinde,
Bir ağacın gölgesinde,
Bir kuşun havalanışında,
Kendi kalbinin
dürüstçe attığı
o kısa anda bulunuyor.
Eğer bir gün
benden uzaklaşırsan
Seni tutmayacağım.
Çünkü sevgi
Bir kapıyı kilitlemek değil,
Kapıyı açık bırakıp
dönmek isteyenin
kendi iradesiyle
dönebilmesine
inanmaktır.
Sen özgürsün.
Ben de.
Ve belki
Bizi birbirimize
yaklaştıran en güzel şey
Tam da budur:
Birbirimize muhtaç olmadan
Birbirimizi seçebilmek.
Şimdi gel.
Ormana doğru yürüyelim.
Konuşmadan.
Ağaçlar bize
yeterince şey anlatır.
Ve belki aşk
Büyük sözler söylemek değil,
İki özgür bedenin
aynı sessizlikte
kendini bulmasıdır.
Aşk
Soruyorum kendime:
Sevdiğim için mi seni istiyorum,
yoksa seni istediğim için mi
sevdiğime inanıyorum?
Bu soru
bir hançer gibi
sessizce büyüyor içimde.
Ama sen bana baktığında
bütün sorular bir anlığına
susuyor.
Aşk
Gece şehrin duvarlarına
soğuk bir sır gibi çökerken
adını düşünüyorum.
Sen uyuyorsun belki.
Ben ise
uyanık kalmanın
cezasını çekiyorum.
Aşk
Aşk
bazen bir gül değil,
insanın kendi özüne tuttuğu
bir aynadır.
Sana baktığımda
seni görüyorum.
Ama biraz daha derine inince
kendimi buluyorum:
Korkularımı,
Kıskançlığımı,
Sana sahip olma arzumun
içimde sakladığı karanlığı...
Ve soruyorum kendime:
Sevdiğim için mi seni istiyorum,
yoksa seni istediğim için mi
sevdiğime inanıyorum?
Bu soru
bir hançer gibi
sessizce büyüyor içimde.
Aşk
Şimdi önümde
iki yol var:
Biri korkunun yolu,
Diğeri sevginin.
Korku diyor ki:
“Tut onu.”
Sevgi ise
daha sessiz konuşuyor:
“Bırak;
kalacaksa kendi isteğiyle kalsın.”
Aşk
Sahip olmak isteyen
her el,
Sevdiği şeyi
yavaş yavaş öldürür.
Aşk
Sevgi
Bir kapıyı kilitlemek değil,
Kapıyı açık bırakıp
dönmek isteyenin
kendi iradesiyle
dönebilmesine
inanmaktır.
Aşk
Kalbin Mahkemesi
Gece yine şehrin duvarlarına çöktü.
Ay,
Bulutların ardında
saklanan bir tanık gibi.
Ben yalnızım.
Ve kalbim
Kendi kendini yargılayan
eski bir mahkeme.
Seni seviyorum.
Fakat ey kalbim,
Sevmek nedir?
Birini yanında tutmak mı,
Yoksa gidebileceğini bilip
yine de onu sevmek mi?
İşte bütün gecemi
bu soru yönetiyor.
Sana baktığımda
Bir gül görmüyorum yalnızca.
Bir sır görüyorum.
Beni kendime karşı
dürüst olmaya zorlayan
bir sır.
Çünkü seni sevdiğimde
Kendi kusurlarım
daha görünür oluyor.
Kıskançlığım,
Korkum,
Sahip olma isteğim...
Hepsi gecenin içinden
birer hayalet gibi çıkıyor.
Ve ben soruyorum:
Seni mi seviyorum,
yoksa seni kaybetmemekten
mi korkuyorum?
Ne acı soru!
Çünkü aşkın içine
korku karıştığında
Kalp,
Kendi zincirini
sevgi sanabiliyor.
Oysa sen
Bir mahkûm değilsin.
Ben de
Senin gardiyanın değilim.
Öyleyse gel,
Aramızda tahttan başka
hiçbir hüküm kalmasın.
Sen bana ait değilsin.
Ben de sana.
Ama iki özgür insanın
aynı gecede
birbirini seçmesi
Belki bütün yeminlerden
daha kutsaldır.
Bir gün gidersen
Seni suçlamayacağım.
Çünkü gerçek aşk
Bir insanın kalmasını
emretmek değil,
Kalmak için
özgürce karar vermesine
güvenmektir.
Ve kalırsan
Bil ki
Seni tutan ellerim değil,
Sana duyduğum
güven olacaktır.
Şimdi yaklaş.
Ama cevap verme.
Bu gece
Sorularımız yaşasın.
Çünkü bazı aşklar
cevaplarla değil,
Cevapsızlığın içinde
birbirinden vazgeçmeyen
iki kalple yaşar.
Sabah olduğunda
Saray yine saray olacak.
Taşlar yine soğuk.
İnsanlar yine
kendi sırlarını taşıyacak.
Ama ben
Bu geceden
bir hakikat götüreceğim:
Aşk, kalbin
“kal” demesi değil;
“özgürsün” diyebildiği hâlde
“seni seçiyorum”
diye fısıldamasıdır.
Aşk
Seni seviyorum.
Fakat ey kalbim,
Sevmek nedir?
Birini yanında tutmak mı,
Yoksa gidebileceğini bilip
yine de onu sevmek mi?
İşte bütün gecemi
bu soru yönetiyor.
Aşk
Kalbin kapısını açan anahtar
başkasında değil;
onu gerçekten sevmeye
cesaret eden insanın
kendi elindedir.
Aşk
Kayıt Tarihi : 25.08.2026 08:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!