İçimde bir umut kalsın ona dokunma.
Mutluluğun esamesi bana okunmaz.
Pastamıza bir mum daha diktim.
On yıl oldu sensizlik, kutluyorum gururla.
Bu kadar bekletilmez insan, insaf.
Gecemi aydınlat ay ışığı,
Bana yol göster, kafam karmakarışık.
Yokluğun zehir, damarlarımda dolaşır;
Elimde bozuk fenerle ona nasıl ulaşırım?
Bir yanım "vazgeç" diyor, bir yanım "diren",
Söylediğin yalanlar boyunu aştı, bilesin.
Gelmeyeceksen söz verme, yakışmaz dile kir.
Benim de bir gururum vardı; nitekim,
Ayaklar altında, perişan, yerle bir.
Susuyorum, sanma ki cevabım yok,
Sorsan hepsi delirmiş aşkından,
Hangisi bekledi on yıl gelmeyecek olanı?
En doğal hakkım; bunu tabii sorarım,
Benim zihnim netken, sizinki nasıl bulanık?
Sırlarım var üstü kapalı, açılmayacak;
Fırsatın varken kaçıp gitmeliydin,
Ben peşine düştüğümde acım dinmeliydi.
Etrafına neşe saçan iyilik meleği,
Sıra bana geldiğinde kaçık bir deliydi.
Suçu bende arar sorsanız kendisine,
Suyun içinde nefes almak gibisin,
Ciğerlerim seninle dolu.
Nefes vermeye korkar oldum;
Acaba içimde eksiliyor musun?
Güneşe bakmak kadar zor seni yazmak,
Sana anlatacağım bir şey kalmadı,
Tükettim kelimeleri, yokluğuna adadım.
Sayfalarca dil döktüm, hiç birisi ulaşmadı mı? İstemsizce yazıyorum, gözlerim kan çanağı.
Yaktığım sigaranın dumanı da dağıldı.
Sevdanın yükü sandığımdan ağırmış.
Bir kapı kapanır, bir duvar çekilir öne,
Sanırsın ki her menzil dönmüştür düne.
Boşluğa düşer adım, kararsızdır yine,
Oysa her yol bir adımla başlar görünmeye.
En çetin yokuşların bir inişi vardır,
Gecenin siyahında gizlenirim,
Kalemden kâğıda bir nefes verilir.
Bir şiir yazıp seslenirim sana,
Dökerim var olan tüm hislerimi.
Kaç kere "Bu son olsun," dedim,
Öyle çok bekledim ki seni,
Masamda yarım kalmış soğuk bir çay.
Dolapta unutulmuş küflü bir peynir.
Kış günü sokaktaki bir evsiz gibi.
Ve hiç bitmedi o kış sanki.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!